-->

1-2-3 Magic!

Geçenlerde peş peşe iki çok yakın arkadaşım, şeker çocuklarının şekil değiştirdiğini (!) üzüntü ve endişe içerisinde anlatıyorlardı bana. Kaymak gibi, yumuşacık olan bu çocuklar, birden bire hiç annelerinin tahmin edemeyeceği şekilde sertleşmiş, kaba bir konuşma şekli benimsemiş.

Anneler şaşkın.

“Terrible two” denilen dönem sanki aniden “ergenlik” dönemine dönmüş, şaşkın anneler de bu ani değişiklikle nasıl başa çıkacaklarını kara kara düşünüyorlardı.

Aklıma Dr.Feriha Dildar tarafından zamanında bana önerilen ve çok faydalandığım bir kitap geldi. Feriha Hanım şimdiye kadar bize ne kitap önerdiyse ben çok faydalandım.  Bazılarını eşim de okudu, uyguladığı bölümler oldu.

İşte bu kitaplardan biri, “1-2-3 Magic / Effective Discipline for Children 2-12”, Dr.Thomas W.Phelan tarafından yazılmış.

Kitap, ebeveynlere yardımcı olmak için üç basit adım öneriyor:

1.Adım: Olmaması gereken tavırların kontrol edilmesi

2.Adım: İyi tavırların desteklenmesi

3.Adım: Çocukla ilişkinizin kuvvetlendirilmesi

Bu adımları atarken en önemli şeyin doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor Dr.Phelan.  Büyüklerin sakin, kararlı, yumuşak ve net bir tavır içerisinde olmalarının çok önemli olduğu söyleniyor. Uygulamaya başlamadan önce yapılacak izahatın ise tek bir defaya mahsus, az ve öz bir biçimde yapılması öneriliyor.

Fazla konuşan, fazla duygusallaşan ebeveynlerin büyük bir hata yaptıkları vurgulanmış kitapta. Bir anlamda kendi içini rahatlatmak için çocuğun yaptığı hayatı sürekli yüzüne vuran ya da cezayı verirken bol izahat yapan bir ebeveyn kaybetmeye mahkum gibi görünüyor.

OLMAMASI GEREKEN TAVIRLARI KONTROL ETME…

Sayı saymak: 1-2-3!

Çocuğa anne ve baba birlikte uygulanacak sistemi ilk ve son defa tanıttıktan sonra, iş uygulama anına geldiğinde, bulunduğunuz mekândan bağımsız olarak, çocuğunuzun yaptığı yanlış hareketi, birden başlayarak, üçe kadar sayıyorsunuz. Üçe geldiğinizde çocuğunuz hâlâ aynı harekette devam etme konusunda ısrarlıysa, uygun cezayı veriyorsunuz.

Bu ceza, odasında beş dakikalık (genelde yaşı kadar dakika öneriliyor) bir dinlenme ve düşünme süresinden, daha ileri yaşlardaki çocuklara sevdikleri bir filmi seyretme ya da bir oyunla oynama yasağına kadar değişebiliyor.

Burada bana ilginç gelen, cezayı verirken sakin olmanın ve cezayı anons ettikten sonra da cır cır şikayet edilmemesi gerektiğinin üzerinde fazlasıyla durulduğu idi.

Yani “Bak sana söylemiştim böyle yapacağımı. Baban da söyledi. Kaç defa aynı şeyi söyleyeceğiz? Bizi çok üzüyorsun bu davranışınla. Psikologlara gide gide bir hâl olduk…Bir daha yaptığını sakın görmeyeyim!” falan tarzı bir konuşmayı tek başımızayken yastığımıza yapmamız öneriliyor :) (Ben gerçekten bazen inanılmaz gereksiz ve aslında karşımdaki minicik birey için pek de bir şey ifade etmeyen sözcükler sarf ettiğimin farkına vardım kitaptan sonra.)

Bu cezalar verilirken amacımız çocuğa sert olmak, intikam almak değil, bir şey öğretmek. Bunu asla unutmamalıyız gerçekten.

Bu arada verdiğimiz beş dakikalık cezanın sonunda “Oh ev ne güzel sessiz oldu. Biraz daha odasında kalsın..” diye düşünsek de, adil olan ve uygulamamız gereken, verilen sürenin dolduğunu bildirmek ve istediğinde odasından çıkabileceğini belirtmek. Ardından da bu konuyu artık gerçekten kapatıp normal yaşama devam etmek.

Çocuklar konuşulanın harekete dönüştüğünü gördüklerinde ve bir dahaki sefer benzer bir sonuç olacağını bildiklerinden, çoğunlukla biz daha “biiiiiir” derken yaptıkları yanlış hareketi durdurmayı tercih edecekler.   

 İYİ TAVIRLARIN DESTEKLENMESİ…

Bu konuda yedi strateji öneriliyor. Çok kısaca bahsetmek gerekirse:

  1. Olumlu uygulama/yaklaşım: Olumlu yönlerin olumsuzlardan üç ya da dört kat daha fazla vurgulanması (bu bence evlilikler için de geçerli :))
  2. Basit İstekler:  Çocuklara verilecek görevlerin (ister çöpü dökmek, ister ödevini yapmak) önceden belirli bir sisteme oturtularak istenmesi, yani spontane istekler olmaması.
  3. Saat ile: Adeta bir yarış sistemiyle saatin kurulup, istenilen bir işin daha eğlenceli bir şekilde bitmesininin sağlanması. “Saati kuruyorum, on dakika içerisinde bakalım pijamalarını giyebilecek misin?” hem eğlenceli, hem amaca hizmet eden bir yaklaşım.
  4. Ücret karşılığı iş yapılması: Bu beş yaşından itibaren uygulanabilecek bir sistem. Çocuklara beş yaşından itibaren ufak harçlıklar verilebileceği belirtiliyor. Bu sistemde evdeki belirli işleri zamanında yapan çocuğun para kazanması (ve biriktirmeyi öğrenmesi) hedefleniyor. Yapmaları gerekeni yapmazlarsa siz onun yerine yapacaksınız ve o size ödeme yapacak. Nasıl ama?
  5. Doğal Sonuçlar: Yaşamın çocuğa bir şeyler öğretmesine izin verilmesi de denebilir aslında. Yani ödevini yapmayan çocuğun cezasınının öğretmeninden alacağı uyarı olması.
  6. Çizelge: Çok güzel bir sistem. Bir tarafta günler, diğer tarafta sorumluluklar (ya da başlatılmak istenilen davranışlar) yazılıyor. Her biri gerçekleştiğinde ilgili bölüme bir yıldız yapıştırılıyor (4-9 yaş için) ya da puan sistemi uygulanıyor (daha büyük çocuklar için.) Bunun sonucunda çocuk bir ödül kazanabiliyor.
  7. 1-2-3 sisteminin uygulanması: Bunun özellikle sevimsiz işler için gerekli olabileceği vurgulanmış kitapta.  

ÇOCUKLARLA İLİŞKİNİN KUVVETLENDİRİLMESİ…

Çocuğun karşısındakine saygı ve sevgi duyabilmesi için yapılması gerekenler ya da önemli noktalar üzerinde durulmuş kitapta.

Bunlar arasında kendinizin bir örnek teşkil etmesinden yola çıkarak, mutlu, olumlu, kendiyle barışık bir insan profili çizmeniz var.

Ayrıca çocuğunuzla gerçek anlamda vakit geçirmenin önemi vurgulanmış. Vakit geçirirken keyifli aktivitelerin karşılıklı sevgiyi kuvvetlendireceği söylenmiş ki gerçekten katılıyorum. Yani çocuğunuzun ödevi için birlikte masa başına oturmak dışında birlikte her iki tarafın da hoşuna gidecek bir şeyler yapmak eminim çok fark yaratacaktır.

Ve son olarak aktif bir dinleyici olmanın, karşınızdaki kişinin söylediklerini eleştirmeden, tarafsız bir şekilde dinleyip, değerlendirmenizin ilişki açısından olumlu etkisi vurgulanmış.

