Bızdıklar Kayakta!

Maya_uludag

Ben kayak konusunda son derece az bilgiye sahip bir kişiyim. Kaymayı sadece bir defa denedim ve hiç sevemedim. Üzerine de gitmedim açıkcası, beni çekmedi. Dolayısıyla kayak tatillerine uzağım.

Ancaaak kızım için boynum kıldan ince. Onun küçükken öğrenmesini istiyorum. Kim ne derse desin ağaç yaşken eğilir. Bu iş minikken çok daha kolay oluyor.

Kendimiz için araştırma yaparken, benimle benzer durumda olabilecek ebeveynleri düşünerek bu yazıyı hazırlamak istedim.

Biraz araştırma yaptım arkadaşlarım arasında. Kayağı seven, kendileri kayan ve çocuklarını kayak merkezlerine taşıyan birkaç anneye sordum. Onlar da sağolsunlar bilgileri paylaştılar. Bana bu yazıdan sonra gelecek bilgilere de “Bızdıklar Kayağa-Ek 1, Ek2,…” şeklinde “0 km. bızdıklar” da yer vereceğim.

Öncelikle geçen haftasonu olan Uludağ tecrübemizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

3 şeker kız (yaş ortalaması 4.5) ve bir minik bebek (20 aylık) ile Uludağ – Alkoçlar Zone (2.Bölge)’da bir haftasonu geçirdik.

Oteli çok beğendik. Her şey elimizin altındaydı. Küçük kompakt bir oteldi. Kayak, ayakkabı, kask kiralama hizmetleri gayet iyiydi (vakit alıyor tabii ama ilk gittiğiniz gün hemen ayarlıyorsunuz).

Çok rahat kayak öğretmeni bulduk çocuklara. Hemen program yapıldı. İlk gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki saat ders. Ertesi gün çıkış saatinize göre bir ya da iki ders. Hiçbir kayak bilgisi olmayan Maya ve Lara ikinci günkü derslerinde kaymaya başlamışlardı ve çok keyif alıyorlardı. Daha fazla tecrübesi olan Serra ise stilini ilerletiyordu!!! (Islık çalarak kaymaya başladı :) – bundan daha havalı ne olabilir ki…)

Yemekler ahım şahım değil, sosyal aktiviteleri de yok (ufak bir Mini Kulüp var kısa süreli kullanım amaçlı) ancak bizler için bunlar öncelikli değildi. Biz çocukları kaydırmayı hedefliyorduk zaten.

Haftasonu seyahatlerinde benim önerim, yapabilirseniz, Cuma günü çıkın evinizden. İlk gün boşa geçen zaman oluyor biraz. Ancak kayak kiralama, ski-pass alma, hoca ayarlama vs. gibi detayları halledebiliyor, sonraki günü tam değerlendirebiliyorsunuz.

Bir diğer öneri çocuğunuzu sevdiği birkaç arkadaşı ile birlikte götürürseniz daha çok verim alabiliyorsunuz. Birbirlerinin kayak dersi aldığını gören minikler daha hevesli oluyorlar, daha çok çabalıyorlar. Boş zamanlarında da sıkılmıyorlar, birlikte oynuyorlar, birlikte yemek yiyorlar.

Uludağ’ın dışında Kartepe macerası var sizlere aktarabileceğim. Kartepe İstanbul’a çok yakın olması nedeniyle bir avantaj olsa da, gerek gerçekten kayak için gelenlerin azlığı (pek çok kişi “gezinmek” için geliyor gibi bir durum var), gerekse tesisin yetersizliği ve kötü organizasyonu sonucu insana biraz da ızdırap gibi gelebiliyor. Otopark, tuvalet, kayak kiralama hizmetleri gibi elzem konularda sınfta kalıyorlar. Hava olarak da anladığım/duyduğum kadarı ile biraz sert ve rüzgarlı olabiliyor. Ancak özellikle Sapanca’da evi olanlar için çok cazip bir lokasyon olduğu da bir gerçek.

