Hayır Diyebilirsin

Kitaplar sayesinde pek çok okula davet ediliyorum. Çocuklarla buluşma, öğretmenleriyle sohbet etme şansım oluyor. Kitap yazmanın en büyük ödülü bu bence.

Bu okullardan bir tanesi “çocuklarda dayanıklılık” konusunu işlerken, ünite çerçevesinde Burcu ve Berk ile… serisinden HAYIR DİYEBİLİRSİN kitabından faydalanıyor. Beni de her sene düzenli olarak zorbalık konusunda sohbet amaçlı davet ediyorlar.

Çocuklarla yaptığımız çalışmalarda sohbet etmeyi, onların düşüncelerini paylaşmalarını sağlayacak ortam yaratmayı önemsiyorum. Bu sefer de Burcu’nun aslında yakın olup, ama onu çeşitli konularda zorlayan arkadaşı Ceren’in durumunu incelerken farklı konuları ele alıyoruz.

Örneğin gerçek arkadaşlık/dostluk nasıl olur? Her biri kendince önemli olan özellikleri sıralıyor: sır saklamasını bilen, karşısındakine iyi davranan, arkadaşını koruyan, istemediği bir şey yapmaya zorlamayan,…

Tüm sayılanları dinledikten sonra, her ne kadar Burcu için Ceren iyi arkadaş olsa da Ceren’in yaklaşımlarının bu yönde olmadığını tespit ediyoruz. Burcu neden peki hâlâ bu kişiyle arkadaşlık ediyor?

Derken Burcu’nun Ceren’in ona yaptıklarını ailesiyle paylaşmak istememesi, hatta saklamaya çalışması sahnelerine geliyoruz. Berk ağzından kaçırınca nasıl da kızdı kardeşine…

Oysa annesi ve babası ona yardımcı olmaya hazırlar.

Peki öyleyse Burcu neden ailesiyle onu bu kadar rahatsız eden bir şeyi paylaşmaktan çekindi? Niye istemedi?

“Sizler de bazen anne ve babalarınızdan bu tip bilgileri saklıyor musunuz?” diye soruyorum samimiyetle.

“Evet!” diye cevaplar geliyor. Şaşırmıyorum. Sadece nedenini meraktayım.

“Peki neden acaba?” diye soruyorum.

Parmaklar kalkıyor hemen. Benimle paylaşmaya hazırlar. Bu ne büyük mutluluk anlatamam. Ben onlara, onlar bana güveniyor. Üstelik sadece 10 dakika önce tanıştık.

“Annem üzülür”

“Bana kızabilirler”

“Arkadaşıma söylerler. Sonra ben onu şikayet etmiş olurum”

“Annemleri endişelendirmek istemem”

“Diğer arkadaşlarım bilsin istemem”

Pıtır pıtır dökülüyor cevaplar.

Annem, babam üzülür cevabı bana çok dokunuyor. Bir de çocukların bencil olduğunu söyleyenler var. Tam tersi… Duyguları konusunda öyle vericiler ki…

Kitaba geri dönüyorum. Burcu annesi ve babasıyla durumu paylaşmak zorunda kalınca, her biri kendi başından geçenleri anlatıyor. Çünkü yetişkinken bile zorbalığa maruz kalabiliyoruz. Arkadaş bildiklerimizden, işyerindeki iş arkadaşlarından, yaşadığımız bölgedeki insanlardan, hatta tanımadıklarımızdan,… Yaş, mekân ve ilişkinin çerçevesinden bağımsız olarak zorbalığa maruz kalabiliyoruz.

Burcu paylaşımda bulununca çok rahatladığını fark ediyor. Adeta omuzlarından bir yük kalkıyor. Şimdi çözüm arayışına geçmeye hazır.

Çocuklarla bu sayfaları analiz ediyoruz.