Kitap çok faydalı, gerek örnekleri gerek alt başlıkları ile kolay okunur, uygulanabilir bir kaynak.

Şimdiye kadar okuduklarınız hoşunuza gittiyse, kitabın kendisini temin edip (ben www.amazon.com dan satın aldım), bir referans kitabı olarak kullanabilirsiniz. 

Bol şans! Unutmayın, uzun açıklamalar ve dertlenmeler yastığınızla sizin aranızda…

6 Yorum
  1. Kaymaçina
    29 Haziran 2010 | 10:09

    Çok faydalı bilgiler paylaşmışsın.Kitabı edineceğim en kısa zamanda.Bende yanlış bir davranışta göz hisasına inerek bu davranışının kabul edilemez olduğunu söyleyerek onu kendimden ve ortamda uzaklaştırıyorum.Genelde ağlayarak ve ”senin kalbini kırmadım ” ben nidaları ile geri dönerek özür diliyor.Sanırım zamanla öğrenecekler bu da çocuk yetirtirmenin bir parçası.

  2. Defne
    29 Haziran 2010 | 11:24

    Aynen öyle… Bazen ben o titrek dudaklara ve sulu sulu gözlere bayrağı indirecek gibi oluyorum ama sonra net bir duruş sergilemem gerektiği aklıma gelip uygulamayı başarıyla (??!!) gerçekleştiriyorum… Bizden önceki nesiller “Kitapla çocuk mu yetiştirilirmiş?” deseler de aslında bu tarz kitapların öyle ya da böyle bir faydası oluyor. Yine de çoğu zaman biz bızdıklara uyuyoruz, onlar bize uyacağına :)

  3. ASLI
    29 Haziran 2010 | 14:38

    Amerika da yaşayan ikiz babası bir arkadaşımın tavsiyesi ile ben de birkaç ay önce bu kitabı edindim. Yemek konusunda “saat” önerisinden faydalandım. Kitapta “Saat mekaniktir.Siz ise duygularınızın etkisinde kalabilirsiniz.” benzeri bir ifade vardı, hoşuma gitmişti. Gerçekten de; doktorumuzun önerisiyle tabakları 20dk dan fazla önlerinde tutmamaya çalışsam da ana yüreği, hiç becerememiştim. Belki biraz daha, bir lokma daha diye diye 1 saati bile bulduğu oluyordu. İki kardeş yemekten çok eğlence için oturuyordu sofraya. Bir gün yemekten önce açıklamamı yapıp, saati kurdum. Saat çalınca da tabakları kaldırdım. Hemen tabakları geri istediler ve güzelce yediler. Ben sinir harbi ile geçirdiğim günlere yandım. Artık saat yok yemeklerde ama biliyorlar ki, belli bir süre sonra yeseler de yemeseler de tabaklar kalkacak. Saat olunca inatlaşma azalıyor gibi geldi bana.

  4. Defne
    29 Haziran 2010 | 20:46

    Evet harika! Bak ne kadar güzel ve pratik bir sistem. Üstelik gürültü, patırtı, tartışma, yalvarma olmadan… Paylaştığın için çok teşekkürler :)

  5. esra
    28 Temmuz 2010 | 15:56

    sitenizi bugun kesfettim ve ilk defa bir siteye yorum bırakıyorum.aslında bir istegimde yok deil.8 aylık bir bebeğim var anlattıgınız kitaptan cok faydalanacağımı düşünüyorum fakat turkce cevirisi var mıdır yardımcı olursanız cok sevinirim.

  6. Defne
    28 Temmuz 2010 | 16:04

    Merhaba Esra Hanım :) Kitabın ben burada Türkçesini görmedim ancak özellikle aramadığım için 100% olmadığını iddia edemeyeceğim. Direkt bana önerilen kitabı sipariş ettiğim için İngilizcesini edindim. Bize kitabı öneren pedagogumuz Türkçesi olsaydı sanırım söylerdi :( Sevgilerimle…

Yorumunuzu Yazın

1-2-3 Magic!