Gelelim arkadaşlarımın tecrübelerine…

CLUB MED – Müge (Deniz – 5.5 yaşında)

FRANSA : Peisey-Vallandry ve Tignes Val Claret

İSVİÇRE: Wengen ve Saint-Moritz

Saint-Moritz’deki Club Med çalışanlarının çoğunun İngilizcesi çok azdı. Oğlum Deniz o zaman dört yaşındaydı. Şansımıza kayak hocası Türkiye’de çalışmış biriydi. Bildiği Türkçe kelimeler birkaç tane bile olsa sanırım Deniz’in kendini daha güvende hissetmesini sağladı.

Kayak dersleri dışında, Deniz Mini Club aktivitelerine katılmak istemedi doğal olarak,çünkü bildiği çok az İngilizce kelime iletişim kurması için yeterli olmadı. Zaten kayak derslerine katılması benim için yeterliydi.

Bu sene Tignes’deydik.

Vardığımız gün, önce çocukları Mini Club’a kaydettirdim.Çocuklar için form doldurup imzaladım.Bu arada eşim de kendi sınıflarımız için kayıt yaptırdı.Sonra hemen kayak ve kayak ayakkabısı kiralayacağımız yere gittik.Bunların hepsi otelin farklı yerlerinde,otel dışına çıkmak gerekmiyor.

Dersler Pazartesi’den Cuma’ya beş gün boyunca. Çocukları sabah ders saatinden 30 dakika önce Mini Club’a getirmenizi istiyorlar, çocukların ayakkabı,kask, mont ve diğer aksesuarlarının giydirilmesi için. Öğlen otele dönülüyor. İsterseniz çocukları alıyorsunuz ya da Mini Club’daki abla ve abilerle restorana iniliyor. Tignes’in St-Moritz’e göre avantajı, Tignes’de otel pistlerin hemen yanındaydı. St-Moritz’de ise kayakları sırtlayıp yürümeniz gerekiyordu. Ayrıca otele dönüş,akşamüstü oluyordu. Çocuk sabahtan akşamüstüne kadar dağda oluyor,birbirinizi hiç görmüyorsunuz. 4-5 yaşındaki her çocuk için annesini babasını o kadar süre görmeyip abla-abilerle olmak kolay bir şey değil.

Tekrar Tignes’e dönersek,öğlen yemeğinden sonra çocukları tekrar Mini Club’a götürüyorsunuz.Ders sonrası tekrar alıyorsunuz. Aradaki zamanda ister kayar, ister başka şeyler yapabilirsiniz.

Büyükler derslerden genelde çocuklardan daha geç geliyorlar. O sırada Mini Club’da bazı aktiviteler oluyor. Akşam belli bir saatte yine çocuklar için aktiviteler oluyor, sonra herkes için hazırlanan showlar oluyor,ister beraber ister çocuklar arkadaşlarıyla izliyorlar ya da kendi aralarında oynuyorlar.

Club Med’lerin hepsinde çocuk odaklı hizmetler olmayabiliyor. Gitmeden çocuğunuzun yaşını ve kayma seviyesini belirtip, en uygun mekânları sorarsanız daha isabetli bir seçim yapabilirsiniz.

AVUSTURYA’DA KAYAK – Zeynep (Serra – 4 yaşında)

Bugüne kadar gördüğüm ve arkadaşlarımdan da duyduğum kadarıyla yurtdışındaki merkezlerde yaklaşık aynı sistemler uygulanıyor. Biz arkadaşlarımızla daha lokal yerlere gitmeyi tercih ettik.

Geçen sene gittiğimiz bölge “Leogang-Saalbach-Hinterglemm”.

Bu sene gittiğimiz yer de “Gasteiner tal” idi.

“Gasteiner tal” büyük bir vadi. Burada bizim çocuklar için seçtiğimiz ve çocuk eğitim alanı çok büyük ve güzel olan yerin adı da “Skizentrum Angertal” idi.

Kayak okulları üç yaş grubundan başlıyor.

Untitled from 0kmbizdiklar on Vimeo.


Çocukla kayakÜç yaş grubuna genelde “snowkindergarden” adını veriyorlar. Daha oyunsal şekillerde başlıyorlar ve sadece sabahları 10:00 ile 12:00 arası iki saatlik bir kurs oluyor. İlk gün deneme günü; hem onların çocuğun durumunu izlemeleri, hem de ebeveynlerin çocuklarının ilgi ve istek durumunu gözlemlemeleri için oluyor. 3-4 yas grubunda zorlamayı doğru bulmuyorlar. Eğer çocuk çok karşı çıkıyor, ağlıyorsa, bir sonraki seneyi denemenizi tavsiye ediyorlar.


Çocuk kayak eğitim parkurlarında yürüyen halı sistemi çocuklara çok büyük kolaylık sağlıyor. (Ancak bunu da merkeze gitmeden öğrenmekte fayda var. Bazı küçük merkezlerde olmayabiliyor.)

Alışveriş merkezlerindeki yürüyen yollar gibi düşünülebilir aslında. Kayaklarla çocuklar yolun üzerine çıkıyor ve yürüyen halı onları tepeciğe cıkartıyor aşağı kaymaları için. Hem yürüyerek çıkıp yorulmamış oluyorlar, hem teleski, lift vs. gibi inerken binerken takılıp düşme sorunu pek olmuyor. Onlardan düştükleri zamanki mekanizmanın kafalarına veya başka bir yerlerine çarpması gibi tehlikeler de olmuyor.

Kafaya çarpma demişken, artık çoğu Avrupa ülkesinde 15 yaşa kadar zorunlu olmus durumda ama ben hemen hemen tüm büyüklerin de taktığını görüyorum, kask mutlaka çok önemli ve gerekli bence. Bunu da Türkiye’deki merkezlerde en azından bizler çocuklarımıza kayak merkezinde zorunlu olmasa da takmalıyız. Kartalkaya’da kiralama imkanı vardı, başka merkezlerde de olabilir. Ayrıca çok pahalı olmayan ve ayarlama mekanizması sayesinde bir kaç sene kullanma imkanı olabilecek kaskalardan bir tane edinmek de çözüm olabilir.

Küçüğün durumuna göre bakmak lazım ama ben grup kurslarını çok daha aktiviteli, eğlenceli ve motive edici buluyorum. Yine de mesela bizim kızımız öyle bulmadı, önce bir öğrenip kendine güven duyana kadar gruptaki ilgi kendisine yetmedi sanırım. O nedenle ilk iki gün bir arkadaşıyla özel ders aldı, sonraki üç gün kursa katıldılar.

Seyahatten önce gideceğiniz bölgedeki kayak okullarını araştırmak lazım.

Bazılarında yeni başlayanlar için kurslar Pazar veya Pazartesi başlıyor. Genellikle Cuma ya da Cumartesi sona eriyor. Tabi kaç gün yollamak istediğinizi seçebiliyorsunuz. Mutlaka tüm hafta yazdırmak zorunda değilsiniz. Ama ilk kez baslıyor ise başlangıç gününü tutturmak gerekiyor.

Ya da özel ders ise, gruba yetişmek de bir opsiyon olabilir.

Bu tarihleri önceden öğrenmek gidiş-dönüş tarihlerini ayarlamak için faydalı olacaktır. Kurslar genellikle sabah 10:00’da başlayıp, 12:00’ye kadar kayak, sonra grup ile öğretmenler eşliğinde öğle yemeği arası ve sonra yine saat 15:00’e kadar (kurstan kursa saatler de farklılık gösterebiliyor) kayak kaymak şeklinde oluyor. Yani çocuğunuzu sabah teslim edip, akşamüstü alıyorsunuz. Öğle yemeği ücreti de kurs ücretine dahil oluyor.

Bizim geçen sene gittiğimiz yerdeki kursta direkt çocukları tepeye çıkarıp aşağı yollamak şeklinde bir başlangıç yapmışlardı. Serra doğal olarak ne yapacağını bilmediğinden çok korkmus ve bir daha yapmak istememişti. Bu sene gittiğimiz yerde ise tepeye çıkmadan önce belirli oyunlar eşliğinde kayak ayakkabısı, kayak ile hareket etmeye alışmak gibi düz bir yerde bazı aktiviteler yaptılar. Sonra öğretmen önce tutarak kaydırdı. Ve kademeli olarak ilerlediler.

Özetle kursların nasıl bir eğitim yolu izlediğini konuşmak da faydalı olabilir.

Bir diğer önemli detay ise bazı yerlerde bir grupta çok fazla çocuk olması. Bu da biraz karmaşa yaratıp, çocuğa sıkıntı verebiliyor. Dolayısıyla grupların kaçar kişilik olduğunu da sormak gerekir diye düşünüyorum.

Tabi bir de gittiğiniz ülkeye göre kursa çocuğun konuşabildigi dile göre grup/ders olup olmadığını da sormakta fayda var. Genelde hemen hemen tüm hocalar İngilizce biliyor. Ama grup dersini öyle açmıyorlar ise, o zaman belki yine özel dersi düşünmek faydalı olabilir.

Bundan farklı olarak Avusturya, Almanya ve İsviçre’de “çocuk otelleri” diye bir konsept var. Bir arkadaşım iki senedir üç kızıyla böyle otellere gidiyor. O Almanya’yı tercih ediyor. Oradaki kayak pistleri tabi Avusturya ve İsviçre’ye göre biraz daha kısıtlı oluyor ama ileri seviye kayak yapan yoksa buralar da çocuklar için gayet yeterli oluyor. Bu otellerde her şey çocuklar için düzenlenmiş.

Gündüzleri çocuklarla kayak kursu yanında, otel bünyesindeki büyük oyun odalarında da ilgileniliyor. Yani diyelim ki farklı yaşlarda iki çocuğunuz var. Biri kayak yapıyor, diğeri daha yapacak yaşta değil. O zaman büyüğü kayak kursuna verdiğinizde küçük de oteldeki yuva gibi aktiviteler yapan oyun odasında vakit geçirebiliyor. Siz de bu şekilde kayağa çıkabiliyorsunuz.

Akşam yemeklerinde çocuk büfeleri ya da çocuk menüleri mevcut oluyor.

Akşam yemeğinden sonra da animasyon, çocuk sinemaları ve benzer aktivitelerle yatana kadar sürekli çocukları meşgul ediyorlar. Ayrıca herkese dinleme cihazları veriliyor. Böylece arzu eden anne-babalar çocuklarını uyutup dinleme cihazi ile lobide veya restoranda vakit geçirebiliyor.

Bu tip oteller Fransa ve İtalya’da da olabilir diye düşünüyorum.

AVUSTURYA’DA KAYAK – Şebnem (Katja – 6.5 yaşında ve Julia – 4.5 yaşında)

Çocuklu ailelere yurtdışında hem kış hem de yaz aylarında hoşça vakit geçirebilmeleri için www.kinderhotels.com sayfasını öneririm.

Burada özellikle çok tecrübeli (çoğu pedagog olan) kişiler tarafından çocuklara sabah 09:00, aksam 09:00, haftanın altı günü program sunan oteller yer alıyor.

Biz Tirol‘de Serfaus köyünde Hotel Löwe‘yi tercih ettik.

Sadece kaldığımız otelde değil, civardaki tüm köylerde tamamen çocuklu ailelerin ihtiyaç ve isteklerine yönelik bir konsept uygulamışlar.

Web sitesi de fiyatlar ve verdikleri hizmetler açısından oldukça geniş bilgi veriyor.

Evet efendim, şimdilik bilgi akışı bu kadar – bana çok faydası oldu, umarım size de olmuştur. Ancak en başta da belirttiğim gibi, farklı lokasyonlardaki tecrübelerinizi bizlerle paylaşırsanız, bızdıklarımız için oldukça kapsamlı bir kayak dosyası hazırlamış oluruz.

Herkese bol kayaklar, kızaklar, kartopları ve kardanadamlar diliyorum!

