Başarının Sırrı Başarısızlıksa?

thb_basarininsirri_21102011

Platin Dergisi’nin Ekim sayısında sevgili arkadaşım Selçuk Kiper’in de bir yazısı vardı. Kendisi bir süre önce derginin yazarları arasına katılmıştı. Selçuk, olaylara bakış açısının genişliği itibari ile söylediklerini can kulağıyla dinlediğim bir kişi. Bu nedenle haberi alır almaz dergiyi edindim, bakalım ne yazmış diye.

İşin ilginç tarafı bizim bızdıkları ilgilendirecek bir yazı çıktı karşıma. Üstelik uzun bir okul araştırma sürecinden geçmiş bir kişi olarak, hislerim ve tecrübelerimin karmasını doğrulayan “Başarının Sırrı Başarısızlık mı?” başlıklı yazıyı olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyorum:

New York Times

 

New York Times’ın ‘eğitim’ bölümünde çok ilginç bir yazı dikkatimi çekti. Okulların açıldığı ve hepimizin çocukları için en iyi eğitimi sağlamaya çalıştığı bir dönemde, bu yazı değişik bir bakış açısı olarak karşımıza çıkıyor.

Yazının kahramanı ise Riverdale Country School’un okul müdürü Dominic Randolph. Okula 2007 yılında müdür olan Randolph, ilk iş olarak ev ödevlerini azaltmış ve okula öğrenci kabulü için kullanılan testi kaldırmış. Bu testlerin sadece IQ üzerine kurulmuş yapılar olduğunu vurgulayan Randolph, başarılı insanlarda IQ dışında öne çıkan bir çok parçanın eksik olduğunu düşünüyor.
Randolph’un bu karar varmasında Knowledge Is Power Program (Bilgi Güçtür Programı – KIPP) okullarının büyük rolü bulunuyor.

KIPP okulları, tüm kültür ve ortamlarda geçerli olacak 24 maddelik karakter gücünü ölçümleme tekniği geliştiriyor. Bunlar; cesaret, adalet, vatandaşlık, erdem, uyum, sevgi ve mizaha kadar uzanıyor. KIPP, ilk kurulduğu yıllarda mezunlarının yüzde 90’ı özel okullara ve bunların da yüzde 80’i üniversiteye giriyordu. Ancak esas sorun, üniversiteye girenlerin sadece yüzde 33’ünün, dört yıllık üniversite programını bitirmesiydi. Bunun üzerine yapılan bir araştırmada, üniversitede başarılı olan öğrencilerin, KIPP’de sadece akademik olarak değil, karakter olarak güçlü, iyimser, ısrarcı ve sosyal zekası kuvvetli olanlardan, kötü bir not alınca bir sonrakine kendilerini geliştirenlerden, her gün ev ödevi yapmak yerine arkadaşları ile oyun oynayan öğrencilerden olduğu tespit edildi.

Bu bilgiler ışığında, karakter testi biraz daha geliştiriliyor. Daha sonra 24 soruluk test şu iki başlıkta toplanıyor:

‘Bu öğrenci yeniliklere ve tecrübeye açık.’ ve

‘Bu öğrenci çaba göstermenin kendisini geliştirdiğine inanıyor.’

Randolph’a göre biz, yüksek giriş puanı alan bir öğrenciye başarılı olduğunu söylüyor ve onu bundan sonraki hayatın kendisi için kolay olacağına inandırıyoruz. Daha sonra ilk aldığı düşük not ile mücadele etmeden pes etmesine göz yumuyoruz. Randolph, başarıyı herkes için istiyor ancak başarının sürekliliği için önce başarısızlığın gelmesi gerektiğine inanıyor.”

New York Times

 

Gerçekten alıştığımızın dışında bir bakış açısı değil mi?

Dünyanın şu anki ve gelecekte olası dinamiğine bakıldığında, çocuklarımız için seçtiğimiz eğitim kurumlarının, standart ezber ve bilgi bombardımanındansa, yapılanların çocuk tarafından irdelenebileceği, tartışılabileceği, yaratıcılığa zaman ayıran, bir şeyin ne olduğundansa nasıl olduğunu anlatmayı önemseyen bir eğitim sistemini sunmasına dikkat etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.

Bilgi artık pek çok şekilde elde ediliyor. Ancak önemli olan bilginin nasıl kullanıldığı. Bununla birlikte sosyal olabilmek büyük bir önem taşıyor. Kafasındakileri doğru aktaramayan, başkaları ile iletişim kurmakta sorun yaşayan bir bireyin, okul dışı hayatında zorlanacağı çok net. İşte bu nedenle amacımız çocuklarımızı hayata hazırlamaksa, empati kurma, karşısındaki insanı dinleyebilme ve anlatılanları yorumlayabilme düşünce yapısına sahip olma, hata yapmaktan korkmama gibi özellikleri uygulayarak aktarmamız gerekiyor.

Bizler için bu biraz zor olacaktır şüphesiz, zira bunun tam tersine inanan bir kültürün bireyleriyiz. Ama çocuklarımız için denememiz şart. Siz ne dersiniz?

Bu arada yazının orijinalini okumak isterseniz, şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.nytimes.com/2011/09/18/magazine/what-if-the-secret-to-success-is-failure.html?pagewanted=1&_r=1&ref=education

1 Yorum
  1. Devrim
    21 Ekim 2011 | 22:35

    Müthiş bir yazı paylaşım için TSK. Ler :)

Yorumunuzu Yazın

Başarının Sırrı Başarısızlıksa?

thb_basarininsirri_21102011

Platin Dergisi’nin Ekim sayısında sevgili arkadaşım Selçuk Kiper’in de bir yazısı vardı. Kendisi bir süre önce derginin yazarları arasına katılmıştı. Selçuk, olaylara bakış açısının genişliği itibari ile söylediklerini can kulağıyla dinlediğim bir kişi. Bu nedenle haberi alır almaz dergiyi edindim, bakalım ne yazmış diye.

İşin ilginç tarafı bizim bızdıkları ilgilendirecek bir yazı çıktı karşıma. Üstelik uzun bir okul araştırma sürecinden geçmiş bir kişi olarak, hislerim ve tecrübelerimin karmasını doğrulayan “Başarının Sırrı Başarısızlık mı?” başlıklı yazıyı olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyorum:

New York Times

 

New York Times’ın ‘eğitim’ bölümünde çok ilginç bir yazı dikkatimi çekti. Okulların açıldığı ve hepimizin çocukları için en iyi eğitimi sağlamaya çalıştığı bir dönemde, bu yazı değişik bir bakış açısı olarak karşımıza çıkıyor.

Yazının kahramanı ise Riverdale Country School’un okul müdürü Dominic Randolph. Okula 2007 yılında müdür olan Randolph, ilk iş olarak ev ödevlerini azaltmış ve okula öğrenci kabulü için kullanılan testi kaldırmış. Bu testlerin sadece IQ üzerine kurulmuş yapılar olduğunu vurgulayan Randolph, başarılı insanlarda IQ dışında öne çıkan bir çok parçanın eksik olduğunu düşünüyor.
Randolph’un bu karar varmasında Knowledge Is Power Program (Bilgi Güçtür Programı – KIPP) okullarının büyük rolü bulunuyor.

KIPP okulları, tüm kültür ve ortamlarda geçerli olacak 24 maddelik karakter gücünü ölçümleme tekniği geliştiriyor. Bunlar; cesaret, adalet, vatandaşlık, erdem, uyum, sevgi ve mizaha kadar uzanıyor. KIPP, ilk kurulduğu yıllarda mezunlarının yüzde 90’ı özel okullara ve bunların da yüzde 80’i üniversiteye giriyordu. Ancak esas sorun, üniversiteye girenlerin sadece yüzde 33’ünün, dört yıllık üniversite programını bitirmesiydi. Bunun üzerine yapılan bir araştırmada, üniversitede başarılı olan öğrencilerin, KIPP’de sadece akademik olarak değil, karakter olarak güçlü, iyimser, ısrarcı ve sosyal zekası kuvvetli olanlardan, kötü bir not alınca bir sonrakine kendilerini geliştirenlerden, her gün ev ödevi yapmak yerine arkadaşları ile oyun oynayan öğrencilerden olduğu tespit edildi.

Bu bilgiler ışığında, karakter testi biraz daha geliştiriliyor. Daha sonra 24 soruluk test şu iki başlıkta toplanıyor:

‘Bu öğrenci yeniliklere ve tecrübeye açık.’ ve

‘Bu öğrenci çaba göstermenin kendisini geliştirdiğine inanıyor.’

Randolph’a göre biz, yüksek giriş puanı alan bir öğrenciye başarılı olduğunu söylüyor ve onu bundan sonraki hayatın kendisi için kolay olacağına inandırıyoruz. Daha sonra ilk aldığı düşük not ile mücadele etmeden pes etmesine göz yumuyoruz. Randolph, başarıyı herkes için istiyor ancak başarının sürekliliği için önce başarısızlığın gelmesi gerektiğine inanıyor.”

New York Times

 

Gerçekten alıştığımızın dışında bir bakış açısı değil mi?

Dünyanın şu anki ve gelecekte olası dinamiğine bakıldığında, çocuklarımız için seçtiğimiz eğitim kurumlarının, standart ezber ve bilgi bombardımanındansa, yapılanların çocuk tarafından irdelenebileceği, tartışılabileceği, yaratıcılığa zaman ayıran, bir şeyin ne olduğundansa nasıl olduğunu anlatmayı önemseyen bir eğitim sistemini sunmasına dikkat etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.

Bilgi artık pek çok şekilde elde ediliyor. Ancak önemli olan bilginin nasıl kullanıldığı. Bununla birlikte sosyal olabilmek büyük bir önem taşıyor. Kafasındakileri doğru aktaramayan, başkaları ile iletişim kurmakta sorun yaşayan bir bireyin, okul dışı hayatında zorlanacağı çok net. İşte bu nedenle amacımız çocuklarımızı hayata hazırlamaksa, empati kurma, karşısındaki insanı dinleyebilme ve anlatılanları yorumlayabilme düşünce yapısına sahip olma, hata yapmaktan korkmama gibi özellikleri uygulayarak aktarmamız gerekiyor.

Bizler için bu biraz zor olacaktır şüphesiz, zira bunun tam tersine inanan bir kültürün bireyleriyiz. Ama çocuklarımız için denememiz şart. Siz ne dersiniz?

Bu arada yazının orijinalini okumak isterseniz, şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.nytimes.com/2011/09/18/magazine/what-if-the-secret-to-success-is-failure.html?pagewanted=1&_r=1&ref=education

1 Yorum
  1. Devrim
    21 Ekim 2011 | 22:35

    Müthiş bir yazı paylaşım için TSK. Ler :)

Yorumunuzu Yazın