-->

Konuşa Konuşa Belki Olur

thb_konusakonusa_06082012

Çok sık işlenen bir konu oldu bu. Kariyer de yaparım çocuk da diyenler ve bu denklemi gerçekleştiremeyenler. Pek çok anne, köşe yazarı, iş kadını bu konuşuyor, ele alıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığımızda sınıfta kalıyoruz. 

Kariyerinden çocukları için vazgeçenler ülkemizde giderek artıyor. Hatta son yapılan araştırmalarda “ev hanımı” statüsündeki kişilerin geçtiğimiz senelere göre azalması gerekirken, arttığı ortaya çıkmıştı.

Bence bu sonuca hiç şaşırmamak lazım. Türkiye’de işine devam etmek isteyenlerin pek çok fedakârlığı göze alması gerekiyor. Emzirme dönemine bile “tatil” gözüyle bakılan erkek egemen sistemizde, istediğimiz kadar modern olduk desek de, çocuk ile ilgili, sağlık olsun, okul olsun, pek çok konuda gözler önce anneye çevriliyor.

Kaç tane baba çocuğunun sağlık işini üstlenmiştir?

Hasta olduğunda çocuğu kim doktora götürür?

Ya da okulundaki veli görüşmeleri, okul dışı aktiviteler, doğumgününden, eğitime yönelik çalışmalara kadar çoğunlukla anne üstlenir bu sorumluluğu. İstisnai durumlar dışında.

Modern babalar bile ancak kendilerinden istenilen kadar sorumluluğu üstlenirken, bir annenin çocuğunu her anlamda ihmal etmeden kariyerine sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi bizim ülkemizde bir hayal. Bunu kabul edelim. Bu duruma çözüm bulabilmek için öncelikle gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor zira.

Etrafımda harika okullardan mezun, kültürlü, iş tecrübesi olan ya da olmayan pek çok arkadaşım var. “Ev hanımı” statüsündeler maalesef. Kimisi bebeği olduktan sonra çalışmayı denemiş, evde her şeyin ters gitmesi sonucu içi el vermemiş, vazgeçmiş. Çoğu kafasında çözememiş durumu. Çünkü bizde “part-time”, yani yarı zamanlı çalışma sistemi yok. Kişi işyeri ile anlaşsa bile, anlaştığı saatte işten çıktığında pek çok açıdan huzursuzluk hissediyor. Ya işi yarım kalmış oluyor, akşam evde tamamlamaya çalışıyor, ya iş arkadaşları onu içerliyor – durumunu bilseler de -, ya müşteri kabul etmiyor,… Olmuyor.

Sonuçta ne oluyor? Türkiye pırıl pırıl insanlardan yoksun kalıyor. Evde oturan artıyor. Kaldı ki evde çocuğuyla vakit geçirmeyi daha doğru bulan anneler, bir süre sonra kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalışsalar da eleştirilebiliyorlar. Geçen sene tanıştığım bir kişi “Bu doğum yapıp da anne-çocuk konulara el atanlara çok gülüyorum. Herkes çocuk konusunda ahkâm kesiyor.” demişti.

Yani çabayı takdir yok, yermek var. İyi olanı yüceltmek yerine hep bir eksik arıyoruz. Bir türlü olumlu olamıyoruz. Olumsuz haberler, dedikodu, kötülemek, birisinin herhangi bir konudaki başarısızlığı daha çok ilgimizi çekiyor, ağzımız sulanıyor adeta.

Hâl böyle olunca da kaliteli iş gücü giderek azalıyor.

Şimdilerde bu konu çok konuşuluyor. Konuşa konuşa belki sesimizi duyan olur. Belki bu konuda Türkiye bir adım atar. Kim bilir…

3 Yorum
  1. Esra İlter Demirbilek
    7 Ağustos 2012 | 11:56

    Bundan 3-4 yıl önce artık şartların beni “çocuk da yaparım kariyerde” fikri bazında sarsmaya başlamasından itiraberen alternatif çalışma metodları aramaya başlamıştım. Çocuğumun büyüyor olması yetişkinlere olan ihtiyacını kişisel bakım anlamında azaltıyordu evet ancak diğer yandan artık kendi kişisel görüşlerinin, kimliğinin gelişmesi bakımından da bir yaşam koçuna ihtiyaç duyuyordu. Çalışmakta olduğum iş yerinde malesef part-time uygulaması yoktu ve sektör olarak da erkek egemen bir sektör olduğundan okul toplantıları, doktor randevuları vs. ağız burun bükülerek karşılanıyordu. Eşim çok istediği halde çalışma şartlarının ağır olması ve sürekli şehirdışında olması da bu randevulara,toplantılar sürekli benim gitmemi gerektiriyordu. Sonuç : Şanslıydım ki kendime alternatif bir iş platformu oluşturdum ve geçtiğimiz yıl 16 yıllık profesyonel kariyer hayatımı, tam da zirvesindeyken bıraktım. Biraz zorunluluktan biraz da isteyerek. Şu anda kendimi ev hanımı olarak görmüyorum, home-office çalışan bir anneyim ben. Dolayısıyla özellikle belli bir iş deneyimi olan, olmayan her kadının yetenekleri doğrultusunda kendine bir iş alanı yaratabileceğine inanıyorum ve örneklerini de görüyorum.

    Börekçi-mantıcı açan ev hanımları, havlu-çarşaf işleyip internetten satan tasarımcılar, mimarlar, cupcake firması kuran bankacılar, benim gibi çizer/ressam olan mühendisler, yazar olan, kariyer koçluğu yapan bir çok eğitimli anne mevcut.

    Bu annelerin örnek olmasını diliyorum. Belki bu şekilde çalışmak isteyip de buna cesaret edemeyen nice anneye örnek teşkil ederler. Bu annelerin cesaretlendirilmesi lazım, bence artık kadınların erkek egemen bu sistemde bir nevi modern köle olarak çalışmak yerine başkaldırıp kendi sistemlerini kurma zamanı geldi :)

    Sevgiler

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    7 Ağustos 2012 | 18:49

    Ben de evinde “Ben ne işe yararım ki…” ya da “İşi bırakalı çok oldu. Bundan sonra kimse beni istemez.” diye düşünerek kalan o harika kadınların hızlı bir şekilde aktif hâle gelmesini çok ama çok arzuluyorum Esracığım. Paylaşımın için çok teşekkürler :)

  3. Suna
    12 Ağustos 2012 | 23:03

    Bende aynı durumdan muzdaripim tam zamanlı haftada alti gün çalışıyorum oğlum iki yasında ve son zamanlarda dikkatimi çeken birşey beni çok üzüyor cocuğum babaannesine anne diyor şimdilik anlatmaya çalışıyorum bakalım bu isin üstesinden nasıl geleceğiz

Yorumunuzu Yazın

Konuşa Konuşa Belki Olur

thb_konusakonusa_06082012

Çok sık işlenen bir konu oldu bu. Kariyer de yaparım çocuk da diyenler ve bu denklemi gerçekleştiremeyenler. Pek çok anne, köşe yazarı, iş kadını bu konuşuyor, ele alıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığımızda sınıfta kalıyoruz. 

Kariyerinden çocukları için vazgeçenler ülkemizde giderek artıyor. Hatta son yapılan araştırmalarda “ev hanımı” statüsündeki kişilerin geçtiğimiz senelere göre azalması gerekirken, arttığı ortaya çıkmıştı.

Bence bu sonuca hiç şaşırmamak lazım. Türkiye’de işine devam etmek isteyenlerin pek çok fedakârlığı göze alması gerekiyor. Emzirme dönemine bile “tatil” gözüyle bakılan erkek egemen sistemizde, istediğimiz kadar modern olduk desek de, çocuk ile ilgili, sağlık olsun, okul olsun, pek çok konuda gözler önce anneye çevriliyor.

Kaç tane baba çocuğunun sağlık işini üstlenmiştir?

Hasta olduğunda çocuğu kim doktora götürür?

Ya da okulundaki veli görüşmeleri, okul dışı aktiviteler, doğumgününden, eğitime yönelik çalışmalara kadar çoğunlukla anne üstlenir bu sorumluluğu. İstisnai durumlar dışında.

Modern babalar bile ancak kendilerinden istenilen kadar sorumluluğu üstlenirken, bir annenin çocuğunu her anlamda ihmal etmeden kariyerine sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi bizim ülkemizde bir hayal. Bunu kabul edelim. Bu duruma çözüm bulabilmek için öncelikle gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor zira.

Etrafımda harika okullardan mezun, kültürlü, iş tecrübesi olan ya da olmayan pek çok arkadaşım var. “Ev hanımı” statüsündeler maalesef. Kimisi bebeği olduktan sonra çalışmayı denemiş, evde her şeyin ters gitmesi sonucu içi el vermemiş, vazgeçmiş. Çoğu kafasında çözememiş durumu. Çünkü bizde “part-time”, yani yarı zamanlı çalışma sistemi yok. Kişi işyeri ile anlaşsa bile, anlaştığı saatte işten çıktığında pek çok açıdan huzursuzluk hissediyor. Ya işi yarım kalmış oluyor, akşam evde tamamlamaya çalışıyor, ya iş arkadaşları onu içerliyor – durumunu bilseler de -, ya müşteri kabul etmiyor,… Olmuyor.

Sonuçta ne oluyor? Türkiye pırıl pırıl insanlardan yoksun kalıyor. Evde oturan artıyor. Kaldı ki evde çocuğuyla vakit geçirmeyi daha doğru bulan anneler, bir süre sonra kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalışsalar da eleştirilebiliyorlar. Geçen sene tanıştığım bir kişi “Bu doğum yapıp da anne-çocuk konulara el atanlara çok gülüyorum. Herkes çocuk konusunda ahkâm kesiyor.” demişti.

Yani çabayı takdir yok, yermek var. İyi olanı yüceltmek yerine hep bir eksik arıyoruz. Bir türlü olumlu olamıyoruz. Olumsuz haberler, dedikodu, kötülemek, birisinin herhangi bir konudaki başarısızlığı daha çok ilgimizi çekiyor, ağzımız sulanıyor adeta.

Hâl böyle olunca da kaliteli iş gücü giderek azalıyor.

Şimdilerde bu konu çok konuşuluyor. Konuşa konuşa belki sesimizi duyan olur. Belki bu konuda Türkiye bir adım atar. Kim bilir…

3 Yorum
  1. Esra İlter Demirbilek
    7 Ağustos 2012 | 11:56

    Bundan 3-4 yıl önce artık şartların beni “çocuk da yaparım kariyerde” fikri bazında sarsmaya başlamasından itiraberen alternatif çalışma metodları aramaya başlamıştım. Çocuğumun büyüyor olması yetişkinlere olan ihtiyacını kişisel bakım anlamında azaltıyordu evet ancak diğer yandan artık kendi kişisel görüşlerinin, kimliğinin gelişmesi bakımından da bir yaşam koçuna ihtiyaç duyuyordu. Çalışmakta olduğum iş yerinde malesef part-time uygulaması yoktu ve sektör olarak da erkek egemen bir sektör olduğundan okul toplantıları, doktor randevuları vs. ağız burun bükülerek karşılanıyordu. Eşim çok istediği halde çalışma şartlarının ağır olması ve sürekli şehirdışında olması da bu randevulara,toplantılar sürekli benim gitmemi gerektiriyordu. Sonuç : Şanslıydım ki kendime alternatif bir iş platformu oluşturdum ve geçtiğimiz yıl 16 yıllık profesyonel kariyer hayatımı, tam da zirvesindeyken bıraktım. Biraz zorunluluktan biraz da isteyerek. Şu anda kendimi ev hanımı olarak görmüyorum, home-office çalışan bir anneyim ben. Dolayısıyla özellikle belli bir iş deneyimi olan, olmayan her kadının yetenekleri doğrultusunda kendine bir iş alanı yaratabileceğine inanıyorum ve örneklerini de görüyorum.

    Börekçi-mantıcı açan ev hanımları, havlu-çarşaf işleyip internetten satan tasarımcılar, mimarlar, cupcake firması kuran bankacılar, benim gibi çizer/ressam olan mühendisler, yazar olan, kariyer koçluğu yapan bir çok eğitimli anne mevcut.

    Bu annelerin örnek olmasını diliyorum. Belki bu şekilde çalışmak isteyip de buna cesaret edemeyen nice anneye örnek teşkil ederler. Bu annelerin cesaretlendirilmesi lazım, bence artık kadınların erkek egemen bu sistemde bir nevi modern köle olarak çalışmak yerine başkaldırıp kendi sistemlerini kurma zamanı geldi :)

    Sevgiler

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    7 Ağustos 2012 | 18:49

    Ben de evinde “Ben ne işe yararım ki…” ya da “İşi bırakalı çok oldu. Bundan sonra kimse beni istemez.” diye düşünerek kalan o harika kadınların hızlı bir şekilde aktif hâle gelmesini çok ama çok arzuluyorum Esracığım. Paylaşımın için çok teşekkürler :)

  3. Suna
    12 Ağustos 2012 | 23:03

    Bende aynı durumdan muzdaripim tam zamanlı haftada alti gün çalışıyorum oğlum iki yasında ve son zamanlarda dikkatimi çeken birşey beni çok üzüyor cocuğum babaannesine anne diyor şimdilik anlatmaya çalışıyorum bakalım bu isin üstesinden nasıl geleceğiz

Yorumunuzu Yazın