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Bızdıklar Kayakta!

Maya_uludag

Ben kayak konusunda son derece az bilgiye sahip bir kişiyim. Kaymayı sadece bir defa denedim ve hiç sevemedim. Üzerine de gitmedim açıkcası, beni çekmedi. Dolayısıyla kayak tatillerine uzağım.

Ancaaak kızım için boynum kıldan ince. Onun küçükken öğrenmesini istiyorum. Kim ne derse desin ağaç yaşken eğilir. Bu iş minikken çok daha kolay oluyor.

Kendimiz için araştırma yaparken, benimle benzer durumda olabilecek ebeveynleri düşünerek bu yazıyı hazırlamak istedim.

Biraz araştırma yaptım arkadaşlarım arasında. Kayağı seven, kendileri kayan ve çocuklarını kayak merkezlerine taşıyan birkaç anneye sordum. Onlar da sağolsunlar bilgileri paylaştılar. Bana bu yazıdan sonra gelecek bilgilere de “Bızdıklar Kayağa-Ek 1, Ek2,…” şeklinde “0 km. bızdıklar” da yer vereceğim.

Öncelikle geçen haftasonu olan Uludağ tecrübemizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

3 şeker kız (yaş ortalaması 4.5) ve bir minik bebek (20 aylık) ile Uludağ – Alkoçlar Zone (2.Bölge)’da bir haftasonu geçirdik.

Oteli çok beğendik. Her şey elimizin altındaydı. Küçük kompakt bir oteldi. Kayak, ayakkabı, kask kiralama hizmetleri gayet iyiydi (vakit alıyor tabii ama ilk gittiğiniz gün hemen ayarlıyorsunuz).

Çok rahat kayak öğretmeni bulduk çocuklara. Hemen program yapıldı. İlk gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki saat ders. Ertesi gün çıkış saatinize göre bir ya da iki ders. Hiçbir kayak bilgisi olmayan Maya ve Lara ikinci günkü derslerinde kaymaya başlamışlardı ve çok keyif alıyorlardı. Daha fazla tecrübesi olan Serra ise stilini ilerletiyordu!!! (Islık çalarak kaymaya başladı :) – bundan daha havalı ne olabilir ki…)

Yemekler ahım şahım değil, sosyal aktiviteleri de yok (ufak bir Mini Kulüp var kısa süreli kullanım amaçlı) ancak bizler için bunlar öncelikli değildi. Biz çocukları kaydırmayı hedefliyorduk zaten.

Haftasonu seyahatlerinde benim önerim, yapabilirseniz, Cuma günü çıkın evinizden. İlk gün boşa geçen zaman oluyor biraz. Ancak kayak kiralama, ski-pass alma, hoca ayarlama vs. gibi detayları halledebiliyor, sonraki günü tam değerlendirebiliyorsunuz.

Bir diğer öneri çocuğunuzu sevdiği birkaç arkadaşı ile birlikte götürürseniz daha çok verim alabiliyorsunuz. Birbirlerinin kayak dersi aldığını gören minikler daha hevesli oluyorlar, daha çok çabalıyorlar. Boş zamanlarında da sıkılmıyorlar, birlikte oynuyorlar, birlikte yemek yiyorlar.

Uludağ’ın dışında Kartepe macerası var sizlere aktarabileceğim. Kartepe İstanbul’a çok yakın olması nedeniyle bir avantaj olsa da, gerek gerçekten kayak için gelenlerin azlığı (pek çok kişi “gezinmek” için geliyor gibi bir durum var), gerekse tesisin yetersizliği ve kötü organizasyonu sonucu insana biraz da ızdırap gibi gelebiliyor. Otopark, tuvalet, kayak kiralama hizmetleri gibi elzem konularda sınfta kalıyorlar. Hava olarak da anladığım/duyduğum kadarı ile biraz sert ve rüzgarlı olabiliyor. Ancak özellikle Sapanca’da evi olanlar için çok cazip bir lokasyon olduğu da bir gerçek.

Gelelim arkadaşlarımın tecrübelerine…

CLUB MED – Müge (Deniz – 5.5 yaşında)

FRANSA : Peisey-Vallandry ve Tignes Val Claret

İSVİÇRE: Wengen ve Saint-Moritz

Saint-Moritz’deki Club Med çalışanlarının çoğunun İngilizcesi çok azdı. Oğlum Deniz o zaman dört yaşındaydı. Şansımıza kayak hocası Türkiye’de çalışmış biriydi. Bildiği Türkçe kelimeler birkaç tane bile olsa sanırım Deniz’in kendini daha güvende hissetmesini sağladı.

Kayak dersleri dışında, Deniz Mini Club aktivitelerine katılmak istemedi doğal olarak,çünkü bildiği çok az İngilizce kelime iletişim kurması için yeterli olmadı. Zaten kayak derslerine katılması benim için yeterliydi.

Bu sene Tignes’deydik.

Vardığımız gün, önce çocukları Mini Club’a kaydettirdim.Çocuklar için form doldurup imzaladım.Bu arada eşim de kendi sınıflarımız için kayıt yaptırdı.Sonra hemen kayak ve kayak ayakkabısı kiralayacağımız yere gittik.Bunların hepsi otelin farklı yerlerinde,otel dışına çıkmak gerekmiyor.

Dersler Pazartesi’den Cuma’ya beş gün boyunca. Çocukları sabah ders saatinden 30 dakika önce Mini Club’a getirmenizi istiyorlar, çocukların ayakkabı,kask, mont ve diğer aksesuarlarının giydirilmesi için. Öğlen otele dönülüyor. İsterseniz çocukları alıyorsunuz ya da Mini Club’daki abla ve abilerle restorana iniliyor. Tignes’in St-Moritz’e göre avantajı, Tignes’de otel pistlerin hemen yanındaydı. St-Moritz’de ise kayakları sırtlayıp yürümeniz gerekiyordu. Ayrıca otele dönüş,akşamüstü oluyordu. Çocuk sabahtan akşamüstüne kadar dağda oluyor,birbirinizi hiç görmüyorsunuz. 4-5 yaşındaki her çocuk için annesini babasını o kadar süre görmeyip abla-abilerle olmak kolay bir şey değil.

Tekrar Tignes’e dönersek,öğlen yemeğinden sonra çocukları tekrar Mini Club’a götürüyorsunuz.Ders sonrası tekrar alıyorsunuz. Aradaki zamanda ister kayar, ister başka şeyler yapabilirsiniz.

Büyükler derslerden genelde çocuklardan daha geç geliyorlar. O sırada Mini Club’da bazı aktiviteler oluyor. Akşam belli bir saatte yine çocuklar için aktiviteler oluyor, sonra herkes için hazırlanan showlar oluyor,ister beraber ister çocuklar arkadaşlarıyla izliyorlar ya da kendi aralarında oynuyorlar.

Club Med’lerin hepsinde çocuk odaklı hizmetler olmayabiliyor. Gitmeden çocuğunuzun yaşını ve kayma seviyesini belirtip, en uygun mekânları sorarsanız daha isabetli bir seçim yapabilirsiniz.

AVUSTURYA’DA KAYAK – Zeynep (Serra – 4 yaşında)

Bugüne kadar gördüğüm ve arkadaşlarımdan da duyduğum kadarıyla yurtdışındaki merkezlerde yaklaşık aynı sistemler uygulanıyor. Biz arkadaşlarımızla daha lokal yerlere gitmeyi tercih ettik.

Geçen sene gittiğimiz bölge “Leogang-Saalbach-Hinterglemm”.

Bu sene gittiğimiz yer de “Gasteiner tal” idi.

“Gasteiner tal” büyük bir vadi. Burada bizim çocuklar için seçtiğimiz ve çocuk eğitim alanı çok büyük ve güzel olan yerin adı da “Skizentrum Angertal” idi.

Kayak okulları üç yaş grubundan başlıyor.

Untitled from 0kmbizdiklar on Vimeo.