Geçenlerde peş peşe iki çok yakın arkadaşım, şeker çocuklarının şekil değiştirdiğini (!) üzüntü ve endişe içerisinde anlatıyorlardı bana. Kaymak gibi, yumuşacık olan bu çocuklar, birden bire hiç annelerinin tahmin edemeyeceği şekilde sertleşmiş, kaba bir konuşma şekli benimsemiş.

Anneler şaşkın.

“Terrible two” denilen dönem sanki aniden “ergenlik” dönemine dönmüş, şaşkın anneler de bu ani değişiklikle nasıl başa çıkacaklarını kara kara düşünüyorlardı.

Aklıma Dr.Feriha Dildar tarafından zamanında bana önerilen ve çok faydalandığım bir kitap geldi. Feriha Hanım şimdiye kadar bize ne kitap önerdiyse ben çok faydalandım.  Bazılarını eşim de okudu, uyguladığı bölümler oldu.

İşte bu kitaplardan biri, “1-2-3 Magic / Effective Discipline for Children 2-12”, Dr.Thomas W.Phelan tarafından yazılmış.

Kitap, ebeveynlere yardımcı olmak için üç basit adım öneriyor:

1.Adım: Olmaması gereken tavırların kontrol edilmesi

2.Adım: İyi tavırların desteklenmesi

3.Adım: Çocukla ilişkinizin kuvvetlendirilmesi

Bu adımları atarken en önemli şeyin doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor Dr.Phelan.  Büyüklerin sakin, kararlı, yumuşak ve net bir tavır içerisinde olmalarının çok önemli olduğu söyleniyor. Uygulamaya başlamadan önce yapılacak izahatın ise tek bir defaya mahsus, az ve öz bir biçimde yapılması öneriliyor.

Fazla konuşan, fazla duygusallaşan ebeveynlerin büyük bir hata yaptıkları vurgulanmış kitapta. Bir anlamda kendi içini rahatlatmak için çocuğun yaptığı hayatı sürekli yüzüne vuran ya da cezayı verirken bol izahat yapan bir ebeveyn kaybetmeye mahkum gibi görünüyor.

OLMAMASI GEREKEN TAVIRLARI KONTROL ETME…

Sayı saymak: 1-2-3!

Çocuğa anne ve baba birlikte uygulanacak sistemi ilk ve son defa tanıttıktan sonra, iş uygulama anına geldiğinde, bulunduğunuz mekândan bağımsız olarak, çocuğunuzun yaptığı yanlış hareketi, birden başlayarak, üçe kadar sayıyorsunuz. Üçe geldiğinizde çocuğunuz hâlâ aynı harekette devam etme konusunda ısrarlıysa, uygun cezayı veriyorsunuz.

Bu ceza, odasında beş dakikalık (genelde yaşı kadar dakika öneriliyor) bir dinlenme ve düşünme süresinden, daha ileri yaşlardaki çocuklara sevdikleri bir filmi seyretme ya da bir oyunla oynama yasağına kadar değişebiliyor.

Burada bana ilginç gelen, cezayı verirken sakin olmanın ve cezayı anons ettikten sonra da cır cır şikayet edilmemesi gerektiğinin üzerinde fazlasıyla durulduğu idi.

Yani “Bak sana söylemiştim böyle yapacağımı. Baban da söyledi. Kaç defa aynı şeyi söyleyeceğiz? Bizi çok üzüyorsun bu davranışınla. Psikologlara gide gide bir hâl olduk…Bir daha yaptığını sakın görmeyeyim!” falan tarzı bir konuşmayı tek başımızayken yastığımıza yapmamız öneriliyor :) (Ben gerçekten bazen inanılmaz gereksiz ve aslında karşımdaki minicik birey için pek de bir şey ifade etmeyen sözcükler sarf ettiğimin farkına vardım kitaptan sonra.)

Bu cezalar verilirken amacımız çocuğa sert olmak, intikam almak değil, bir şey öğretmek. Bunu asla unutmamalıyız gerçekten.

Bu arada verdiğimiz beş dakikalık cezanın sonunda “Oh ev ne güzel sessiz oldu. Biraz daha odasında kalsın..” diye düşünsek de, adil olan ve uygulamamız gereken, verilen sürenin dolduğunu bildirmek ve istediğinde odasından çıkabileceğini belirtmek. Ardından da bu konuyu artık gerçekten kapatıp normal yaşama devam etmek.

Çocuklar konuşulanın harekete dönüştüğünü gördüklerinde ve bir dahaki sefer benzer bir sonuç olacağını bildiklerinden, çoğunlukla biz daha “biiiiiir” derken yaptıkları yanlış hareketi durdurmayı tercih edecekler.   

 İYİ TAVIRLARIN DESTEKLENMESİ…

Bu konuda yedi strateji öneriliyor. Çok kısaca bahsetmek gerekirse:

  1. Olumlu uygulama/yaklaşım: Olumlu yönlerin olumsuzlardan üç ya da dört kat daha fazla vurgulanması (bu bence evlilikler için de geçerli :))
  2. Basit İstekler:  Çocuklara verilecek görevlerin (ister çöpü dökmek, ister ödevini yapmak) önceden belirli bir sisteme oturtularak istenmesi, yani spontane istekler olmaması.
  3. Saat ile: Adeta bir yarış sistemiyle saatin kurulup, istenilen bir işin daha eğlenceli bir şekilde bitmesininin sağlanması. “Saati kuruyorum, on dakika içerisinde bakalım pijamalarını giyebilecek misin?” hem eğlenceli, hem amaca hizmet eden bir yaklaşım.
  4. Ücret karşılığı iş yapılması: Bu beş yaşından itibaren uygulanabilecek bir sistem. Çocuklara beş yaşından itibaren ufak harçlıklar verilebileceği belirtiliyor. Bu sistemde evdeki belirli işleri zamanında yapan çocuğun para kazanması (ve biriktirmeyi öğrenmesi) hedefleniyor. Yapmaları gerekeni yapmazlarsa siz onun yerine yapacaksınız ve o size ödeme yapacak. Nasıl ama?
  5. Doğal Sonuçlar: Yaşamın çocuğa bir şeyler öğretmesine izin verilmesi de denebilir aslında. Yani ödevini yapmayan çocuğun cezasınının öğretmeninden alacağı uyarı olması.
  6. Çizelge: Çok güzel bir sistem. Bir tarafta günler, diğer tarafta sorumluluklar (ya da başlatılmak istenilen davranışlar) yazılıyor. Her biri gerçekleştiğinde ilgili bölüme bir yıldız yapıştırılıyor (4-9 yaş için) ya da puan sistemi uygulanıyor (daha büyük çocuklar için.) Bunun sonucunda çocuk bir ödül kazanabiliyor.
  7. 1-2-3 sisteminin uygulanması: Bunun özellikle sevimsiz işler için gerekli olabileceği vurgulanmış kitapta.  

ÇOCUKLARLA İLİŞKİNİN KUVVETLENDİRİLMESİ…

Çocuğun karşısındakine saygı ve sevgi duyabilmesi için yapılması gerekenler ya da önemli noktalar üzerinde durulmuş kitapta.

Bunlar arasında kendinizin bir örnek teşkil etmesinden yola çıkarak, mutlu, olumlu, kendiyle barışık bir insan profili çizmeniz var.

Ayrıca çocuğunuzla gerçek anlamda vakit geçirmenin önemi vurgulanmış. Vakit geçirirken keyifli aktivitelerin karşılıklı sevgiyi kuvvetlendireceği söylenmiş ki gerçekten katılıyorum. Yani çocuğunuzun ödevi için birlikte masa başına oturmak dışında birlikte her iki tarafın da hoşuna gidecek bir şeyler yapmak eminim çok fark yaratacaktır.

Ve son olarak aktif bir dinleyici olmanın, karşınızdaki kişinin söylediklerini eleştirmeden, tarafsız bir şekilde dinleyip, değerlendirmenizin ilişki açısından olumlu etkisi vurgulanmış.

Kitap çok faydalı, gerek örnekleri gerek alt başlıkları ile kolay okunur, uygulanabilir bir kaynak.

Şimdiye kadar okuduklarınız hoşunuza gittiyse, kitabın kendisini temin edip (ben www.amazon.com dan satın aldım), bir referans kitabı olarak kullanabilirsiniz. 

Bol şans! Unutmayın, uzun açıklamalar ve dertlenmeler yastığınızla sizin aranızda…

6 Yorum
  1. Kaymaçina
    29 Haziran 2010 | 10:09

    Çok faydalı bilgiler paylaşmışsın.Kitabı edineceğim en kısa zamanda.Bende yanlış bir davranışta göz hisasına inerek bu davranışının kabul edilemez olduğunu söyleyerek onu kendimden ve ortamda uzaklaştırıyorum.Genelde ağlayarak ve ”senin kalbini kırmadım ” ben nidaları ile geri dönerek özür diliyor.Sanırım zamanla öğrenecekler bu da çocuk yetirtirmenin bir parçası.

  2. Defne
    29 Haziran 2010 | 11:24

    Aynen öyle… Bazen ben o titrek dudaklara ve sulu sulu gözlere bayrağı indirecek gibi oluyorum ama sonra net bir duruş sergilemem gerektiği aklıma gelip uygulamayı başarıyla (??!!) gerçekleştiriyorum… Bizden önceki nesiller “Kitapla çocuk mu yetiştirilirmiş?” deseler de aslında bu tarz kitapların öyle ya da böyle bir faydası oluyor. Yine de çoğu zaman biz bızdıklara uyuyoruz, onlar bize uyacağına :)

  3. ASLI
    29 Haziran 2010 | 14:38

    Amerika da yaşayan ikiz babası bir arkadaşımın tavsiyesi ile ben de birkaç ay önce bu kitabı edindim. Yemek konusunda “saat” önerisinden faydalandım. Kitapta “Saat mekaniktir.Siz ise duygularınızın etkisinde kalabilirsiniz.” benzeri bir ifade vardı, hoşuma gitmişti. Gerçekten de; doktorumuzun önerisiyle tabakları 20dk dan fazla önlerinde tutmamaya çalışsam da ana yüreği, hiç becerememiştim. Belki biraz daha, bir lokma daha diye diye 1 saati bile bulduğu oluyordu. İki kardeş yemekten çok eğlence için oturuyordu sofraya. Bir gün yemekten önce açıklamamı yapıp, saati kurdum. Saat çalınca da tabakları kaldırdım. Hemen tabakları geri istediler ve güzelce yediler. Ben sinir harbi ile geçirdiğim günlere yandım. Artık saat yok yemeklerde ama biliyorlar ki, belli bir süre sonra yeseler de yemeseler de tabaklar kalkacak. Saat olunca inatlaşma azalıyor gibi geldi bana.

  4. Defne
    29 Haziran 2010 | 20:46

    Evet harika! Bak ne kadar güzel ve pratik bir sistem. Üstelik gürültü, patırtı, tartışma, yalvarma olmadan… Paylaştığın için çok teşekkürler :)

  5. esra
    28 Temmuz 2010 | 15:56

    sitenizi bugun kesfettim ve ilk defa bir siteye yorum bırakıyorum.aslında bir istegimde yok deil.8 aylık bir bebeğim var anlattıgınız kitaptan cok faydalanacağımı düşünüyorum fakat turkce cevirisi var mıdır yardımcı olursanız cok sevinirim.

  6. Defne
    28 Temmuz 2010 | 16:04

    Merhaba Esra Hanım :) Kitabın ben burada Türkçesini görmedim ancak özellikle aramadığım için 100% olmadığını iddia edemeyeceğim. Direkt bana önerilen kitabı sipariş ettiğim için İngilizcesini edindim. Bize kitabı öneren pedagogumuz Türkçesi olsaydı sanırım söylerdi :( Sevgilerimle…

Yorumunuzu Yazın