İşte Başlıyoruz!

thb_istebasliyoruz13112011

Bu 0 km. bızdıklar nasıl çıktı?

Aslında bu kendi ihtiyaçlarımdan, kendi yaşadıklarımdan, canım arkadaşlarımın ve benim düştüğümüz komik durumlardan ortaya çıktı.

Geçenlerde bir grup arkadaşıma sadece Mayacığımla ilgili gibi görünen, ancak aslında pek çok başka anneyi yakından ilgilendiren bir yazı yollamıştım. O kadar şeker cevaplar aldım ki, zaten aklımda şekillenmiş olan ve karalamaya başladığım notlarımı sizlerle paylaşmak istedim.

Üstelik benim hedefim bu yazı dizisinin tek taraflı değil “karşılıklı” olması. Paylaşmak ve daha çok paylaşmak… Onun için her türlü bilgi, tecrübe lütfen bu sayfalara katılsın. Herkes eline sıcacık bitki çayını yada “tall, nonfat, decaf latte”sini :) alsın, hem okuyalım, hem yazalım, hem konuşmuş olalım… Ne dersiniz?

Herşeye baştan başlamak lazım belki de ama ben son zamanlarda bizi endişeden perişan eden “domuz gribi” nam-ı diğer “H1N1″ virüsü hakkında birkaç şey yazmak istiyorum.

En başta ben olmak üzere herkes şaşkın, herkes farklı bir karar vermiş (yada verememiş) ama kimse verdiği karardan 100% emin değil. Konu çocuklarımız olunca hepimiz bildiğimiz gerçekleri bir anda unutup şaşkın tavuklar gibi ne yapacağını bilemez vaziyette ortalıkta dolanıyoruz.

Bizi bırakın, devletimiz ya da kıymetli doktorlarımız bile neyi savunması gerektiğinden çok emin değil.

Ben Maya’nın doktoru Prof.Dr.Hilal Mocan’a çok güvenirim. İki yaşından bu yana Maya ona emanet.

 

 

İşte bu nedenle domuz gribi konusunda da kendisine danışıyorum. Ancak Hilal Hanım’ın gayet net ve kararlı “Maya mutlaka aşı olsun” cümlesi kafamı netleştiremiyor. Diyemiyorum ki “Doktorumuz böyle dedi, aşı oluna !”
Neden?
Çünkü haberler, gazeteler, eş dost ve onların doktorları herkes farklı konuşuyor. Türkiye’yi bıraktım, artık yurtdışındaki yakınlarımıza danışıyorum.
Umutsuz durum yani.

Bu şekilde sağlıklı bir karar verildiği nerede görülmüş? Etrafta bilgi kirliliği var. İnternet elimizin altında, televizyonlar, cep telefonumuza gelen mesajlar, mailler,… kafalar karışık.

Hilal Hanım’dan rica ettim : ne olur, biz kafası karışıklara bir mailing yapsanız, bu işin aslını, aşı olmanın avantaj dezavantajlarını, olmamanın aynı şekilde bize getirebileceği artı ve eksileri bir özetleseniz… Meğer kitapçık çıkartmak üzereymiş. Yaşasın ! Belki bir karar verebiliriz.

Hayir birşey değil, bu sebepten evlilikler de zarar görecek. Mengü der ki “Maya aşı ol-ma-ya-cak ! Zaten ben grip aşısına da karşıyım, buna toptan karşıyım.” Gayet net. Ben henüz aldığım bilgilerle tatmin olmamış bir insan olarak kararsızım.
Ben karar verene kadar grip yaklaştı, yaklaştı, acaba olsak da kurtulsak mı?

Bir defa grip olunca bağışıklık kazanılmış oluyor herhalde. Artık o zaman aşı gerekmeyecek mi? Tekrar hasta olunma ihtimali var mı? Puffff bu işin içinden çıkabilen haber versin…

Arkadaşım Aylin’in kızı Ela halde hazırda domuz gribi. Aylin’in bugün yolladığı bir mail vardı. Hızlı hareket etmenin önemini vurguluyordu. Ela ateşlendiğinde hemen gece eve doktorlarını çağırmış ve bir saat içinde hızlı testi yaptırmışlar. Tamiflu’yu ecza deposu olan bir arkadaşlarından buldurmuşlar (memlekette Tamiflu stoklanmaktan eczanelerde tükenmekte.) İlaç 24 saat dolmadan Ela’ya verilmiş. İlk gece 40 ve üzeri olan ateş, ertesi gün 38,7 lere düşmüş ve şimdi düşük ateşle Elacık bu işi atlatmış.
Tüm detaylar bir tarafa, buradaki en önemli şey hızlı hareket etmek, BEKLEMEMEK !!!

Bazı doktorlar 39-40 ateşli minicik hastaların annelerine evinizde bekletin birkaç gün, banyoya sokun, ateş düşürücü verin, eğer ateş düşmezse gelin göreyim diyor. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım bilemiyorum. Sanki boşuna minicik vücut hırpalanıyor gibi geliyor.

Bir de doğal yolu seçen doktorlar var. Domatesinizi kendiniz yetiştirin, ot ve kök ile ilacınızı yapın falan tarzı. İstanbul’un ortasında sera kurabilenleri tebrik ediyorum :)

En son eltim Ebru bir database oluşturuyordu : doktorları aşı olunsun diyen ve olunmasın diyenleri listeleyip bir karara varmaya çalışıyordu. Derken kızcağızın iki bızdığı da domuz gribi oldu !!! Karar çoktan verildi…

Herkese bol gripsiz, sağlıklı günler diliyorum ve kocaman ıslak öpücükler yolluyorum :)

6 Yorum
  1. Ipek
    13 Kasım 2009 | 18:43

    Bebekler,

    Siz gençlerin işine karışmayayım diyorum ama ne de olsa serde anneannelik var, onun için bir kutu Tamiflu'yu alıp bir kenara koysanız iyi olur diye düşünüyorum.

    Öpücükler………..Ipek Anneanne

  2. Mert BALIN
    14 Kasım 2009 | 19:15

    Super blog:) tebrikler.
    Devamini bekliyoruz

  3. Anonymous
    14 Kasım 2009 | 22:18

    Defonşşşş, harika bişey yapmışsıııııın :))) Seni bir kere daha tebrik ediyorum. Eloş'un grip olduğunu da sayende öğrendim maalesef… Bizim de bir arkadaşımızın kızı geçirdi, ama şimdi "domuz gibi" maşallah :) Ben galiba aşı olunmasın diyenlerdenim, nedenini merak edenlere Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın Biri bizi hasta ediyor kitabını öneriyorum… Yazılarının devamını heyecanla bekliyorum, benim kızım ve oğlum da sıfır kilometre, onların anılarına da yer var mı bu blogda ? Love u ! Sandy xxx

  4. zeynep.sanver
    14 Kasım 2009 | 23:30

    Defne'cim eline sağlık. Bizdiklari olan arkadaslarima da gonderdim hemen blog adresini.
    Ben de henuz bu domuz gribi ile ilgili hic bir seyi oturtamadim kafamda. Biraz daha fikir olusunca paylasacagim :) Bizde de Ali, Mengu ile ayni fikirde! Bakalim gelecek gunler neler getirecek.

  5. Ece Ermec Uster
    16 Kasım 2009 | 22:46

    Defne'ciğim,
    öncelikle blogumuz, 0 kilometreciklere, analarına-babalarına, vatana millete hayırlı olsun. Çok şeker yapmışsın gerçekten ellerine sağlık.
    Aşı konusuna gelince, ben de Mengü gibi düşünüyorum. Bugüne kadar hiç grip aşısı olmadım, Esen'e de oldurmadım, olmayı da düşünmüyorum.
    Ben doğal besinlerle bağışıklık sistemimizi kuvvetli tutmaya çalışıp swine flu çıktığından beri de protex-pürel tüketimi ile destekleme yapıyorum, çok şükür iyi de gidiyoruz.
    Malum biliyorsun bağışıklık kuvvetli ise swineflu bile olmuyorsun…
    Beslenme uzmanımızda aldığım tüyolarla, hemen hemen her gün şimdi sayacağım sebzelerle hazırladığım salatayı tüketiyoruz.
    Özellikle kırmızı soğan, sarmısak, kırmızı lahana, havuç, maydanoz, derotu, kırmızı tatlı biber ve zevkine göre her türlü yeşillik.
    Aynı doktorumun araştırmalarına göre, bizim TR'ye gelen aşı, menşei ülkelerde maalesef kendi halklarına satılmıyormuş! Bu bile benim için yeterli sebep olmamak için.
    Hasretle öper, tekrar görüşmek üzere diyorum canım…
    Sevgiyle, sağlıkla kalın….

  6. Anonymous
    23 Kasım 2009 | 23:22

    Canım selam yine deniyorum. Blogunnun harika oldugunu tekrarlıyor, seni kutluyorum. Aşı konusunda ise iyi ki cocuklarımızı büyütmüşüz de karar vermek bize düşmüyor diyorum. Zor zenaat iki si de haklı bence düşüncelerin. Sizin küçüklüğünüz de kolr-erayı aşa sayesinde silip atmıştık. Kolay gelsin diyorum.

    BABAYE

Yorumunuzu Yazın

İşte Başlıyoruz!

thb_istebasliyoruz13112011

Bu 0 km. bızdıklar nasıl çıktı?

Aslında bu kendi ihtiyaçlarımdan, kendi yaşadıklarımdan, canım arkadaşlarımın ve benim düştüğümüz komik durumlardan ortaya çıktı.

Geçenlerde bir grup arkadaşıma sadece Mayacığımla ilgili gibi görünen, ancak aslında pek çok başka anneyi yakından ilgilendiren bir yazı yollamıştım. O kadar şeker cevaplar aldım ki, zaten aklımda şekillenmiş olan ve karalamaya başladığım notlarımı sizlerle paylaşmak istedim.

Üstelik benim hedefim bu yazı dizisinin tek taraflı değil “karşılıklı” olması. Paylaşmak ve daha çok paylaşmak… Onun için her türlü bilgi, tecrübe lütfen bu sayfalara katılsın. Herkes eline sıcacık bitki çayını yada “tall, nonfat, decaf latte”sini :) alsın, hem okuyalım, hem yazalım, hem konuşmuş olalım… Ne dersiniz?

Herşeye baştan başlamak lazım belki de ama ben son zamanlarda bizi endişeden perişan eden “domuz gribi” nam-ı diğer “H1N1″ virüsü hakkında birkaç şey yazmak istiyorum.

En başta ben olmak üzere herkes şaşkın, herkes farklı bir karar vermiş (yada verememiş) ama kimse verdiği karardan 100% emin değil. Konu çocuklarımız olunca hepimiz bildiğimiz gerçekleri bir anda unutup şaşkın tavuklar gibi ne yapacağını bilemez vaziyette ortalıkta dolanıyoruz.

Bizi bırakın, devletimiz ya da kıymetli doktorlarımız bile neyi savunması gerektiğinden çok emin değil.

Ben Maya’nın doktoru Prof.Dr.Hilal Mocan’a çok güvenirim. İki yaşından bu yana Maya ona emanet.

 

 

İşte bu nedenle domuz gribi konusunda da kendisine danışıyorum. Ancak Hilal Hanım’ın gayet net ve kararlı “Maya mutlaka aşı olsun” cümlesi kafamı netleştiremiyor. Diyemiyorum ki “Doktorumuz böyle dedi, aşı oluna !”
Neden?
Çünkü haberler, gazeteler, eş dost ve onların doktorları herkes farklı konuşuyor. Türkiye’yi bıraktım, artık yurtdışındaki yakınlarımıza danışıyorum.
Umutsuz durum yani.

Bu şekilde sağlıklı bir karar verildiği nerede görülmüş? Etrafta bilgi kirliliği var. İnternet elimizin altında, televizyonlar, cep telefonumuza gelen mesajlar, mailler,… kafalar karışık.

Hilal Hanım’dan rica ettim : ne olur, biz kafası karışıklara bir mailing yapsanız, bu işin aslını, aşı olmanın avantaj dezavantajlarını, olmamanın aynı şekilde bize getirebileceği artı ve eksileri bir özetleseniz… Meğer kitapçık çıkartmak üzereymiş. Yaşasın ! Belki bir karar verebiliriz.

Hayir birşey değil, bu sebepten evlilikler de zarar görecek. Mengü der ki “Maya aşı ol-ma-ya-cak ! Zaten ben grip aşısına da karşıyım, buna toptan karşıyım.” Gayet net. Ben henüz aldığım bilgilerle tatmin olmamış bir insan olarak kararsızım.
Ben karar verene kadar grip yaklaştı, yaklaştı, acaba olsak da kurtulsak mı?

Bir defa grip olunca bağışıklık kazanılmış oluyor herhalde. Artık o zaman aşı gerekmeyecek mi? Tekrar hasta olunma ihtimali var mı? Puffff bu işin içinden çıkabilen haber versin…

Arkadaşım Aylin’in kızı Ela halde hazırda domuz gribi. Aylin’in bugün yolladığı bir mail vardı. Hızlı hareket etmenin önemini vurguluyordu. Ela ateşlendiğinde hemen gece eve doktorlarını çağırmış ve bir saat içinde hızlı testi yaptırmışlar. Tamiflu’yu ecza deposu olan bir arkadaşlarından buldurmuşlar (memlekette Tamiflu stoklanmaktan eczanelerde tükenmekte.) İlaç 24 saat dolmadan Ela’ya verilmiş. İlk gece 40 ve üzeri olan ateş, ertesi gün 38,7 lere düşmüş ve şimdi düşük ateşle Elacık bu işi atlatmış.
Tüm detaylar bir tarafa, buradaki en önemli şey hızlı hareket etmek, BEKLEMEMEK !!!

Bazı doktorlar 39-40 ateşli minicik hastaların annelerine evinizde bekletin birkaç gün, banyoya sokun, ateş düşürücü verin, eğer ateş düşmezse gelin göreyim diyor. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım bilemiyorum. Sanki boşuna minicik vücut hırpalanıyor gibi geliyor.

Bir de doğal yolu seçen doktorlar var. Domatesinizi kendiniz yetiştirin, ot ve kök ile ilacınızı yapın falan tarzı. İstanbul’un ortasında sera kurabilenleri tebrik ediyorum :)

En son eltim Ebru bir database oluşturuyordu : doktorları aşı olunsun diyen ve olunmasın diyenleri listeleyip bir karara varmaya çalışıyordu. Derken kızcağızın iki bızdığı da domuz gribi oldu !!! Karar çoktan verildi…

Herkese bol gripsiz, sağlıklı günler diliyorum ve kocaman ıslak öpücükler yolluyorum :)

6 Yorum
  1. Ipek
    13 Kasım 2009 | 18:43

    Bebekler,

    Siz gençlerin işine karışmayayım diyorum ama ne de olsa serde anneannelik var, onun için bir kutu Tamiflu'yu alıp bir kenara koysanız iyi olur diye düşünüyorum.

    Öpücükler………..Ipek Anneanne

  2. Mert BALIN
    14 Kasım 2009 | 19:15

    Super blog:) tebrikler.
    Devamini bekliyoruz

  3. Anonymous
    14 Kasım 2009 | 22:18

    Defonşşşş, harika bişey yapmışsıııııın :))) Seni bir kere daha tebrik ediyorum. Eloş'un grip olduğunu da sayende öğrendim maalesef… Bizim de bir arkadaşımızın kızı geçirdi, ama şimdi "domuz gibi" maşallah :) Ben galiba aşı olunmasın diyenlerdenim, nedenini merak edenlere Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın Biri bizi hasta ediyor kitabını öneriyorum… Yazılarının devamını heyecanla bekliyorum, benim kızım ve oğlum da sıfır kilometre, onların anılarına da yer var mı bu blogda ? Love u ! Sandy xxx

  4. zeynep.sanver
    14 Kasım 2009 | 23:30

    Defne'cim eline sağlık. Bizdiklari olan arkadaslarima da gonderdim hemen blog adresini.
    Ben de henuz bu domuz gribi ile ilgili hic bir seyi oturtamadim kafamda. Biraz daha fikir olusunca paylasacagim :) Bizde de Ali, Mengu ile ayni fikirde! Bakalim gelecek gunler neler getirecek.

  5. Ece Ermec Uster
    16 Kasım 2009 | 22:46

    Defne'ciğim,
    öncelikle blogumuz, 0 kilometreciklere, analarına-babalarına, vatana millete hayırlı olsun. Çok şeker yapmışsın gerçekten ellerine sağlık.
    Aşı konusuna gelince, ben de Mengü gibi düşünüyorum. Bugüne kadar hiç grip aşısı olmadım, Esen'e de oldurmadım, olmayı da düşünmüyorum.
    Ben doğal besinlerle bağışıklık sistemimizi kuvvetli tutmaya çalışıp swine flu çıktığından beri de protex-pürel tüketimi ile destekleme yapıyorum, çok şükür iyi de gidiyoruz.
    Malum biliyorsun bağışıklık kuvvetli ise swineflu bile olmuyorsun…
    Beslenme uzmanımızda aldığım tüyolarla, hemen hemen her gün şimdi sayacağım sebzelerle hazırladığım salatayı tüketiyoruz.
    Özellikle kırmızı soğan, sarmısak, kırmızı lahana, havuç, maydanoz, derotu, kırmızı tatlı biber ve zevkine göre her türlü yeşillik.
    Aynı doktorumun araştırmalarına göre, bizim TR'ye gelen aşı, menşei ülkelerde maalesef kendi halklarına satılmıyormuş! Bu bile benim için yeterli sebep olmamak için.
    Hasretle öper, tekrar görüşmek üzere diyorum canım…
    Sevgiyle, sağlıkla kalın….

  6. Anonymous
    23 Kasım 2009 | 23:22

    Canım selam yine deniyorum. Blogunnun harika oldugunu tekrarlıyor, seni kutluyorum. Aşı konusunda ise iyi ki cocuklarımızı büyütmüşüz de karar vermek bize düşmüyor diyorum. Zor zenaat iki si de haklı bence düşüncelerin. Sizin küçüklüğünüz de kolr-erayı aşa sayesinde silip atmıştık. Kolay gelsin diyorum.

    BABAYE

Yorumunuzu Yazın