Çocukla kayakÜç yaş grubuna genelde “snowkindergarden” adını veriyorlar. Daha oyunsal şekillerde başlıyorlar ve sadece sabahları 10:00 ile 12:00 arası iki saatlik bir kurs oluyor. İlk gün deneme günü; hem onların çocuğun durumunu izlemeleri, hem de ebeveynlerin çocuklarının ilgi ve istek durumunu gözlemlemeleri için oluyor. 3-4 yas grubunda zorlamayı doğru bulmuyorlar. Eğer çocuk çok karşı çıkıyor, ağlıyorsa, bir sonraki seneyi denemenizi tavsiye ediyorlar.


Çocuk kayak eğitim parkurlarında yürüyen halı sistemi çocuklara çok büyük kolaylık sağlıyor. (Ancak bunu da merkeze gitmeden öğrenmekte fayda var. Bazı küçük merkezlerde olmayabiliyor.)

Alışveriş merkezlerindeki yürüyen yollar gibi düşünülebilir aslında. Kayaklarla çocuklar yolun üzerine çıkıyor ve yürüyen halı onları tepeciğe cıkartıyor aşağı kaymaları için. Hem yürüyerek çıkıp yorulmamış oluyorlar, hem teleski, lift vs. gibi inerken binerken takılıp düşme sorunu pek olmuyor. Onlardan düştükleri zamanki mekanizmanın kafalarına veya başka bir yerlerine çarpması gibi tehlikeler de olmuyor.

Kafaya çarpma demişken, artık çoğu Avrupa ülkesinde 15 yaşa kadar zorunlu olmus durumda ama ben hemen hemen tüm büyüklerin de taktığını görüyorum, kask mutlaka çok önemli ve gerekli bence. Bunu da Türkiye’deki merkezlerde en azından bizler çocuklarımıza kayak merkezinde zorunlu olmasa da takmalıyız. Kartalkaya’da kiralama imkanı vardı, başka merkezlerde de olabilir. Ayrıca çok pahalı olmayan ve ayarlama mekanizması sayesinde bir kaç sene kullanma imkanı olabilecek kaskalardan bir tane edinmek de çözüm olabilir.

Küçüğün durumuna göre bakmak lazım ama ben grup kurslarını çok daha aktiviteli, eğlenceli ve motive edici buluyorum. Yine de mesela bizim kızımız öyle bulmadı, önce bir öğrenip kendine güven duyana kadar gruptaki ilgi kendisine yetmedi sanırım. O nedenle ilk iki gün bir arkadaşıyla özel ders aldı, sonraki üç gün kursa katıldılar.

Seyahatten önce gideceğiniz bölgedeki kayak okullarını araştırmak lazım.

Bazılarında yeni başlayanlar için kurslar Pazar veya Pazartesi başlıyor. Genellikle Cuma ya da Cumartesi sona eriyor. Tabi kaç gün yollamak istediğinizi seçebiliyorsunuz. Mutlaka tüm hafta yazdırmak zorunda değilsiniz. Ama ilk kez baslıyor ise başlangıç gününü tutturmak gerekiyor.

Ya da özel ders ise, gruba yetişmek de bir opsiyon olabilir.

Bu tarihleri önceden öğrenmek gidiş-dönüş tarihlerini ayarlamak için faydalı olacaktır. Kurslar genellikle sabah 10:00’da başlayıp, 12:00’ye kadar kayak, sonra grup ile öğretmenler eşliğinde öğle yemeği arası ve sonra yine saat 15:00’e kadar (kurstan kursa saatler de farklılık gösterebiliyor) kayak kaymak şeklinde oluyor. Yani çocuğunuzu sabah teslim edip, akşamüstü alıyorsunuz. Öğle yemeği ücreti de kurs ücretine dahil oluyor.

Bizim geçen sene gittiğimiz yerdeki kursta direkt çocukları tepeye çıkarıp aşağı yollamak şeklinde bir başlangıç yapmışlardı. Serra doğal olarak ne yapacağını bilmediğinden çok korkmus ve bir daha yapmak istememişti. Bu sene gittiğimiz yerde ise tepeye çıkmadan önce belirli oyunlar eşliğinde kayak ayakkabısı, kayak ile hareket etmeye alışmak gibi düz bir yerde bazı aktiviteler yaptılar. Sonra öğretmen önce tutarak kaydırdı. Ve kademeli olarak ilerlediler.

Özetle kursların nasıl bir eğitim yolu izlediğini konuşmak da faydalı olabilir.

Bir diğer önemli detay ise bazı yerlerde bir grupta çok fazla çocuk olması. Bu da biraz karmaşa yaratıp, çocuğa sıkıntı verebiliyor. Dolayısıyla grupların kaçar kişilik olduğunu da sormak gerekir diye düşünüyorum.

Tabi bir de gittiğiniz ülkeye göre kursa çocuğun konuşabildigi dile göre grup/ders olup olmadığını da sormakta fayda var. Genelde hemen hemen tüm hocalar İngilizce biliyor. Ama grup dersini öyle açmıyorlar ise, o zaman belki yine özel dersi düşünmek faydalı olabilir.

Bundan farklı olarak Avusturya, Almanya ve İsviçre’de “çocuk otelleri” diye bir konsept var. Bir arkadaşım iki senedir üç kızıyla böyle otellere gidiyor. O Almanya’yı tercih ediyor. Oradaki kayak pistleri tabi Avusturya ve İsviçre’ye göre biraz daha kısıtlı oluyor ama ileri seviye kayak yapan yoksa buralar da çocuklar için gayet yeterli oluyor. Bu otellerde her şey çocuklar için düzenlenmiş.

Gündüzleri çocuklarla kayak kursu yanında, otel bünyesindeki büyük oyun odalarında da ilgileniliyor. Yani diyelim ki farklı yaşlarda iki çocuğunuz var. Biri kayak yapıyor, diğeri daha yapacak yaşta değil. O zaman büyüğü kayak kursuna verdiğinizde küçük de oteldeki yuva gibi aktiviteler yapan oyun odasında vakit geçirebiliyor. Siz de bu şekilde kayağa çıkabiliyorsunuz.

Akşam yemeklerinde çocuk büfeleri ya da çocuk menüleri mevcut oluyor.

Akşam yemeğinden sonra da animasyon, çocuk sinemaları ve benzer aktivitelerle yatana kadar sürekli çocukları meşgul ediyorlar. Ayrıca herkese dinleme cihazları veriliyor. Böylece arzu eden anne-babalar çocuklarını uyutup dinleme cihazi ile lobide veya restoranda vakit geçirebiliyor.

Bu tip oteller Fransa ve İtalya’da da olabilir diye düşünüyorum.

AVUSTURYA’DA KAYAK – Şebnem (Katja – 6.5 yaşında ve Julia – 4.5 yaşında)

Çocuklu ailelere yurtdışında hem kış hem de yaz aylarında hoşça vakit geçirebilmeleri için www.kinderhotels.com sayfasını öneririm.

Burada özellikle çok tecrübeli (çoğu pedagog olan) kişiler tarafından çocuklara sabah 09:00, aksam 09:00, haftanın altı günü program sunan oteller yer alıyor.

Biz Tirol‘de Serfaus köyünde Hotel Löwe‘yi tercih ettik.

Sadece kaldığımız otelde değil, civardaki tüm köylerde tamamen çocuklu ailelerin ihtiyaç ve isteklerine yönelik bir konsept uygulamışlar.

Web sitesi de fiyatlar ve verdikleri hizmetler açısından oldukça geniş bilgi veriyor.

Evet efendim, şimdilik bilgi akışı bu kadar – bana çok faydası oldu, umarım size de olmuştur. Ancak en başta da belirttiğim gibi, farklı lokasyonlardaki tecrübelerinizi bizlerle paylaşırsanız, bızdıklarımız için oldukça kapsamlı bir kayak dosyası hazırlamış oluruz.

Herkese bol kayaklar, kızaklar, kartopları ve kardanadamlar diliyorum!

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın