Kabuk Kabuk Toprak

Nihal Elvan

Bugün sanat konuşacağız. Bizler için, gelecek nesiller için sanat. Bir uzmanımız var konuk olarak: Nihal Elvan Erturan.

Küçükken ıslanıp da kuruyan, kabuk kabuk olan toprakla haşır neşir iken sanat tarihçisi olmuş, sanata aşık bir insan. Bununla birlikte bir anne. Bir çocuğa sanatı nasıl sevdirebileceği üzerine o da kafa patlatıyor yani. Bunun için çabalıyor.

Burcu ve Berk ile… serisinin son sanat üçlemesindeki SANAT kitabının uzmanlarından kendisi. Onu çalıştırmaktan artık çekinmem gerekirken, gayet yüzsüzce bir sürü soru sordum. Sağolsun sabırla cevapladı.

Keyifli okumalar :)

 

Nihal Elvan ErturanNihalciğim, seni Burcu ve Berk ile SANAT kitabının okurları tanıdı ama 0 km.Bızdıklar takipçilerine de kendinle ilgili kısa da olsa bilgi verebilir misin? Kimdir Nihal Elvan Erturan?

Sanat tarihçisiyim. Uzun yıllar kültür-sanat kurumlarında çalıştım. Sonra Can doğdu, bir süre kurumsal çalışma temposundan uzaklaştım. Can büyürken yanında olmayı çok önemsedim. Bu arada yeni yeni düşünceler üretmek için zamanım da oldu; ‘Çocuklara sanat tarihi nasıl öğretilebilir?’, ‘Çocuklarla sergiler nasıl gezilebilir?’, ‘Teori ve pratik nasıl birleştirilebilir?’ gibi sorulara cevaplar bulmayı denedim.

Bir süre Mini Monet Sanat Lab. adı altında çocuklara yönelik sanat tarihi + uygulamalı sanat atölyeleri düzenledim. Mini Monet Sanat Lab. Facebook sayfasında hâlâ hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik paylaşımlar yapmaya devam ediyorum.

Bir dönem Dünyalı Dergi‘nin sanat sayfalarını hazırladım.

Yaz aylarında Assos civarındaki köylerin halkı ile yazlıkçıların ve ziyaretçilerin karşılıklı, etkileşimli bir öğrenme süreci içinde oldukları, çocuklar için sanatsal etkinlikleri de içeren Büyükhüsun İMECE  Projesi kapsamında sanat atölyeleri düzenliyorum.

Bu aralar; 4. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali‘ni hazırlayan ekibin içinde yer alıyorum. Çocuklar ve sanatla ilgili ne varsa bir şekilde dahil oluyorum diyebilirim ve bu beni çok keyiflendiriyor.

Büyüklere yönelik olarak Borusan Contemporary‘de modernizm ve sonrasına odaklanan Çağdaş Sanat Okumaları I ve II seminerlerini veriyorum. Ayrıca sanat tarihi ile ilgili proje bazında eğitmenlik ve danışmanlık da yapıyorum.

Nihal Elvan ErturanSanata olan ilgin ilk ne zaman oluştu sence?

Yağmur sonrası bahçede biriken pürüzsüz bir toprak olurdu. Biraz nemli kalırdı da, kolayca şekil alırdı hani. Sonra kururdu, kabuk kabuk olurdu. İşte ben onlarla oynamaya bayılırdım 5-6 yaşlarında. Tabak, bardak, bebek aklımıza ne gelirse yapardık. arkadaşlarımla. Kabukları da inşa faaliyetlerimiz için kullanırdık; onları yatay-dikey yerleştirerek bebeklerimize ev yapardık:-) Sanata ve doğal malzemelere olan tutkum o günlere dek iniyor sanırım. Kolayca şekil alan, dönüşebilen bu olağanüstü malzemeyle tanışmak hatırlayabildiğim ilk yaratıcı an’ım diyebilirim.

Bir de Ortaokul 2. sınıfta Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi’ne Fransa’dan gelen uluslararası bir sergi vardı. Resim öğretmenimiz sevgili Nezahat Sayın o sergiyi mutlaka görmemiz gerektiğini söylemişti. İşte o gün, orada karşılaştığım Modern resmin ustaları, ama özellikle de Max Ersnt beni çok etkilemişti. Karanlık yüzeyin içinden parlayan Ay tablosuna vurulmuştum.

Burcu ve Berk ileSanat deyince aklına gelen beş kelimeyi bizlerle paylaşır mısın?

Sonsuzluk,

Sınırsızlık,

Bilinçaltı,

Disiplinlerarası,

Sıra dışı

Çocuklara sanat sevgisi sence nasıl aşılanır? Bunun tek bir sistemi var mıdır?

Sistemden çok bilinçli bir yaklaşım gerekiyor diye düşünüyorum. Aile ve okul bu durumda çok belirleyici. Bir okul gezisinin, iyi bir kitabın, bir konserin ya da bir sanatçı atölyesi ziyaretinin çocuğun hayatını nasıl değiştirebileceğini bilemeyiz. Bu nedenle; hayatın içinde hep sanat olmalı zaten. “Burcu ve Berk ile… SANAT” kitabının öneriler bölümünde de yazmıştım; çocuğun bir-iki sanatçı seçerek takip etmesini teşvik etmek iyi olabilir. “X’in yeni kitabı çıkmış”, “Y’nin sergisi açılmış” cümlelerini bir süre sonra onların ağzından duyabilmek çok keyif verici olacaktır.

Nihal Elvan ErturanSanatsal etkinlikler denilince nedense konunun sadece belirli bir kesime hitap edeceği düşünülüyor. Sence de bu böyle mi?

Tabii ki olmamalı ama maalesef böyle bir durum var. Eğitim sistemimiz içinde sanat derslerine ne kadar zaman ayrılıyor, eğitimciler bu konuda ne kadar donanımlı ve daha da önemlisi çocuklar o kısıtlı zamanda nasıl bir içerikle tanışıyor?

Bırakın liseyi, üniversiteyi bitirirken bile Sanat Tarihi ve Arkeoloji’ye ilişkin pek çok kişinin fikri olmuyor/olamıyor. Derin ve çok sorunlu konular bunlar. Sanat eğitimi konusunda bir devrime ihtiyacımız var diyebilirim. Bu nedenle, meraklısına hitap eden bir alan gibi duruyor sanat, evet, maalesef.

Ülkemizde sanata olan ilgi sence ne durumda? Çocuklarımız geleceğimiz. Onlar için neler yapılmalı? Sanatla nasıl, ne şekilde, hangi ortamlarda tanışabilirler? Türkiye geneline bunu yaymak istesek neler yapmamız gerekli?

Sanat’a olan ilgi artıyor, küresel olarak da böyle bir artıştan söz edebiliriz. Uluslararası fuarlar, bienaller, sergiler vs. Ama bu halkı ne kadar kucaklıyor?

Çocuklarımız için yapılabilecek çok şey var. Yukarıda da belirttiğim gibi bir sanat eğitimi reformuna ihtiyaç var öncelikle ama bunu şu anda gerçekleştirebilmek çok zor görünüyor. Pek çok sivil toplum kuruluşunun ve gönüllülerin çabalarıyla yol alınabiliyor bazı konularda. Suriyeli göçmen çocukları müzelere götüren ya da dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklara sanat atölyeleri yoluyla ulaşmaya çalışan gönüllüler olduğunu bilmek mutluluk verici ama onların da sınırlı bir etki alanı var sonuçta.

Ben, küçük yaşlardan itibaren çocukların okuma alışkanlığı geliştirmeleri ve yaratıcılıklarını kullanabilmeleri için; her şehre en az bir çocuk kütüphanesi ve özgürce yaratabilecekleri sanat ve dans atölyeleri düşlüyorum. Umarım bir gün gerçekleşir.

Nihal Elvan ErturanHem bir anne, hem de çalışan bir kişi olarak, annelere neler önerirsin? 

Çocukları sanata yaklaştırmak için her fırsatta sanat eserlerine yakın olabilecekleri programlar yapmalarını ve doğru kaynakları seçerek bilgilendirmeyi önemsemelerini öneririm öncelikle.

Çocukların ‘sıra dışı’, ‘anormal’, ‘farklı’ konular üzerine düşünebilmelerinin önünü açmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hem empati yeteneklerini geliştiriyor bu, hem de yaratıcılıklarını.

Çok teşekkürler Defne’cim.

nihalelvan@hotmail.com
https://www.facebook.com/minimonetsanatlab/

3 Yorum
  1. Irem Elvan
    10 Şubat 2016 | 15:58

    Merhaba,
    Burcu & Berk severek takip ettigimiz bir seri. Sanat kitabini da ilk kizim farketti rutin kitapci turlarimizdan birinde ve “anne bak Burcu’yla Berk’in yeni kitabi cikmis” diye aldik.
    Ancak, okuduktan sonra 5,5 yasindaki kizimin kitap hakkindaki ilk yorumu “hic kiz sanatci yokmus demek” oldu

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    16 Şubat 2016 | 22:10

    Ne mutlu bize :)

  3. Nihal Elvan Erturan
    17 Şubat 2016 | 09:44

    İrem Hanım, kızınızın kitabı beğenmesine çok sevindim. Yorumu “hiç kız sanatçı yokmuş” sanat tarihi yazımında genel bir sorun aslında. Bu nedenle 1970′lerde kadın sanatçılar “feminist sanat” adı altında “biz de varız” diyerek ortaya çıkmaya başlıyorlar. Maalesef çok yeni görünebilir olduk:-(

Yorumunuzu Yazın

Kabuk Kabuk Toprak

Nihal Elvan

Bugün sanat konuşacağız. Bizler için, gelecek nesiller için sanat. Bir uzmanımız var konuk olarak: Nihal Elvan Erturan.

Küçükken ıslanıp da kuruyan, kabuk kabuk olan toprakla haşır neşir iken sanat tarihçisi olmuş, sanata aşık bir insan. Bununla birlikte bir anne. Bir çocuğa sanatı nasıl sevdirebileceği üzerine o da kafa patlatıyor yani. Bunun için çabalıyor.

Burcu ve Berk ile… serisinin son sanat üçlemesindeki SANAT kitabının uzmanlarından kendisi. Onu çalıştırmaktan artık çekinmem gerekirken, gayet yüzsüzce bir sürü soru sordum. Sağolsun sabırla cevapladı.

Keyifli okumalar :)

 

Nihal Elvan ErturanNihalciğim, seni Burcu ve Berk ile SANAT kitabının okurları tanıdı ama 0 km.Bızdıklar takipçilerine de kendinle ilgili kısa da olsa bilgi verebilir misin? Kimdir Nihal Elvan Erturan?

Sanat tarihçisiyim. Uzun yıllar kültür-sanat kurumlarında çalıştım. Sonra Can doğdu, bir süre kurumsal çalışma temposundan uzaklaştım. Can büyürken yanında olmayı çok önemsedim. Bu arada yeni yeni düşünceler üretmek için zamanım da oldu; ‘Çocuklara sanat tarihi nasıl öğretilebilir?’, ‘Çocuklarla sergiler nasıl gezilebilir?’, ‘Teori ve pratik nasıl birleştirilebilir?’ gibi sorulara cevaplar bulmayı denedim.

Bir süre Mini Monet Sanat Lab. adı altında çocuklara yönelik sanat tarihi + uygulamalı sanat atölyeleri düzenledim. Mini Monet Sanat Lab. Facebook sayfasında hâlâ hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik paylaşımlar yapmaya devam ediyorum.

Bir dönem Dünyalı Dergi‘nin sanat sayfalarını hazırladım.

Yaz aylarında Assos civarındaki köylerin halkı ile yazlıkçıların ve ziyaretçilerin karşılıklı, etkileşimli bir öğrenme süreci içinde oldukları, çocuklar için sanatsal etkinlikleri de içeren Büyükhüsun İMECE  Projesi kapsamında sanat atölyeleri düzenliyorum.

Bu aralar; 4. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali‘ni hazırlayan ekibin içinde yer alıyorum. Çocuklar ve sanatla ilgili ne varsa bir şekilde dahil oluyorum diyebilirim ve bu beni çok keyiflendiriyor.

Büyüklere yönelik olarak Borusan Contemporary‘de modernizm ve sonrasına odaklanan Çağdaş Sanat Okumaları I ve II seminerlerini veriyorum. Ayrıca sanat tarihi ile ilgili proje bazında eğitmenlik ve danışmanlık da yapıyorum.

Nihal Elvan ErturanSanata olan ilgin ilk ne zaman oluştu sence?

Yağmur sonrası bahçede biriken pürüzsüz bir toprak olurdu. Biraz nemli kalırdı da, kolayca şekil alırdı hani. Sonra kururdu, kabuk kabuk olurdu. İşte ben onlarla oynamaya bayılırdım 5-6 yaşlarında. Tabak, bardak, bebek aklımıza ne gelirse yapardık. arkadaşlarımla. Kabukları da inşa faaliyetlerimiz için kullanırdık; onları yatay-dikey yerleştirerek bebeklerimize ev yapardık:-) Sanata ve doğal malzemelere olan tutkum o günlere dek iniyor sanırım. Kolayca şekil alan, dönüşebilen bu olağanüstü malzemeyle tanışmak hatırlayabildiğim ilk yaratıcı an’ım diyebilirim.

Bir de Ortaokul 2. sınıfta Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi’ne Fransa’dan gelen uluslararası bir sergi vardı. Resim öğretmenimiz sevgili Nezahat Sayın o sergiyi mutlaka görmemiz gerektiğini söylemişti. İşte o gün, orada karşılaştığım Modern resmin ustaları, ama özellikle de Max Ersnt beni çok etkilemişti. Karanlık yüzeyin içinden parlayan Ay tablosuna vurulmuştum.

Burcu ve Berk ileSanat deyince aklına gelen beş kelimeyi bizlerle paylaşır mısın?

Sonsuzluk,

Sınırsızlık,

Bilinçaltı,

Disiplinlerarası,

Sıra dışı

Çocuklara sanat sevgisi sence nasıl aşılanır? Bunun tek bir sistemi var mıdır?

Sistemden çok bilinçli bir yaklaşım gerekiyor diye düşünüyorum. Aile ve okul bu durumda çok belirleyici. Bir okul gezisinin, iyi bir kitabın, bir konserin ya da bir sanatçı atölyesi ziyaretinin çocuğun hayatını nasıl değiştirebileceğini bilemeyiz. Bu nedenle; hayatın içinde hep sanat olmalı zaten. “Burcu ve Berk ile… SANAT” kitabının öneriler bölümünde de yazmıştım; çocuğun bir-iki sanatçı seçerek takip etmesini teşvik etmek iyi olabilir. “X’in yeni kitabı çıkmış”, “Y’nin sergisi açılmış” cümlelerini bir süre sonra onların ağzından duyabilmek çok keyif verici olacaktır.

Nihal Elvan ErturanSanatsal etkinlikler denilince nedense konunun sadece belirli bir kesime hitap edeceği düşünülüyor. Sence de bu böyle mi?

Tabii ki olmamalı ama maalesef böyle bir durum var. Eğitim sistemimiz içinde sanat derslerine ne kadar zaman ayrılıyor, eğitimciler bu konuda ne kadar donanımlı ve daha da önemlisi çocuklar o kısıtlı zamanda nasıl bir içerikle tanışıyor?

Bırakın liseyi, üniversiteyi bitirirken bile Sanat Tarihi ve Arkeoloji’ye ilişkin pek çok kişinin fikri olmuyor/olamıyor. Derin ve çok sorunlu konular bunlar. Sanat eğitimi konusunda bir devrime ihtiyacımız var diyebilirim. Bu nedenle, meraklısına hitap eden bir alan gibi duruyor sanat, evet, maalesef.

Ülkemizde sanata olan ilgi sence ne durumda? Çocuklarımız geleceğimiz. Onlar için neler yapılmalı? Sanatla nasıl, ne şekilde, hangi ortamlarda tanışabilirler? Türkiye geneline bunu yaymak istesek neler yapmamız gerekli?

Sanat’a olan ilgi artıyor, küresel olarak da böyle bir artıştan söz edebiliriz. Uluslararası fuarlar, bienaller, sergiler vs. Ama bu halkı ne kadar kucaklıyor?

Çocuklarımız için yapılabilecek çok şey var. Yukarıda da belirttiğim gibi bir sanat eğitimi reformuna ihtiyaç var öncelikle ama bunu şu anda gerçekleştirebilmek çok zor görünüyor. Pek çok sivil toplum kuruluşunun ve gönüllülerin çabalarıyla yol alınabiliyor bazı konularda. Suriyeli göçmen çocukları müzelere götüren ya da dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklara sanat atölyeleri yoluyla ulaşmaya çalışan gönüllüler olduğunu bilmek mutluluk verici ama onların da sınırlı bir etki alanı var sonuçta.

Ben, küçük yaşlardan itibaren çocukların okuma alışkanlığı geliştirmeleri ve yaratıcılıklarını kullanabilmeleri için; her şehre en az bir çocuk kütüphanesi ve özgürce yaratabilecekleri sanat ve dans atölyeleri düşlüyorum. Umarım bir gün gerçekleşir.

Nihal Elvan ErturanHem bir anne, hem de çalışan bir kişi olarak, annelere neler önerirsin? 

Çocukları sanata yaklaştırmak için her fırsatta sanat eserlerine yakın olabilecekleri programlar yapmalarını ve doğru kaynakları seçerek bilgilendirmeyi önemsemelerini öneririm öncelikle.

Çocukların ‘sıra dışı’, ‘anormal’, ‘farklı’ konular üzerine düşünebilmelerinin önünü açmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hem empati yeteneklerini geliştiriyor bu, hem de yaratıcılıklarını.

Çok teşekkürler Defne’cim.

nihalelvan@hotmail.com
https://www.facebook.com/minimonetsanatlab/

3 Yorum
  1. Irem Elvan
    10 Şubat 2016 | 15:58

    Merhaba,
    Burcu & Berk severek takip ettigimiz bir seri. Sanat kitabini da ilk kizim farketti rutin kitapci turlarimizdan birinde ve “anne bak Burcu’yla Berk’in yeni kitabi cikmis” diye aldik.
    Ancak, okuduktan sonra 5,5 yasindaki kizimin kitap hakkindaki ilk yorumu “hic kiz sanatci yokmus demek” oldu

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    16 Şubat 2016 | 22:10

    Ne mutlu bize :)

  3. Nihal Elvan Erturan
    17 Şubat 2016 | 09:44

    İrem Hanım, kızınızın kitabı beğenmesine çok sevindim. Yorumu “hiç kız sanatçı yokmuş” sanat tarihi yazımında genel bir sorun aslında. Bu nedenle 1970′lerde kadın sanatçılar “feminist sanat” adı altında “biz de varız” diyerek ortaya çıkmaya başlıyorlar. Maalesef çok yeni görünebilir olduk:-(

Yorumunuzu Yazın