Günlük Hayat

Aynı Göğün Altında

Duyduklarımız var bizleri tiksindiren Öylesine tiksindiren ve öylesine dehşete düşüren ki, duymadıklarımızı düşünmek bile istemiyoruz. Minicik bedenler, o taptaze zihinler, o içten bakışlar,… Nelere maruz kalıyor vahşilerin ellerinde.

İyi Bir Komşu

Yine bir bienal zamanı. Yine yaşayan şehir İstanbul’un kalbi sanat için atıyor. Bizler ve çocuklarımız için çok güzel, kaçırılmaması gereken dönemler bunlar. Biliyorsunuzdur zaten, 15.İstanbul Bienali’nin bu seferki konusu “İyi Bir Komşu.”

Bir Gecenin Ardından

Dostlarla geçen bir gece Öyle veya böyle değil. Sadece içten, samimi Olduğu gibi Hani öyle dostlar ki sizi her türlü hâlinizle kabul etmeye hazır olan, kabul eden Hani öyle dostlar ki yanınızda olduklarını hissettiren Ama belki de uzun zamandır elinizi tutamayan

Kitabınızı Nasıl Alırdınız?

Kitaplarınızı – kendiniz için olsun bızdığınız için olsun – nasıl alıyorsunuz? İnternetten mi? Yoksa kitabevine gidip, rafları gözden geçirerek, hepsine tek tek dokunarak mı?

“mış” gibi

Kar yağdı İstanbul’a Lapa lapa Susturmak istermişçesine Olan biten onca anlamsızlığı Ortalık bembeyaz oldu Tertemiz

Çocuklarımıza Terörü Anlatmak

Hayatımızın bir parçası hâline geldi. Ülke, şehir tanımıyor, din, dil tanımıyor,… Yetişkinler olarak kendimizi çaresiz hissediyoruz. Birbirimizle konuştukça, haberleri izledikçe daha da karışıyor sanki her şey. Daha da başa çıkılmaz bir hâl alıyor. Öte yandan hayatımız bir şekilde devam ediyor. Bu aşamada belki de yapabileceğimiz en önemli şey daha çok çalışmak, üretmek, kendimize iyi bakmak…

Müzik ve Çocuk

Kitap paylaşımlarına devam edeceğim ama arada harika bir buluşmaya yer vermek istedim. Bir Kitap Lütfen’in Robinson Crusoe 389 ile ortaklaşa düzenlediği “Çocuk Dünyasına Yolculuklar” sohbetlerden bir yenisi “Müzik ve Çocuk” başlığı altında 25 Aralık, Pazar günü gerçekleşecek.

Ergenim, Ergensin, Ergen

Bir ergenlik konusudur gidiyor. Bizim zamanımızda (!) öyle ergenlik falan yoktu kardeşim. Kurallar vardı. Çocuk/genç olarak bu kurallara uymak bizim görevimizdi. Öyle sorgulayamazdık. Sorumluluklarımız bize bildirilirdi ve uymamız beklenirdi. Ergen olma gibi bir lüksümüz yoktu. Sonuç: Taş gibi yetiştik işte!

Günlük Hayat

Aynı Göğün Altında

Duyduklarımız var bizleri tiksindiren Öylesine tiksindiren ve öylesine dehşete düşüren ki, duymadıklarımızı düşünmek bile istemiyoruz. Minicik bedenler, o taptaze zihinler, o içten bakışlar,… Nelere maruz kalıyor vahşilerin ellerinde.

İyi Bir Komşu

Yine bir bienal zamanı. Yine yaşayan şehir İstanbul’un kalbi sanat için atıyor. Bizler ve çocuklarımız için çok güzel, kaçırılmaması gereken dönemler bunlar. Biliyorsunuzdur zaten, 15.İstanbul Bienali’nin bu seferki konusu “İyi Bir Komşu.”

Bir Gecenin Ardından

Dostlarla geçen bir gece Öyle veya böyle değil. Sadece içten, samimi Olduğu gibi Hani öyle dostlar ki sizi her türlü hâlinizle kabul etmeye hazır olan, kabul eden Hani öyle dostlar ki yanınızda olduklarını hissettiren Ama belki de uzun zamandır elinizi tutamayan

Kitabınızı Nasıl Alırdınız?

Kitaplarınızı – kendiniz için olsun bızdığınız için olsun – nasıl alıyorsunuz? İnternetten mi? Yoksa kitabevine gidip, rafları gözden geçirerek, hepsine tek tek dokunarak mı?

“mış” gibi

Kar yağdı İstanbul’a Lapa lapa Susturmak istermişçesine Olan biten onca anlamsızlığı Ortalık bembeyaz oldu Tertemiz

Çocuklarımıza Terörü Anlatmak

Hayatımızın bir parçası hâline geldi. Ülke, şehir tanımıyor, din, dil tanımıyor,… Yetişkinler olarak kendimizi çaresiz hissediyoruz. Birbirimizle konuştukça, haberleri izledikçe daha da karışıyor sanki her şey. Daha da başa çıkılmaz bir hâl alıyor. Öte yandan hayatımız bir şekilde devam ediyor. Bu aşamada belki de yapabileceğimiz en önemli şey daha çok çalışmak, üretmek, kendimize iyi bakmak…

Müzik ve Çocuk

Kitap paylaşımlarına devam edeceğim ama arada harika bir buluşmaya yer vermek istedim. Bir Kitap Lütfen’in Robinson Crusoe 389 ile ortaklaşa düzenlediği “Çocuk Dünyasına Yolculuklar” sohbetlerden bir yenisi “Müzik ve Çocuk” başlığı altında 25 Aralık, Pazar günü gerçekleşecek.

Ergenim, Ergensin, Ergen

Bir ergenlik konusudur gidiyor. Bizim zamanımızda (!) öyle ergenlik falan yoktu kardeşim. Kurallar vardı. Çocuk/genç olarak bu kurallara uymak bizim görevimizdi. Öyle sorgulayamazdık. Sorumluluklarımız bize bildirilirdi ve uymamız beklenirdi. Ergen olma gibi bir lüksümüz yoktu. Sonuç: Taş gibi yetiştik işte!