Bir Doğumgününün Ardından

thb_birdogumgunu_03.05.2010

Üzerimde tatlı bir yorgunluk, yüzümde hafif bir gülümseme…

Cumartesi akşamki görüntüm genel hali ile böyleydi işte.

Yarı savaştan çıkmış, yarı keyif sarhoşu bir görüntü…

Mayacık dört yaşını doldurdu.

Dört senedir bizlerle.

Dört senedir bize heyecan katıyor, sevgi saçıyor.

Dört senedir kalbimi pıt pıt attırıyor.

Dört senedir bana ilham kaynağı oluyor, mutlu ediyor.

Bu sene diğer senelerden farklı olarak nedense doğumgününün fazlasıyla farkındaydı. Aylar öncesinden başlayan, son iki ay giderek artan bir heyecan ve takip.

“Annecim benim doğumgünüme az kaldı, di mi?”

“E biraz daha var Mayacım. Bu ayın sonunda.”

“Peki ne zaman. Yarın mı?”

“Hayır tatlım. Daha var. Gel bak sana takvimde göstereyim”

En sonunda babası 28 Nisan gününe bir işaret koydu. Bir de 13 Nisan’a, yani kendi doğumgününe. Böylelikle baba-kız doğumgünlerini beklemeye başladılar.

28 Nisan, Çarşamba gününe denk geldiği için okulda, ardından Cumartesi günü de babaanne evinde doğumgünü yapılacak.  Duyan da kırk gün kırk gece düğün sanır. Öylesine dolu dolu “Benim iki doğumgünüm olacak. Biri okulda, biri babaannede.” diyor ki…

Temaları da belirlemiş. Okuldaki Spiderman, evdeki Batman temalı olacak.

Sadece ve sadece içimden (annelik dediğiniz şey bu olsa gerek…) “Ah canım, şekerim, kelebekli, çiçekli falan bir şeyler seçemez miydin? Nereden çıktı şimdi bu Batman, Spiderman?” diye söyleniyorum.

Fakat boynumuz kıldan ince. O isteyecek de annesi yapmayacak mı? Bu kadar hevesle beklediği kendi gününde elbette onun istediği olacak.

28 Nisan okulda aslında üç kişinin doğumgünü. Maya, Ekin ve öğretmenleri İnci birlikte kutlama yapacaklar. İnci Öğretmen için öncelik bızdıklarda. O yüzden kendi doğumgününü hep geri planda tutuyor ama bizimkiler de onu hiç unutmuyorlar.

Maya sürekli sayıyor: “Anne biliyor musun, beennn, Ekiiin ve İnci Öğretmen birlikte doğumgünümüzü kutlayacağız.”

Başlasın hazırlıklar…

Doğumgünlerinin vazgeçilmez unsuru temalı, şekilli pastalar. Fakat benim için pasta seçmek zor. Öyle klasik pastahane pastası istemiyorum. Sağlıklı doğal bir şeyler olsun istiyorum. Çocuklar düzgün bir malzemeden yapılmış bir pasta yesinler, kendi ellerimizle ne olduğu belli olmayan şeyler sunmayalım onlara.

Araştırmalar sonunda sevgili arkadaşım Ece beni Sweetie Catering’e yönlendiriyor. Sahibi Serap Hanım pastalarının doğallığını ve kullandığı malzemeleri anlatıyor uzun uzun. Bir kere marzipan kullanmıyor, onun yerine süslemeyi kurabiyeler üzerine çikolata ile çizdiği karakterlerle yapıyor. Sonra   krema kullanmıyor, yerine beyaz veya siyah çikolata kullanıyor. Kek gibi oluyor pasta fakat çok lezzetli ve üzeri bir sürü bisküvi ile kaplı. Bu da çocukların çok hoşuna gidiyor. Hepsi bisküvi istiyor.

Ekin’in annesi Allahtan beni seviyor da, benim bu garip araştırmalarım sonucu verdiğim kararı tereddüt etmeden kabul ediyor. İçinden “Bu kadın deli!” dese bile pastaya hayır demiyor :) Malum pastamız ortak.

Spiderman çizimli kurabiyelere onay veriyoruz ve pasta hazırlanıyor. İçi çilekli harika oluyor.

Şimdi “goody bag” modası var malum. Aslında “goody bag”, doğumgünü çocuğuna hediye gelince, davetli çocukların da eli boş kalmasın diye verilen sembolik hediye ama nedense bizim okulda her türlü veriliyor. Biz de Spiderman maskeleri ve Spiderman’li boyama kağıtları hazırlayıp, minik süslü poşetlere koyuyoruz.  Bızdıklara veriyoruz.

Böyle minik hediyeler, kırtasiye malzemeleri, sanat aktivitesi için gerekli malzemeleri en rahat Tahtakale’de buluyorsunuz (eğer İstanbul’daysanız.)

