Ece Okullu Oldu!

Anneannem örnek aldığım bir kişiydi. Pek çok yönüyle zamanının çok ilerisindeydi.

İlgimi çeken özelliklerinden biri de her zaman yeniliklere açık olmasıydı. Yeni bir şey denemeye, yeni bir yer görmeye, yeni bir uğraş bulmaya, evinin dekorasyonunu yenilemeye, arabasını değiştirmeye, yeni bir mekan keşfetmeye hepimizden önce hazırdı. Hayatı dolu dolu yaşardı.
“Benden geçti artık” cümlesini biz ondan hiç duymadık.

Yaşıtlarımda sık gördüğüm ve beni rahatsız eden bir yaklaşım mutlu olabileceği bir tecrübeyi yaşamaya korkmak. İş işten geçti, yaş kemale erdi tarzı bir davranış sergilemek.

Kırkından sonra meslek mi değiştirilirmiş? Neden olmasın? Sizi ne mutlu ediyor? Neyin varlığı sizi daha doyumlu bir insan haline getirecek? Nedir bugüne kadar aklınıza gelmemiş (geçten geçe çıkan) o harika fikir?

Bugün sizlere çok sevdiğim bir arkadaşımı takdim etmek istiyorum. Ece, işte yukarıdaki düşünce tarzında olmayanlardan. Cesur, yenilikçi… Kocaman, harika yetiştirdiği bir kızı var. Okumuş, çalışmış, neler yapmış bugüne kadar. Ve daha nelere el atıyor. Hepimize ilham verebilir düşüncesiyle, bugün sizleri Ece ile başbaşa bıramak istiyorum:

Sevgili Defne’ciğim ile BB messengerdan da bağlıyız birbirimize…
BB messenger’ın bir hoşluğu da, kendinizle ilgili notlar düşebiliyor olmanız.

Bu dönem, yıllardır çok istediğim bir şey olan okula dönünce, ben de BB messenger’ıma hemen “Ece okullu oldu!” yazdım gururla :)

Dikkatli Defne arkadaşım da hemen fark edip, “Nasıl yani ?”diye mesaj attı.

İşte böylece benim yüksek lisans yapmak için girişimde bulunduğumdan, bu dönem okula başladığımdan filan detaylı bilgi edindi ve hemen bana her zamanki girişimciliği ve sevimliliği ile okula dönen bir anne olarak, bu konuda bir yazı yazmamı önerip, ricada bulundu.

Ben de en sonunda, neredeyse dönemin sonu geliyor, yazımı yazıyorum.

Ben Üniversite’den 1993’de mezun oldum. Hemen iş hayatıma başladım. Okuldayken de zaten kışın yarı zamanlı, yazın da stajyer olarak çalışıyordum. 1997’de Esen’im doğdu. Esen doğduktan 6 ay sonra iş hayatıma geri döndüm. O zamandan beri aklımın bir köşesinde okula dönmek hep vardı. Dönmek derken daha da okumak isteğim o zamanlara dayanır. Bilgilerimi tazelemek, genişletmek istediğim için. Bir şekilde bunu şimdiye kadar yaratamamıştım.

Geçen yıl çalışma hayatıma ara verdim. Biraz daha sakin, daha kendime dönük olmaya ihtiyaç duyduğum, biraz sularımın dibe çökmesi ihtiyacı içinde olduğumdan.

Annem de 42 yaşında tekrar ÖSYM sınavına girip, ikinci kez, hep esas okumak istediği meslek olan gazetecilik ve halkla ilişkiler okuluna girmişti. Gördüğünüz gibi ailemizde, hem genetik, hem örnekler olarak, kadınlarımız için durmak, oturmak, boş zaman geçirmek neredeyse ayıp :) olabiliyor.

Bu sebeple ben de kısa zaman sonra, haydi artık, bir şeyler yapma zamanı, boş zamanlarını verimli hale dönüştürmen gerek diyen, o iç sesimi dinlemeye karar verip, okul araştırmasına başladım. Okumak istediğim bölümleri inceledim ve Endüstri Ürünleri Tasarımı konusunda çalışmalarıma başladım.

Okula gidiyor olmak olağanüstü güzel, ilk dersten sonra o kadar heyecan duydum ki, derste öğrendiğim konularda sabah üçe kadar internette araştırma yaptım.

Ben bu öğrenme işini seviyorum arkadaşlar! Özellikle ilgi duyduğunuz konularda yeni şeyler öğrenmek, bana olağanüstü bir keyif veriyor, çocuklar gibi seviniyorum.

Sen seviyorsun da çevrede durumlar nasıl derseniz, yeni deyişiyle 7. Sınıfta, bizim zamanımıza göre :) Orta 2’de olan kızım ara sıra bana “Anne sana hiç bu soruyu soracağım aklıma gelmezdi ama derslerini yaptın mı? Okul nasıldı bugün?” gibi sevimli sorularını bana sormaktan büyük keyif alıyor ve hemen ekliyor, “Sanırım beni şimdi daha iyi anlıyorsundur!”

Gerçekten de daha iyi anlıyorum zira bazen çok zorlanıyorum, okul bambaşka bir konsantrasyon işiymiş meğer. Öyle arada derede yapılacak bir şey asla değil! Ciddi bir şekilde, iş gibi, mesai ayırmak gerekiyor. Bazen de kendimi teknolojik olarak yetersiz hissedebiliyorum. Nasıl mı?
Bir ödev hazırlanacak örneğin, ben eskiden okulda, yaratıcılığım sayesinde, her zaman ödevlerden en yüksek notları alır, bununla da gurur duyardım. Geçen gün de aynı gururla gittim sınıfa, bir de ne göreyim, küçük, şirin, teknolojik sınıf arkadaşlarımın ödevleri yıkılıyor, film yapmışlar i-phonelarıyla!

Ancak bu beni yıldırmadı, bilakis, okula dönmek isteğimde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım. Zira okula geri dönmekteki çıkış noktam, kendimi geliştirmek, yenilemek, çağa uydurmak, yeni gelişmelere adapte olabilmek değil miydi? İşte bir kez daha ne kadar haklı olduğumun kanıtı oldu sınıftaki arkadaşlarımın seviyesini hayranlıkla görmek.

Dönem bitiyor ve ben çok mutluyum bu kararımdan. Devam etmeyi gönülden istiyorum.

Bu arada hayatım nasıl değişti diye merak ediyorsanız, çok daha organize olmam gerekti, aynı bir işte çalışırken olmak gerektiği gibi. Ev ile ilgili işlerden tutun da kızımla ilgili yapılması gereken işler dâhil, kabarık yapılması gerekenler listenizin hepsini bol ve geniş bir zamanda değil, daha planlı, programlı bir şekilde organize etme gerekliliği…

Bunun haricinde tabii arkadaşlarıma daha az zaman ayırabildim. Tüm arkadaşlarım her konuda bana çok destek oldular ve anlayışla karşıladılar. Şimdi artık onlara tekrardan daha fazla zaman ayırabileceğim için çok sevinçliyim. :)

Okulun normal işten en güzel farklarından biri ders saatlerinin haricindeki zamanlarda yine evde olabilmek, diğeri de sömestr sonlarında çocuklarımızla aynı zamanlarda uzun tatillere sahip olabilmek.

Aklında böyle bir düşüncesi olanlara kesinlikle öneririm, hem de zaman kaybetmeden başlamalarını öneririm!

Sevgimle,
Ece Ermeç Üster

5 Yorum
  1. gamlı baykuş
    1 Haziran 2010 | 10:04

    Bu yazınız, 12 yıldır yaptığım öğretmenlik mesleğini bırakıp gerçekten yapmak istediğim aşçılığı öğrenip, bir iş olarak seçmek için çok geç olup olmadığını düşündüğüm bir zamanda bana delice birşey yapmadığımı gösterdi. Hele hele 42 yaşında tekrar sınava giren bir anneniz olduğunu öğrenmek bana büyük cesaret verdi. Teşekkürler…

  2. Kaymacina
    1 Haziran 2010 | 12:36

    Ece’ye bravo valla, bende hep oğlum azıcık büyüsünde İtalyancaya başlayayım,hatta belki master diye paln yapıyorum. Kuvvet buldum bu yazıdan.
    Not: Google readerdan adresin değiştiğinden beri üye olamıyorum anlamadım neler oluyor…takipteyim.Başka üye olabilen varsa nerde hata yapıyorum bana öğretirse sevinirim. Sevgilerimle,

  3. Defne
    2 Haziran 2010 | 13:04

    Tam zamanında yetişmiş yazı. Çok sevindim. Hayallere yelken açmak için hiçbir zaman geç değil. Ben bunu Aloşumdan (anneannemden) öğrendim. Uygulamaya çalışıyorum, tüm engellere rağmen :) Ece ise engel tanımayanlardan :))

  4. Defne
    2 Haziran 2010 | 13:04

    Hiç durma! Şuna gönülden inanıyorum ki, yaptıklarımız her zaman yanımıza kâr kalırken, yapamadıklarımız sadece birer hayal olarak yok olup gidiyor.
    Üyelik konusunda neden böyle olduğunu anlayamadım. Tüm üyeleri taşıdık değişikliği yaparken. Acaba blog üyeliğini tekrar mail adresini girerek talep etsen, sana mail ile gelecek onay talebindeki linki tıklasan… Ne dersin?

  5. Ece
    2 Haziran 2010 | 15:45

    Sevgili Gamlı baykuş ve Kaymacına
    harika yorumlarınız için binlerce teşekkürler.
    Yazımın zamanında sizlere yetişmesine ve bu kadar olumlu etkisi olmasına çok sevindim.
    Yollarınız açık olsun…
    Sevgimle,
    Ece

Yorumunuzu Yazın

Ece Okullu Oldu!

Anneannem örnek aldığım bir kişiydi. Pek çok yönüyle zamanının çok ilerisindeydi.

İlgimi çeken özelliklerinden biri de her zaman yeniliklere açık olmasıydı. Yeni bir şey denemeye, yeni bir yer görmeye, yeni bir uğraş bulmaya, evinin dekorasyonunu yenilemeye, arabasını değiştirmeye, yeni bir mekan keşfetmeye hepimizden önce hazırdı. Hayatı dolu dolu yaşardı.
“Benden geçti artık” cümlesini biz ondan hiç duymadık.

Yaşıtlarımda sık gördüğüm ve beni rahatsız eden bir yaklaşım mutlu olabileceği bir tecrübeyi yaşamaya korkmak. İş işten geçti, yaş kemale erdi tarzı bir davranış sergilemek.

Kırkından sonra meslek mi değiştirilirmiş? Neden olmasın? Sizi ne mutlu ediyor? Neyin varlığı sizi daha doyumlu bir insan haline getirecek? Nedir bugüne kadar aklınıza gelmemiş (geçten geçe çıkan) o harika fikir?

Bugün sizlere çok sevdiğim bir arkadaşımı takdim etmek istiyorum. Ece, işte yukarıdaki düşünce tarzında olmayanlardan. Cesur, yenilikçi… Kocaman, harika yetiştirdiği bir kızı var. Okumuş, çalışmış, neler yapmış bugüne kadar. Ve daha nelere el atıyor. Hepimize ilham verebilir düşüncesiyle, bugün sizleri Ece ile başbaşa bıramak istiyorum:

Sevgili Defne’ciğim ile BB messengerdan da bağlıyız birbirimize…
BB messenger’ın bir hoşluğu da, kendinizle ilgili notlar düşebiliyor olmanız.

Bu dönem, yıllardır çok istediğim bir şey olan okula dönünce, ben de BB messenger’ıma hemen “Ece okullu oldu!” yazdım gururla :)

Dikkatli Defne arkadaşım da hemen fark edip, “Nasıl yani ?”diye mesaj attı.

İşte böylece benim yüksek lisans yapmak için girişimde bulunduğumdan, bu dönem okula başladığımdan filan detaylı bilgi edindi ve hemen bana her zamanki girişimciliği ve sevimliliği ile okula dönen bir anne olarak, bu konuda bir yazı yazmamı önerip, ricada bulundu.

Ben de en sonunda, neredeyse dönemin sonu geliyor, yazımı yazıyorum.

Ben Üniversite’den 1993’de mezun oldum. Hemen iş hayatıma başladım. Okuldayken de zaten kışın yarı zamanlı, yazın da stajyer olarak çalışıyordum. 1997’de Esen’im doğdu. Esen doğduktan 6 ay sonra iş hayatıma geri döndüm. O zamandan beri aklımın bir köşesinde okula dönmek hep vardı. Dönmek derken daha da okumak isteğim o zamanlara dayanır. Bilgilerimi tazelemek, genişletmek istediğim için. Bir şekilde bunu şimdiye kadar yaratamamıştım.

Geçen yıl çalışma hayatıma ara verdim. Biraz daha sakin, daha kendime dönük olmaya ihtiyaç duyduğum, biraz sularımın dibe çökmesi ihtiyacı içinde olduğumdan.

Annem de 42 yaşında tekrar ÖSYM sınavına girip, ikinci kez, hep esas okumak istediği meslek olan gazetecilik ve halkla ilişkiler okuluna girmişti. Gördüğünüz gibi ailemizde, hem genetik, hem örnekler olarak, kadınlarımız için durmak, oturmak, boş zaman geçirmek neredeyse ayıp :) olabiliyor.

Bu sebeple ben de kısa zaman sonra, haydi artık, bir şeyler yapma zamanı, boş zamanlarını verimli hale dönüştürmen gerek diyen, o iç sesimi dinlemeye karar verip, okul araştırmasına başladım. Okumak istediğim bölümleri inceledim ve Endüstri Ürünleri Tasarımı konusunda çalışmalarıma başladım.

Okula gidiyor olmak olağanüstü güzel, ilk dersten sonra o kadar heyecan duydum ki, derste öğrendiğim konularda sabah üçe kadar internette araştırma yaptım.

Ben bu öğrenme işini seviyorum arkadaşlar! Özellikle ilgi duyduğunuz konularda yeni şeyler öğrenmek, bana olağanüstü bir keyif veriyor, çocuklar gibi seviniyorum.

Sen seviyorsun da çevrede durumlar nasıl derseniz, yeni deyişiyle 7. Sınıfta, bizim zamanımıza göre :) Orta 2’de olan kızım ara sıra bana “Anne sana hiç bu soruyu soracağım aklıma gelmezdi ama derslerini yaptın mı? Okul nasıldı bugün?” gibi sevimli sorularını bana sormaktan büyük keyif alıyor ve hemen ekliyor, “Sanırım beni şimdi daha iyi anlıyorsundur!”

Gerçekten de daha iyi anlıyorum zira bazen çok zorlanıyorum, okul bambaşka bir konsantrasyon işiymiş meğer. Öyle arada derede yapılacak bir şey asla değil! Ciddi bir şekilde, iş gibi, mesai ayırmak gerekiyor. Bazen de kendimi teknolojik olarak yetersiz hissedebiliyorum. Nasıl mı?
Bir ödev hazırlanacak örneğin, ben eskiden okulda, yaratıcılığım sayesinde, her zaman ödevlerden en yüksek notları alır, bununla da gurur duyardım. Geçen gün de aynı gururla gittim sınıfa, bir de ne göreyim, küçük, şirin, teknolojik sınıf arkadaşlarımın ödevleri yıkılıyor, film yapmışlar i-phonelarıyla!

Ancak bu beni yıldırmadı, bilakis, okula dönmek isteğimde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım. Zira okula geri dönmekteki çıkış noktam, kendimi geliştirmek, yenilemek, çağa uydurmak, yeni gelişmelere adapte olabilmek değil miydi? İşte bir kez daha ne kadar haklı olduğumun kanıtı oldu sınıftaki arkadaşlarımın seviyesini hayranlıkla görmek.

Dönem bitiyor ve ben çok mutluyum bu kararımdan. Devam etmeyi gönülden istiyorum.

Bu arada hayatım nasıl değişti diye merak ediyorsanız, çok daha organize olmam gerekti, aynı bir işte çalışırken olmak gerektiği gibi. Ev ile ilgili işlerden tutun da kızımla ilgili yapılması gereken işler dâhil, kabarık yapılması gerekenler listenizin hepsini bol ve geniş bir zamanda değil, daha planlı, programlı bir şekilde organize etme gerekliliği…

Bunun haricinde tabii arkadaşlarıma daha az zaman ayırabildim. Tüm arkadaşlarım her konuda bana çok destek oldular ve anlayışla karşıladılar. Şimdi artık onlara tekrardan daha fazla zaman ayırabileceğim için çok sevinçliyim. :)

Okulun normal işten en güzel farklarından biri ders saatlerinin haricindeki zamanlarda yine evde olabilmek, diğeri de sömestr sonlarında çocuklarımızla aynı zamanlarda uzun tatillere sahip olabilmek.

Aklında böyle bir düşüncesi olanlara kesinlikle öneririm, hem de zaman kaybetmeden başlamalarını öneririm!

Sevgimle,
Ece Ermeç Üster

5 Yorum
  1. gamlı baykuş
    1 Haziran 2010 | 10:04

    Bu yazınız, 12 yıldır yaptığım öğretmenlik mesleğini bırakıp gerçekten yapmak istediğim aşçılığı öğrenip, bir iş olarak seçmek için çok geç olup olmadığını düşündüğüm bir zamanda bana delice birşey yapmadığımı gösterdi. Hele hele 42 yaşında tekrar sınava giren bir anneniz olduğunu öğrenmek bana büyük cesaret verdi. Teşekkürler…

  2. Kaymacina
    1 Haziran 2010 | 12:36

    Ece’ye bravo valla, bende hep oğlum azıcık büyüsünde İtalyancaya başlayayım,hatta belki master diye paln yapıyorum. Kuvvet buldum bu yazıdan.
    Not: Google readerdan adresin değiştiğinden beri üye olamıyorum anlamadım neler oluyor…takipteyim.Başka üye olabilen varsa nerde hata yapıyorum bana öğretirse sevinirim. Sevgilerimle,

  3. Defne
    2 Haziran 2010 | 13:04

    Tam zamanında yetişmiş yazı. Çok sevindim. Hayallere yelken açmak için hiçbir zaman geç değil. Ben bunu Aloşumdan (anneannemden) öğrendim. Uygulamaya çalışıyorum, tüm engellere rağmen :) Ece ise engel tanımayanlardan :))

  4. Defne
    2 Haziran 2010 | 13:04

    Hiç durma! Şuna gönülden inanıyorum ki, yaptıklarımız her zaman yanımıza kâr kalırken, yapamadıklarımız sadece birer hayal olarak yok olup gidiyor.
    Üyelik konusunda neden böyle olduğunu anlayamadım. Tüm üyeleri taşıdık değişikliği yaparken. Acaba blog üyeliğini tekrar mail adresini girerek talep etsen, sana mail ile gelecek onay talebindeki linki tıklasan… Ne dersin?

  5. Ece
    2 Haziran 2010 | 15:45

    Sevgili Gamlı baykuş ve Kaymacına
    harika yorumlarınız için binlerce teşekkürler.
    Yazımın zamanında sizlere yetişmesine ve bu kadar olumlu etkisi olmasına çok sevindim.
    Yollarınız açık olsun…
    Sevgimle,
    Ece

Yorumunuzu Yazın