Nerelerde ne sorunlarla karşılaştığımızı ele alıyoruz. Ve çözmek için ne yaptık. Belki aynı durumlarla karşılaşmışızdır. Birbirimize faydamız dokunur.

Eller kalkıyor yine.

Onları en çok yaralayan ne biliyor musunuz? Aile içi gerginlikler. En çok dile getirdikleri bu oldu. Anne ve baba tartışmasına dayanamıyorlar. Çok korkuyorlar. Korkuları temelinde bir ayrılık yaşanacak mı… Kavganın sonu nasıl bitecek…

İkinci etkileyen durum tabii ki arkadaşlarından gördükleri muamele, onlara yapılan haksızlıklar,…

Çözüm?

Kimisi arkadaşından yardım istiyor. Aile içi olanlarda anne ve babayı ayrı odalara kapatıp, sakinleşene kadar odalarında kalmalarını isteyenler var :) (Bu çözüme bayıldım!)

Öğretmenlerinden yardım isteyenler var. Ama neticede anne-babaya pek de giden yok.

Bunu bir düşünmek lazım sevgili okurlar.

Bızdıklarımıza gerçekte yakın mıyız? Yoksa çocuğumuzla “arkadaş” olma çabası içerisinde endişelerimizi onlara olduğu gibi aktarıyoruz da, onlar bize yük olmamak adına kendilerininkini saklıyorlar mı? Bu çok büyük bir yük değil mi?

Bence arkadaş olmaktansa, oyun da oynayabilecekleri ama yeri geldiğinde gelip danışabilecekleri, korkmadan, çekinmeden, olduğu gibi her şeyi anlatabilecekleri birer kale/liman olmalıyız. Yeri geldiğinde sığınabilmeliler bu güvenli limana. Toparlanınca, güçlenince de tekrar hayatın içerisine karışabilmeliler.

Arkalarında anne ve babalarının desteği olduğunu bilerek…

Yürümeyi öğrendikleri, bisiklete ilk bindikleri zamanlardaki gibi.

Lütfen bunu bir düşünün.

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Hayır Diyebilirsin

Kitaplar sayesinde pek çok okula davet ediliyorum. Çocuklarla buluşma, öğretmenleriyle sohbet etme şansım oluyor. Kitap yazmanın en büyük ödülü bu bence.

Bu okullardan bir tanesi “çocuklarda dayanıklılık” konusunu işlerken, ünite çerçevesinde Burcu ve Berk ile… serisinden HAYIR DİYEBİLİRSİN kitabından faydalanıyor. Beni de her sene düzenli olarak zorbalık konusunda sohbet amaçlı davet ediyorlar.

Çocuklarla yaptığımız çalışmalarda sohbet etmeyi, onların düşüncelerini paylaşmalarını sağlayacak ortam yaratmayı önemsiyorum. Bu sefer de Burcu’nun aslında yakın olup, ama onu çeşitli konularda zorlayan arkadaşı Ceren’in durumunu incelerken farklı konuları ele alıyoruz.

Örneğin gerçek arkadaşlık/dostluk nasıl olur? Her biri kendince önemli olan özellikleri sıralıyor: sır saklamasını bilen, karşısındakine iyi davranan, arkadaşını koruyan, istemediği bir şey yapmaya zorlamayan,…

Tüm sayılanları dinledikten sonra, her ne kadar Burcu için Ceren iyi arkadaş olsa da Ceren’in yaklaşımlarının bu yönde olmadığını tespit ediyoruz. Burcu neden peki hâlâ bu kişiyle arkadaşlık ediyor?

Derken Burcu’nun Ceren’in ona yaptıklarını ailesiyle paylaşmak istememesi, hatta saklamaya çalışması sahnelerine geliyoruz. Berk ağzından kaçırınca nasıl da kızdı kardeşine…

Oysa annesi ve babası ona yardımcı olmaya hazırlar.

Peki öyleyse Burcu neden ailesiyle onu bu kadar rahatsız eden bir şeyi paylaşmaktan çekindi? Niye istemedi?

“Sizler de bazen anne ve babalarınızdan bu tip bilgileri saklıyor musunuz?” diye soruyorum samimiyetle.

“Evet!” diye cevaplar geliyor. Şaşırmıyorum. Sadece nedenini meraktayım.

“Peki neden acaba?” diye soruyorum.

Parmaklar kalkıyor hemen. Benimle paylaşmaya hazırlar. Bu ne büyük mutluluk anlatamam. Ben onlara, onlar bana güveniyor. Üstelik sadece 10 dakika önce tanıştık.

“Annem üzülür”

“Bana kızabilirler”

“Arkadaşıma söylerler. Sonra ben onu şikayet etmiş olurum”

“Annemleri endişelendirmek istemem”

“Diğer arkadaşlarım bilsin istemem”

Pıtır pıtır dökülüyor cevaplar.

Annem, babam üzülür cevabı bana çok dokunuyor. Bir de çocukların bencil olduğunu söyleyenler var. Tam tersi… Duyguları konusunda öyle vericiler ki…

Kitaba geri dönüyorum. Burcu annesi ve babasıyla durumu paylaşmak zorunda kalınca, her biri kendi başından geçenleri anlatıyor. Çünkü yetişkinken bile zorbalığa maruz kalabiliyoruz. Arkadaş bildiklerimizden, işyerindeki iş arkadaşlarından, yaşadığımız bölgedeki insanlardan, hatta tanımadıklarımızdan,… Yaş, mekân ve ilişkinin çerçevesinden bağımsız olarak zorbalığa maruz kalabiliyoruz.

Burcu paylaşımda bulununca çok rahatladığını fark ediyor. Adeta omuzlarından bir yük kalkıyor. Şimdi çözüm arayışına geçmeye hazır.

Çocuklarla bu sayfaları analiz ediyoruz.

Nerelerde ne sorunlarla karşılaştığımızı ele alıyoruz. Ve çözmek için ne yaptık. Belki aynı durumlarla karşılaşmışızdır. Birbirimize faydamız dokunur.

Eller kalkıyor yine.

Onları en çok yaralayan ne biliyor musunuz? Aile içi gerginlikler. En çok dile getirdikleri bu oldu. Anne ve baba tartışmasına dayanamıyorlar. Çok korkuyorlar. Korkuları temelinde bir ayrılık yaşanacak mı… Kavganın sonu nasıl bitecek…

İkinci etkileyen durum tabii ki arkadaşlarından gördükleri muamele, onlara yapılan haksızlıklar,…

Çözüm?

Kimisi arkadaşından yardım istiyor. Aile içi olanlarda anne ve babayı ayrı odalara kapatıp, sakinleşene kadar odalarında kalmalarını isteyenler var :) (Bu çözüme bayıldım!)

Öğretmenlerinden yardım isteyenler var. Ama neticede anne-babaya pek de giden yok.

Bunu bir düşünmek lazım sevgili okurlar.

Bızdıklarımıza gerçekte yakın mıyız? Yoksa çocuğumuzla “arkadaş” olma çabası içerisinde endişelerimizi onlara olduğu gibi aktarıyoruz da, onlar bize yük olmamak adına kendilerininkini saklıyorlar mı? Bu çok büyük bir yük değil mi?

Bence arkadaş olmaktansa, oyun da oynayabilecekleri ama yeri geldiğinde gelip danışabilecekleri, korkmadan, çekinmeden, olduğu gibi her şeyi anlatabilecekleri birer kale/liman olmalıyız. Yeri geldiğinde sığınabilmeliler bu güvenli limana. Toparlanınca, güçlenince de tekrar hayatın içerisine karışabilmeliler.

Arkalarında anne ve babalarının desteği olduğunu bilerek…

Yürümeyi öğrendikleri, bisiklete ilk bindikleri zamanlardaki gibi.

Lütfen bunu bir düşünün.

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın