Ağzımdaki Acı Tat

thb_agzimdakiaci_28102011

Bazen olur, nedeni doğrudan beni etkilemese de, aslında mutlaka etkiliyordur bir şekilde, uzaktan da olsa.

Ağzımda  acı bir tat.

Ya duyduğum bir haberdir, tanısam da bahsi geçen kişiyi, tanımasamda.

Ya memleketimle ilgili bir gelişmedir ağzımda acı bir tat bırakan.

Bu hafta yine ağzımda acı bir tat.

Ne yersem yiyeyim gitmiyor.

Kalbim direniyor.

Ağzımdaki acı tat devam ediyor.

İçimden keyifli şeyler yazmak gelmiyor, o kadar da şeker şeyler var ki anlatmak istediğim.

Ama ağzımdaki acı tat engel oluyor.

Olmuyor, yazamıyorum pembe bir yazı.

Pembe gözlükler bile acılığı alamıyor.

Bu hafta acı her şey.

Önce terör, sonra deprem.

Bol vızıltı, boş laf. Yapılacak, edilecek, cek, cak,…

Ağzım acı ne yapayım. İnancımı da etkiliyor. Kimseye güvenemiyorum. Bu sözler kaç defa verilmişti acaba daha önce?

Herkes elinden geldiğince eşya topluyor, şu veya bu şekilde yolluyor Van’a.

Peki ulaşıyor mu onca eşya, onca iyi niyet ihtiyaçlıya?

Ağzım acı. Belli ki o noktada da endişe var içimde.

Bir süre geçecek ve unutulacak onca zavallı insan. Kamyonlarla, TIRlarla yollanan onca eşya heba edilecek, sonra ne olacak?

Koskoca kış, minicik çocuklar ne yapacak?

Ağzım acı, çözüm bulamıyorum, bulunanlara inanamıyorum.

İsimler ön planda olunca saf bulamıyorum yapılanları.Yapılandansa isimler önce gelince içtenlik kayboluyor, hesap kitap giriyor işin içine.

Onları okudukça daha da acılaşıyor ağzım.

Unutacağız onca insanı diye korkuyorum. Şu yardımları biraz sene içine yaysalar diye düşünüyorum.

Oyuncak yollayalım deniyor. Acaba ulaşır mı bu keşmekeşte oyuncaklar minik kalplere? Yoksa onlar da heba mı olur diğerleriyle?

Sabredip beklesek de sonra mı yollasak oyuncakları?

Biraz görsek ne oluyor bitiyor da ondan sonra mı devam etsek akıtmaya?

Kalkıp gitsek mi?

Ağzım o kadar acı ki karar veremiyorum.

Bebek bezi, kadın pedi, bebek maması deniyor.  Battaniye, kalın giysiler, evlere malzemeler deniyor.

Toparlıyoruz eşyaları.

Nakit yardım deniyor.

Hemen veriyoruz.

Ne denirse yapıyoruz, yeterki yerine ulaşsın.

Ama ağzımdaki acı geçmiyor, içim bir türlü rahatlamıyor.

Çadırsız zavallı insanların kilometrelerce kuyrukta olduğunu görünce dışarıdaki güneş bile beni mutlu edemiyor.

Ağzım acı, hem de çok.

Sizlerin ağızları ne durumda?

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Ağzımdaki Acı Tat

thb_agzimdakiaci_28102011

Bazen olur, nedeni doğrudan beni etkilemese de, aslında mutlaka etkiliyordur bir şekilde, uzaktan da olsa.

Ağzımda  acı bir tat.

Ya duyduğum bir haberdir, tanısam da bahsi geçen kişiyi, tanımasamda.

Ya memleketimle ilgili bir gelişmedir ağzımda acı bir tat bırakan.

Bu hafta yine ağzımda acı bir tat.

Ne yersem yiyeyim gitmiyor.

Kalbim direniyor.

Ağzımdaki acı tat devam ediyor.

İçimden keyifli şeyler yazmak gelmiyor, o kadar da şeker şeyler var ki anlatmak istediğim.

Ama ağzımdaki acı tat engel oluyor.

Olmuyor, yazamıyorum pembe bir yazı.

Pembe gözlükler bile acılığı alamıyor.

Bu hafta acı her şey.

Önce terör, sonra deprem.

Bol vızıltı, boş laf. Yapılacak, edilecek, cek, cak,…

Ağzım acı ne yapayım. İnancımı da etkiliyor. Kimseye güvenemiyorum. Bu sözler kaç defa verilmişti acaba daha önce?

Herkes elinden geldiğince eşya topluyor, şu veya bu şekilde yolluyor Van’a.

Peki ulaşıyor mu onca eşya, onca iyi niyet ihtiyaçlıya?

Ağzım acı. Belli ki o noktada da endişe var içimde.

Bir süre geçecek ve unutulacak onca zavallı insan. Kamyonlarla, TIRlarla yollanan onca eşya heba edilecek, sonra ne olacak?

Koskoca kış, minicik çocuklar ne yapacak?

Ağzım acı, çözüm bulamıyorum, bulunanlara inanamıyorum.

İsimler ön planda olunca saf bulamıyorum yapılanları.Yapılandansa isimler önce gelince içtenlik kayboluyor, hesap kitap giriyor işin içine.

Onları okudukça daha da acılaşıyor ağzım.

Unutacağız onca insanı diye korkuyorum. Şu yardımları biraz sene içine yaysalar diye düşünüyorum.

Oyuncak yollayalım deniyor. Acaba ulaşır mı bu keşmekeşte oyuncaklar minik kalplere? Yoksa onlar da heba mı olur diğerleriyle?

Sabredip beklesek de sonra mı yollasak oyuncakları?

Biraz görsek ne oluyor bitiyor da ondan sonra mı devam etsek akıtmaya?

Kalkıp gitsek mi?

Ağzım o kadar acı ki karar veremiyorum.

Bebek bezi, kadın pedi, bebek maması deniyor.  Battaniye, kalın giysiler, evlere malzemeler deniyor.

Toparlıyoruz eşyaları.

Nakit yardım deniyor.

Hemen veriyoruz.

Ne denirse yapıyoruz, yeterki yerine ulaşsın.

Ama ağzımdaki acı geçmiyor, içim bir türlü rahatlamıyor.

Çadırsız zavallı insanların kilometrelerce kuyrukta olduğunu görünce dışarıdaki güneş bile beni mutlu edemiyor.

Ağzım acı, hem de çok.

Sizlerin ağızları ne durumda?

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın