-->

Gerçekten İsteyince

thb_gercektenisteyince_2010

Hani vardır ya hayaller… Hep peşinden koşarız, aslında elimizle uzanabilecekken çok uzaklarda ararız.

Hem olmasını isteriz, hem de olamamasından için için mutluluk duyarız.. Çünkü hayal etmek güzeldir aslında. Hayaliniz gerçekleşince ne yaparsınız? Evet, bildiniz! Yeni bir hayal peşinde koşarsınız.

Bir de güzel mazeretler yaratırız, kendi koyduğumuz engellerle savaşırız, başkasına suç bularak…

İnsan hali böyle, ne yapalım…

Onunla tanışmamız yoğun iş hayatıma denk geliyor. Ben ajanstayım, amacım onun temsil ettiği markayı daha da bilinir kılmak, daha da sevilmesini sağlamak. O ise işin müşteri kanadında, disiplinli, net, çalışkan. Adım adım basamakları tırmanıyor ve hangi firmada yeni bir başarıya imza atsa biz onun yanındayız. O bize güveniyor, biz de ona.

İşte Funda ile ilk tanışmam böyle bir çerçevede oldu.

Müşteri-ajans ilişkileri biraz umutsuz aşklara benziyor. Her iki tarafın aynı anda mutlu olması çoğunlukla zor oluyor, bazen nefret bazen sevgi ve mutluluk ama sonuçta bir hedefe birlikte koşmak var, ilişkiyi vazgeçilmez kılan belki de tek nokta.

Bizim ilişkimiz farklı gelişti Funda ile. Arkadaş olduk. Birbirimizi sevdik, anladık. Ve o arkadaşlık sayesinde ben geçen hafta onun yeni heyecanına tanık oldum, ailemle bu keyifi paylaşabildim.

Yer: Çeşme – Alaçatı

Daracık sokaklardan geçip, normal şartlarda kesinlikle tarifsiz bulamayacağınız bir sokağa ulaşıyorsunuz. Kapıdan içeri girdiğiniz anda bir cennet. Romantik mum ışıkları her yerde. Hem yerel, hem müthiş zevkli bir dekorasyon. Avlusu ayrı keyifli. Çiçekleri, yeşillikleri, rahat kocaman minderli kanepeleri, küçük iki kişilik köşeleri…

Anlatmakla tam olmuyor, görmek lazım.

Funda’nın yeni heyecanı : Taşhan Alaçatı

Hareketli iş hayatında son derece başarılı bir kariyer devam ettirirken koşa koşa Çeşme’ye gelmiş. Hep duyarım böyle hikayeleri, her şeyini satıp izole hayat yaşayanlar, başka ülkeye yerleşenler, küçük şehirlere taşınanlar,…

Fakat yakınımda kimse böylesine büyük bir fark yaratmamıştı hayatında. Nasıl oldu? Fikir nereden çıktı? Neden Çeşme? Funda’ya sorup duruyoruz. O da yüzünde sakin bir tebessümle anlatıyor. Dinledikçe keyifleniyoruz.

Bu evi almışlar zamanında. Ev olarak kullanmak amacı ile. Ancak ilerleyen zaman içerisinde önce restoran ya da cafe, ardından butik otel yapma fikri doğmuş. Kendi bile farkında değil, okul arkadaşları hatırlatmış, seneler öncesinin hayalini. Meğer hep böyle bir yer istermiş. Küçük ama kendine has, onu yansıtacak…

Taşhan çok yeni. Zaten minicik, iki odalı. Bu sene deneme senesi. Başarılı geçmiş. Çok şey öğrenmiş arkadaşım.

Seneye amaç oda sayısını arttırmak. Bu seneki tecrübelerden faydalanmak.

Kışın boş durmayacak tabii ki. Haftasonu büyük şehirlerden kaçmak isteyenler için özel programlar hazırlayacak. Yerel malzemelerle yemek kursundan tutun, çevrede fotograf çekimlerine kadar pek çok plan var kafasında. Bugüne kadar dev firmalarda edindiği tecrübesini ve becerisini şimdi de minik oteline taşıyacak. Kuşkusuz çok başarılı olacak.

Biz önce kısacık uğradık ona. Akşamüzeri, yemek öncesiydi. Amacım onu görmekti, özlemişim, kaç zamandır buluşamadık. Ama ertesi gün bizi yemeğe davet edince, dayanamadık teklifi kabul ettik.

Menü basit, az ve öz fakat leziz!!! Taptaze bir salata, üç farklı makarna- üç farklı sos (bizim denediğimiz sebzeli, votkalı ve limonlu idi), harika bir şarap ve ardından nefis bir cheesecake ve tabii vazgeçilmez son: kahve.

Keyifli sohbet, sıcacık ortam, o romantik mumlar, harika müzik ve nefis yemekler hiç bitmesin istedim. Mayacık bile gecenin fotoğrafçısı olarak burada çekilecek pek çok özel köşe buldu :)

Niyetim kışın sevgili eşimle haftasonu kaçamağı yapmak ve Taşhan’da konaklamak… Tadı damağımda kaldı…

Funda adım adım hayaline doğru ilerliyor… En başta farkında değilse de şimdi son derece bilinçli olarak…

Ya siz? Şu koşuşturmalı hayatınıza bir es verip düşündünüz mü o gencecik halinizle ne hayal etmiştiniz kendiniz için? Peki şimdi ne yapıyorsunuz? Mutluysanız sorun yok. Ama değilseniz ne bekliyorsunuz? Zaman akıp gidiyor, benden hatırlatması…

4 Yorum
  1. ANNE MÜDÜRÜ
    17 Eylül 2010 | 11:26

    benim de var bir takım hayallerim.. emekli olmayı bekliyorum. beklemem lazım olduğu için:(
    Darısı başıma

    Çeşme yi zaten çok severim. Tek geçerim!
    Seneye uğranacak adreslere ekledim bile.
    Her şeyi yazarım. Listem var benim:)
    Sevgiler:)

  2. Tugba
    17 Eylül 2010 | 11:29

    Bu güzel ama hüzünlü sonbahar sabahı güzel yerlere götürdün beni Defne.Dile getirdiğin seyler bence hepimizin farkında olduğu ama cesaretmi desem usengeclikmi desem yoksa korkaklikmi…… Yapmak isteyip de yapamadıklarımız Hayat yani kısaca sorumluluklar!!!

  3. Defne
    17 Eylül 2010 | 22:03

    Haklısın Tugbacım. Ama sorumluluklar asla bitmeyecek. Hayallerimiz için de biraz sorumluluk alamaz mıyız acaba? Ne dersin? Çok sevgiler :)

  4. Defne
    17 Eylül 2010 | 22:04

    Listeler benim de sağ kolum :) Umarım hayalleriniz beklediğinizden de yakın zamanda gerçekleşir. Benden de sevgiler :)

Yorumunuzu Yazın

Gerçekten İsteyince

thb_gercektenisteyince_2010

Hani vardır ya hayaller… Hep peşinden koşarız, aslında elimizle uzanabilecekken çok uzaklarda ararız.

Hem olmasını isteriz, hem de olamamasından için için mutluluk duyarız.. Çünkü hayal etmek güzeldir aslında. Hayaliniz gerçekleşince ne yaparsınız? Evet, bildiniz! Yeni bir hayal peşinde koşarsınız.

Bir de güzel mazeretler yaratırız, kendi koyduğumuz engellerle savaşırız, başkasına suç bularak…

İnsan hali böyle, ne yapalım…

Onunla tanışmamız yoğun iş hayatıma denk geliyor. Ben ajanstayım, amacım onun temsil ettiği markayı daha da bilinir kılmak, daha da sevilmesini sağlamak. O ise işin müşteri kanadında, disiplinli, net, çalışkan. Adım adım basamakları tırmanıyor ve hangi firmada yeni bir başarıya imza atsa biz onun yanındayız. O bize güveniyor, biz de ona.

İşte Funda ile ilk tanışmam böyle bir çerçevede oldu.

Müşteri-ajans ilişkileri biraz umutsuz aşklara benziyor. Her iki tarafın aynı anda mutlu olması çoğunlukla zor oluyor, bazen nefret bazen sevgi ve mutluluk ama sonuçta bir hedefe birlikte koşmak var, ilişkiyi vazgeçilmez kılan belki de tek nokta.

Bizim ilişkimiz farklı gelişti Funda ile. Arkadaş olduk. Birbirimizi sevdik, anladık. Ve o arkadaşlık sayesinde ben geçen hafta onun yeni heyecanına tanık oldum, ailemle bu keyifi paylaşabildim.

Yer: Çeşme – Alaçatı

Daracık sokaklardan geçip, normal şartlarda kesinlikle tarifsiz bulamayacağınız bir sokağa ulaşıyorsunuz. Kapıdan içeri girdiğiniz anda bir cennet. Romantik mum ışıkları her yerde. Hem yerel, hem müthiş zevkli bir dekorasyon. Avlusu ayrı keyifli. Çiçekleri, yeşillikleri, rahat kocaman minderli kanepeleri, küçük iki kişilik köşeleri…

Anlatmakla tam olmuyor, görmek lazım.

Funda’nın yeni heyecanı : Taşhan Alaçatı

Hareketli iş hayatında son derece başarılı bir kariyer devam ettirirken koşa koşa Çeşme’ye gelmiş. Hep duyarım böyle hikayeleri, her şeyini satıp izole hayat yaşayanlar, başka ülkeye yerleşenler, küçük şehirlere taşınanlar,…

Fakat yakınımda kimse böylesine büyük bir fark yaratmamıştı hayatında. Nasıl oldu? Fikir nereden çıktı? Neden Çeşme? Funda’ya sorup duruyoruz. O da yüzünde sakin bir tebessümle anlatıyor. Dinledikçe keyifleniyoruz.

Bu evi almışlar zamanında. Ev olarak kullanmak amacı ile. Ancak ilerleyen zaman içerisinde önce restoran ya da cafe, ardından butik otel yapma fikri doğmuş. Kendi bile farkında değil, okul arkadaşları hatırlatmış, seneler öncesinin hayalini. Meğer hep böyle bir yer istermiş. Küçük ama kendine has, onu yansıtacak…

Taşhan çok yeni. Zaten minicik, iki odalı. Bu sene deneme senesi. Başarılı geçmiş. Çok şey öğrenmiş arkadaşım.

Seneye amaç oda sayısını arttırmak. Bu seneki tecrübelerden faydalanmak.

Kışın boş durmayacak tabii ki. Haftasonu büyük şehirlerden kaçmak isteyenler için özel programlar hazırlayacak. Yerel malzemelerle yemek kursundan tutun, çevrede fotograf çekimlerine kadar pek çok plan var kafasında. Bugüne kadar dev firmalarda edindiği tecrübesini ve becerisini şimdi de minik oteline taşıyacak. Kuşkusuz çok başarılı olacak.

Biz önce kısacık uğradık ona. Akşamüzeri, yemek öncesiydi. Amacım onu görmekti, özlemişim, kaç zamandır buluşamadık. Ama ertesi gün bizi yemeğe davet edince, dayanamadık teklifi kabul ettik.

Menü basit, az ve öz fakat leziz!!! Taptaze bir salata, üç farklı makarna- üç farklı sos (bizim denediğimiz sebzeli, votkalı ve limonlu idi), harika bir şarap ve ardından nefis bir cheesecake ve tabii vazgeçilmez son: kahve.

Keyifli sohbet, sıcacık ortam, o romantik mumlar, harika müzik ve nefis yemekler hiç bitmesin istedim. Mayacık bile gecenin fotoğrafçısı olarak burada çekilecek pek çok özel köşe buldu :)

Niyetim kışın sevgili eşimle haftasonu kaçamağı yapmak ve Taşhan’da konaklamak… Tadı damağımda kaldı…

Funda adım adım hayaline doğru ilerliyor… En başta farkında değilse de şimdi son derece bilinçli olarak…

Ya siz? Şu koşuşturmalı hayatınıza bir es verip düşündünüz mü o gencecik halinizle ne hayal etmiştiniz kendiniz için? Peki şimdi ne yapıyorsunuz? Mutluysanız sorun yok. Ama değilseniz ne bekliyorsunuz? Zaman akıp gidiyor, benden hatırlatması…

4 Yorum
  1. ANNE MÜDÜRÜ
    17 Eylül 2010 | 11:26

    benim de var bir takım hayallerim.. emekli olmayı bekliyorum. beklemem lazım olduğu için:(
    Darısı başıma

    Çeşme yi zaten çok severim. Tek geçerim!
    Seneye uğranacak adreslere ekledim bile.
    Her şeyi yazarım. Listem var benim:)
    Sevgiler:)

  2. Tugba
    17 Eylül 2010 | 11:29

    Bu güzel ama hüzünlü sonbahar sabahı güzel yerlere götürdün beni Defne.Dile getirdiğin seyler bence hepimizin farkında olduğu ama cesaretmi desem usengeclikmi desem yoksa korkaklikmi…… Yapmak isteyip de yapamadıklarımız Hayat yani kısaca sorumluluklar!!!

  3. Defne
    17 Eylül 2010 | 22:03

    Haklısın Tugbacım. Ama sorumluluklar asla bitmeyecek. Hayallerimiz için de biraz sorumluluk alamaz mıyız acaba? Ne dersin? Çok sevgiler :)

  4. Defne
    17 Eylül 2010 | 22:04

    Listeler benim de sağ kolum :) Umarım hayalleriniz beklediğinizden de yakın zamanda gerçekleşir. Benden de sevgiler :)

Yorumunuzu Yazın