O kadar çok çeşit, o kadar güzel fiyatlara ki inanılmaz.

Sınıfın süslenmesi öğretmenlere ait. Bizler Spiderman peçeteleri de temin ettik. Bütün minikler maskelerini taktılar, çok eğlendiler. Fotoğraflar çekildi, danslar edildi. Herşey harikaydı, tek şey hariç: Maya! O kadar hevesle beklediği doğumgününde nedense yüzü hep asık, kaşları çatıktı. Başka bir şey mi hayal etti, yoksa o kalabalık, tantana mı onu sıktı çözemedim.

Akşam da evde şık bir sofra kuruyorum, mumlar yakıyorum ki babası geldiğinde minik bir kutlama daha yapalım. O kutlamada bizimki çok keyifli, okuldaki kızgın yüz ifadesinden eser yok…

Birinci günü atlattık sıra ikincisinde…

Babaanne ile iş dağılımı yapıyoruz. Davetli listemiz yüklü. Aslında arkadaş olarak beş kişi var. (İdeali her yaş için bir arkadaş derler ama biz biraz bu sayıyı aştık.)

Dört tane de kuzen var. Toplam on çocuk, bir de minik bebek var :)

Anneler, babalar da eklenince otuz kişiyi buluyoruz.

Pasta ? Batman kurabiyeli pasta – içi mutlaka çilekli. Uzun haberleşmeler ve mücadeleler sonunda sağ salim, çok güzel, adeta sanat eseri diyebileceğim Batman kurabiyeleri ortaya çıkıyor. Bir de her çocuk için üzerinde isimlerinin olduğu kurabiyeler yapılıyor. Harika!

Dekorasyon? Batman’in lisans problemi varmış. Hiçbir aksesuarı satılmıyor. İmdadıma Elif yetişiyor. Bana siyah yarasalar kesmiş, evime bırakıyor. Hem de bir sürü. Havalara uçuyorum!

Yarasalar evin dört bir yanında. Ya cama yapışmış, ya bir yerlerden sarkıyor…

Kıyafet? Maya’ya İpek Yengesi ve Miray Amcası Batman kostümü getirmişler. Tam oldu üzerine. Bir gün önceden verdiler, belki lazım olur diye. Gerçekten de o gün evden çıkmadan geçirdi üzerine kostümünü, öyle de yakıştı ki…

“Goody bag?” Herkese birer ip – bahçede atlarlar, yaz da geliyor, dışarıda oynayabilecekleri bir şey olsun istiyorum. Nitekim, paketleri açar açmaz çok keyifleniyorlar.

Hava şansımıza güzel. Babaanne sofrasını bir güzel hazırlamış. Bahçeyi de güzel yerleştiriyoruz. Zaten iki farklı boy kaydırak, minik bir ev, minik bir salıncak var. Ben de evden Maya’nın bazı eşyalarını getiriyorum. Mesela boya tahtası (IKEA’daki çok güzel. Bir tarafı kara tahta, diğeri beyaz – isterseniz kağıt geçirme yeri de var), tiyatro ve kuklalar, şişme hedef tahtası, kırmızı masa ve sandalyeleri. Hepsi bahçenin her bir köşesine serpiştirilmiş. Böylece isteyen masaya oturup resim ya da hamurdan şekiller yapacak, isteyen hedef tahtasına topları atacak,…

Misafirlerimiz çok güzel vakit geçiriyorlar. Geçen sene ile ne kadar farklı diye düşünüyorum. Geçen sene pek fazla benden uzaklaşmayan Mayacık, bu sene arkadaşlarıyla kendi kendine çok eğleniyor. Çocuklar kendilerini eğlendirmeyi çok iyi biliyorlar, animatöre falan ihtiyaç yok. Bızdıklara fırsat verilirse o müthiş yaratıcılıklarını kullanarak envaiçeşit oyun üretiyorlar ve saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor.

Akşam hava soğuyor,içeri geçmeye başlıyoruz. Ama biz misafirlerimiz gitsin istemiyoruz, onlar da gitmek istemiyorlar. İçeride şarap servisi başlıyor. Keyifle masa başında sohbet ediyoruz, minikler evin içerisinde azıyorlar.

İlerleyen saatler herkesin evine dönmesi gerektiğini hatırlatıyor. En son biz ailecek kalıyoruz ve tatlı bir yorgunlukla koltuklara yayılıyoruz.

“Maya çok mutluydu.” diyor babaannesi.

“Gerçekten de öyleydi, hâlâ da öyle.” diyorum.  Herkesi Batman kostümü ile karşıladı, müthiş ilgi gördü, eğlendi, arkadaşları ile çok güzel vakit geçirdi.

Arkası seneye…

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Bir Doğumgününün Ardından

thb_birdogumgunu_03.05.2010

Üzerimde tatlı bir yorgunluk, yüzümde hafif bir gülümseme…

Cumartesi akşamki görüntüm genel hali ile böyleydi işte.

Yarı savaştan çıkmış, yarı keyif sarhoşu bir görüntü…

Mayacık dört yaşını doldurdu.

Dört senedir bizlerle.

Dört senedir bize heyecan katıyor, sevgi saçıyor.

Dört senedir kalbimi pıt pıt attırıyor.

Dört senedir bana ilham kaynağı oluyor, mutlu ediyor.

Bu sene diğer senelerden farklı olarak nedense doğumgününün fazlasıyla farkındaydı. Aylar öncesinden başlayan, son iki ay giderek artan bir heyecan ve takip.

“Annecim benim doğumgünüme az kaldı, di mi?”

“E biraz daha var Mayacım. Bu ayın sonunda.”

“Peki ne zaman. Yarın mı?”

“Hayır tatlım. Daha var. Gel bak sana takvimde göstereyim”

En sonunda babası 28 Nisan gününe bir işaret koydu. Bir de 13 Nisan’a, yani kendi doğumgününe. Böylelikle baba-kız doğumgünlerini beklemeye başladılar.

28 Nisan, Çarşamba gününe denk geldiği için okulda, ardından Cumartesi günü de babaanne evinde doğumgünü yapılacak.  Duyan da kırk gün kırk gece düğün sanır. Öylesine dolu dolu “Benim iki doğumgünüm olacak. Biri okulda, biri babaannede.” diyor ki…

Temaları da belirlemiş. Okuldaki Spiderman, evdeki Batman temalı olacak.

Sadece ve sadece içimden (annelik dediğiniz şey bu olsa gerek…) “Ah canım, şekerim, kelebekli, çiçekli falan bir şeyler seçemez miydin? Nereden çıktı şimdi bu Batman, Spiderman?” diye söyleniyorum.

Fakat boynumuz kıldan ince. O isteyecek de annesi yapmayacak mı? Bu kadar hevesle beklediği kendi gününde elbette onun istediği olacak.

28 Nisan okulda aslında üç kişinin doğumgünü. Maya, Ekin ve öğretmenleri İnci birlikte kutlama yapacaklar. İnci Öğretmen için öncelik bızdıklarda. O yüzden kendi doğumgününü hep geri planda tutuyor ama bizimkiler de onu hiç unutmuyorlar.

Maya sürekli sayıyor: “Anne biliyor musun, beennn, Ekiiin ve İnci Öğretmen birlikte doğumgünümüzü kutlayacağız.”

Başlasın hazırlıklar…

Doğumgünlerinin vazgeçilmez unsuru temalı, şekilli pastalar. Fakat benim için pasta seçmek zor. Öyle klasik pastahane pastası istemiyorum. Sağlıklı doğal bir şeyler olsun istiyorum. Çocuklar düzgün bir malzemeden yapılmış bir pasta yesinler, kendi ellerimizle ne olduğu belli olmayan şeyler sunmayalım onlara.

Araştırmalar sonunda sevgili arkadaşım Ece beni Sweetie Catering’e yönlendiriyor. Sahibi Serap Hanım pastalarının doğallığını ve kullandığı malzemeleri anlatıyor uzun uzun. Bir kere marzipan kullanmıyor, onun yerine süslemeyi kurabiyeler üzerine çikolata ile çizdiği karakterlerle yapıyor. Sonra   krema kullanmıyor, yerine beyaz veya siyah çikolata kullanıyor. Kek gibi oluyor pasta fakat çok lezzetli ve üzeri bir sürü bisküvi ile kaplı. Bu da çocukların çok hoşuna gidiyor. Hepsi bisküvi istiyor.

Ekin’in annesi Allahtan beni seviyor da, benim bu garip araştırmalarım sonucu verdiğim kararı tereddüt etmeden kabul ediyor. İçinden “Bu kadın deli!” dese bile pastaya hayır demiyor :) Malum pastamız ortak.

Spiderman çizimli kurabiyelere onay veriyoruz ve pasta hazırlanıyor. İçi çilekli harika oluyor.

Şimdi “goody bag” modası var malum. Aslında “goody bag”, doğumgünü çocuğuna hediye gelince, davetli çocukların da eli boş kalmasın diye verilen sembolik hediye ama nedense bizim okulda her türlü veriliyor. Biz de Spiderman maskeleri ve Spiderman’li boyama kağıtları hazırlayıp, minik süslü poşetlere koyuyoruz.  Bızdıklara veriyoruz.

Böyle minik hediyeler, kırtasiye malzemeleri, sanat aktivitesi için gerekli malzemeleri en rahat Tahtakale’de buluyorsunuz (eğer İstanbul’daysanız.)

O kadar çok çeşit, o kadar güzel fiyatlara ki inanılmaz.

Sınıfın süslenmesi öğretmenlere ait. Bizler Spiderman peçeteleri de temin ettik. Bütün minikler maskelerini taktılar, çok eğlendiler. Fotoğraflar çekildi, danslar edildi. Herşey harikaydı, tek şey hariç: Maya! O kadar hevesle beklediği doğumgününde nedense yüzü hep asık, kaşları çatıktı. Başka bir şey mi hayal etti, yoksa o kalabalık, tantana mı onu sıktı çözemedim.

Akşam da evde şık bir sofra kuruyorum, mumlar yakıyorum ki babası geldiğinde minik bir kutlama daha yapalım. O kutlamada bizimki çok keyifli, okuldaki kızgın yüz ifadesinden eser yok…

Birinci günü atlattık sıra ikincisinde…

Babaanne ile iş dağılımı yapıyoruz. Davetli listemiz yüklü. Aslında arkadaş olarak beş kişi var. (İdeali her yaş için bir arkadaş derler ama biz biraz bu sayıyı aştık.)

Dört tane de kuzen var. Toplam on çocuk, bir de minik bebek var :)

Anneler, babalar da eklenince otuz kişiyi buluyoruz.

Pasta ? Batman kurabiyeli pasta – içi mutlaka çilekli. Uzun haberleşmeler ve mücadeleler sonunda sağ salim, çok güzel, adeta sanat eseri diyebileceğim Batman kurabiyeleri ortaya çıkıyor. Bir de her çocuk için üzerinde isimlerinin olduğu kurabiyeler yapılıyor. Harika!

Dekorasyon? Batman’in lisans problemi varmış. Hiçbir aksesuarı satılmıyor. İmdadıma Elif yetişiyor. Bana siyah yarasalar kesmiş, evime bırakıyor. Hem de bir sürü. Havalara uçuyorum!

Yarasalar evin dört bir yanında. Ya cama yapışmış, ya bir yerlerden sarkıyor…

Kıyafet? Maya’ya İpek Yengesi ve Miray Amcası Batman kostümü getirmişler. Tam oldu üzerine. Bir gün önceden verdiler, belki lazım olur diye. Gerçekten de o gün evden çıkmadan geçirdi üzerine kostümünü, öyle de yakıştı ki…

“Goody bag?” Herkese birer ip – bahçede atlarlar, yaz da geliyor, dışarıda oynayabilecekleri bir şey olsun istiyorum. Nitekim, paketleri açar açmaz çok keyifleniyorlar.

Hava şansımıza güzel. Babaanne sofrasını bir güzel hazırlamış. Bahçeyi de güzel yerleştiriyoruz. Zaten iki farklı boy kaydırak, minik bir ev, minik bir salıncak var. Ben de evden Maya’nın bazı eşyalarını getiriyorum. Mesela boya tahtası (IKEA’daki çok güzel. Bir tarafı kara tahta, diğeri beyaz – isterseniz kağıt geçirme yeri de var), tiyatro ve kuklalar, şişme hedef tahtası, kırmızı masa ve sandalyeleri. Hepsi bahçenin her bir köşesine serpiştirilmiş. Böylece isteyen masaya oturup resim ya da hamurdan şekiller yapacak, isteyen hedef tahtasına topları atacak,…

Misafirlerimiz çok güzel vakit geçiriyorlar. Geçen sene ile ne kadar farklı diye düşünüyorum. Geçen sene pek fazla benden uzaklaşmayan Mayacık, bu sene arkadaşlarıyla kendi kendine çok eğleniyor. Çocuklar kendilerini eğlendirmeyi çok iyi biliyorlar, animatöre falan ihtiyaç yok. Bızdıklara fırsat verilirse o müthiş yaratıcılıklarını kullanarak envaiçeşit oyun üretiyorlar ve saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor.

Akşam hava soğuyor,içeri geçmeye başlıyoruz. Ama biz misafirlerimiz gitsin istemiyoruz, onlar da gitmek istemiyorlar. İçeride şarap servisi başlıyor. Keyifle masa başında sohbet ediyoruz, minikler evin içerisinde azıyorlar.

İlerleyen saatler herkesin evine dönmesi gerektiğini hatırlatıyor. En son biz ailecek kalıyoruz ve tatlı bir yorgunlukla koltuklara yayılıyoruz.

“Maya çok mutluydu.” diyor babaannesi.

“Gerçekten de öyleydi, hâlâ da öyle.” diyorum.  Herkesi Batman kostümü ile karşıladı, müthiş ilgi gördü, eğlendi, arkadaşları ile çok güzel vakit geçirdi.

Arkası seneye…

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın