Markalar Annelerin Peşinde…

thb_markalarannelerinpesind

Hatta anneleri bir tarafa bırakın çocukların peşinde diyebiliriz. Dün, pek çok anne, işkadını, işadamı, girişimciler, markalar Bilişim Zirvesi 2012 bünyesindeki “Banvit MOM-Z  2012  Z Kuşağı Annelerine Ulaşmak” başlıklı konferansta buluştu.

Ben ilk yarıya katılabildim. Katılımcıların genel olarak vurguladığı, ailelerdeki alım kararlarını “Z kuşağı” diye adlandırılan internet odaklı minik tüketicilerin aldığı. Burada çocukların ihtiyaç ve istekleri ile annelerin verdiği kararlar son derece önemli rol oynuyor.

Nedir bu X,Y,Z  kuşakları? Duyuyoruz ama çok da bilgimiz yok belki de…

Şöyle bir karıştırdığımda bulduklarımı size özetlemek istiyorum.

 X kuşağı tam net olmasa da, 1960 ile 1980 başları arasında doğan kişileri içermekte. Temel özellikleri, bir önceki nesile göre daha az doğum yapmaları, yine bir önceki kuşağa göre daha karışık olmaları (cinsiyet tercihleri, ırkları, dinleri, değerleri,…), politikaya olan ilgilerinin azlığı ve daha çok ekonomik ve sistemsel anlamda çalışmalara kanalize olmaları.

Y kuşağına, yani Millenial kuşağına gelince, doğum tarihleri yaklaşık 1970’lerin sonları ile 2000 öncesi olarak görülüyor. Yani çoğunlukla Baby Boomers çocukları. Y jenerasyon bireylerinin temel özellikleri medyaya, iletişime, dijital teknolojiye yakın olmaları. Diğer nesillerden farklı olarak, bu grup ailelerine daha bağlı ve onlardan kolay kolay ayrılmak istemiyorlar. Geç yaşta gerçekleşen evlilikler de bunun bir uzantısı.

Gelelim Z kuşağına… 2000 ve sonrası doğan  bu yeni kuşak, aynı zamanda” i kuşağı” olarak da adlandırılıyor çünkü internetin içerisine doğuyorlar. Hayat onları masa başına bağlamayacak kadar mobil. Hızlı bir yaşam ve her şeyin parmaklarında olması, markaların da buna uyan yaklaşımlarda bulunmalarını gerektiriyor.

Konferansın onur konuğu, Stacy DeBroff idi. DeBroff, Amerika’da ilk 500’e giren, “Mom Central Consulting” firmasının kurucusu ve başkanı. Anne odaklı şirketlere sosyal medya danışmalığı yapıyor.  Aynı zamanda ebeveynlik üzerine dört tane ‘çok satanlar’ listesine girmiş kitabı var.MOM-Z konferansı Bilişim Zirvesi 2012

DeBroff yaptığı sunumda, Z jenerasyon ebeveynlerinin markalara bakış açısının eskiye göre çok farklılaştığını vurguladı. Şimdiki tüketici daha bilinçli, daha seçici, daha araştırmacı. Yapılan reklamlara güveni yok. 90%’ı arkadaşlarının önerilerine öncelik veriyor. 96%’sı mutlaka kendi araştırmasını yapıyor ve 82%’si internetteki yorumları dikkate alıyor.

Peki markalar ne yapacak?

Öncelikle anneler ile sağlam iletişim kurmaları gerekiyor. Daha içten, daha şeffaf, güvenilir olmaları gerekiyor.

Annelerin ve çocuklarının ilgi odaklarının ne olduğunu doğru analiz edip, buna göre ürünlerini planlamaları gerekiyor.

Anneleri birer birey olarak görmeleri, onları rakamsal değerlerden çıkarıp kişi ve insan olarak dikkate almaları seçilmelerinde önemli rol oynuyor.

Tüketiciden gelen yorumları saygıyla ve güvenerek karşılamaları gerekiyor.

Bunları yapmazsanız ne oluyor?

Enteresan bir örnek verdi Stacy DeBroff.

Amerika’da Pampers marka bebek bezi üreticileri uzun yıllar yaptıkları araştırmalar sonucu kendilerince harika bir çözüm olan Pampers Extra Dry’ı piyasaya gururla sunmuşlar. Ancak anneler bir ürünün “Extra Dry” (yani ‘Çok Kuru’) olabilmesi için içerisinde zararlı kimyasallar olabileceğine, bu fazla kuru hâlin çocuklarında pişik yapacağına, bebeklerinin narin ciltlerinin havasız kalacağına ve bunun da pek çok cilt sorununu beraberinde getireceğine inanmışlar. Sosyal medyada, Facebook ve Twitter mesajları ile ortalığı inletmişler. O kadar çok olumsuz mesaj birikmiş ki, Pampers AR-GE birimi açıklama yapmak durumunda kalmış. Ürünün uzun yıllar yapılan araştırmalar ve defalarca yapılan testler sonucu piyasaya sürüldüğünü, yepyeni bir teknoloji kullanıldığını anlatmışlar.

Hâl böyle olunca gazeteler devreye girmiş. Pampers annelerle çatışıyor tarzı yorumlar yapılmış. Anneler de yapılan açıklamadan tatmin olmamışlar. Sosyal medyada olumsuz yorumlar devam edip, Pampers’ın satışları durma noktasına gelince, firma $100 milyon’lık yatırımını geri çekmek ve eski ürününe dönmek durumunda kalmış.

Çok çarpıcı bir örnekti bu benim için.

Sosyal medya nasıl kullanıldığına bağlı olarak fayda da zarar da verebiliyor aslında. Bu anlamda biz blog yazarlarının da işbirliği yaptığımız markalara, yazılarımızın içeriklerine, okurlara sunduklarımıza çok ama çok dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Seçerek, düşünerek, araştırarak yayınlamalıyız her cümleyi.

Hemfikir olanlar parmak kaldırsın!

3 Yorum
  1. banu tozluyurt
    22 Eylül 2012 | 21:26

    Tüm yazdıkların konusunda hem fikirim ama son paragrafa parmaklarımın hepsini kaldırıyorum, yaşa sen DEfne

  2. devrim
    23 Eylül 2012 | 01:33

    parmaaaak;)=

  3. EceEÜ
    24 Eylül 2012 | 11:37

    bir parmak da bendeeen! :)

Yorumunuzu Yazın

Markalar Annelerin Peşinde…

thb_markalarannelerinpesind

Hatta anneleri bir tarafa bırakın çocukların peşinde diyebiliriz. Dün, pek çok anne, işkadını, işadamı, girişimciler, markalar Bilişim Zirvesi 2012 bünyesindeki “Banvit MOM-Z  2012  Z Kuşağı Annelerine Ulaşmak” başlıklı konferansta buluştu.

Ben ilk yarıya katılabildim. Katılımcıların genel olarak vurguladığı, ailelerdeki alım kararlarını “Z kuşağı” diye adlandırılan internet odaklı minik tüketicilerin aldığı. Burada çocukların ihtiyaç ve istekleri ile annelerin verdiği kararlar son derece önemli rol oynuyor.

Nedir bu X,Y,Z  kuşakları? Duyuyoruz ama çok da bilgimiz yok belki de…

Şöyle bir karıştırdığımda bulduklarımı size özetlemek istiyorum.

 X kuşağı tam net olmasa da, 1960 ile 1980 başları arasında doğan kişileri içermekte. Temel özellikleri, bir önceki nesile göre daha az doğum yapmaları, yine bir önceki kuşağa göre daha karışık olmaları (cinsiyet tercihleri, ırkları, dinleri, değerleri,…), politikaya olan ilgilerinin azlığı ve daha çok ekonomik ve sistemsel anlamda çalışmalara kanalize olmaları.

Y kuşağına, yani Millenial kuşağına gelince, doğum tarihleri yaklaşık 1970’lerin sonları ile 2000 öncesi olarak görülüyor. Yani çoğunlukla Baby Boomers çocukları. Y jenerasyon bireylerinin temel özellikleri medyaya, iletişime, dijital teknolojiye yakın olmaları. Diğer nesillerden farklı olarak, bu grup ailelerine daha bağlı ve onlardan kolay kolay ayrılmak istemiyorlar. Geç yaşta gerçekleşen evlilikler de bunun bir uzantısı.

Gelelim Z kuşağına… 2000 ve sonrası doğan  bu yeni kuşak, aynı zamanda” i kuşağı” olarak da adlandırılıyor çünkü internetin içerisine doğuyorlar. Hayat onları masa başına bağlamayacak kadar mobil. Hızlı bir yaşam ve her şeyin parmaklarında olması, markaların da buna uyan yaklaşımlarda bulunmalarını gerektiriyor.

Konferansın onur konuğu, Stacy DeBroff idi. DeBroff, Amerika’da ilk 500’e giren, “Mom Central Consulting” firmasının kurucusu ve başkanı. Anne odaklı şirketlere sosyal medya danışmalığı yapıyor.  Aynı zamanda ebeveynlik üzerine dört tane ‘çok satanlar’ listesine girmiş kitabı var.MOM-Z konferansı Bilişim Zirvesi 2012

DeBroff yaptığı sunumda, Z jenerasyon ebeveynlerinin markalara bakış açısının eskiye göre çok farklılaştığını vurguladı. Şimdiki tüketici daha bilinçli, daha seçici, daha araştırmacı. Yapılan reklamlara güveni yok. 90%’ı arkadaşlarının önerilerine öncelik veriyor. 96%’sı mutlaka kendi araştırmasını yapıyor ve 82%’si internetteki yorumları dikkate alıyor.

Peki markalar ne yapacak?

Öncelikle anneler ile sağlam iletişim kurmaları gerekiyor. Daha içten, daha şeffaf, güvenilir olmaları gerekiyor.

Annelerin ve çocuklarının ilgi odaklarının ne olduğunu doğru analiz edip, buna göre ürünlerini planlamaları gerekiyor.

Anneleri birer birey olarak görmeleri, onları rakamsal değerlerden çıkarıp kişi ve insan olarak dikkate almaları seçilmelerinde önemli rol oynuyor.

Tüketiciden gelen yorumları saygıyla ve güvenerek karşılamaları gerekiyor.

Bunları yapmazsanız ne oluyor?

Enteresan bir örnek verdi Stacy DeBroff.

Amerika’da Pampers marka bebek bezi üreticileri uzun yıllar yaptıkları araştırmalar sonucu kendilerince harika bir çözüm olan Pampers Extra Dry’ı piyasaya gururla sunmuşlar. Ancak anneler bir ürünün “Extra Dry” (yani ‘Çok Kuru’) olabilmesi için içerisinde zararlı kimyasallar olabileceğine, bu fazla kuru hâlin çocuklarında pişik yapacağına, bebeklerinin narin ciltlerinin havasız kalacağına ve bunun da pek çok cilt sorununu beraberinde getireceğine inanmışlar. Sosyal medyada, Facebook ve Twitter mesajları ile ortalığı inletmişler. O kadar çok olumsuz mesaj birikmiş ki, Pampers AR-GE birimi açıklama yapmak durumunda kalmış. Ürünün uzun yıllar yapılan araştırmalar ve defalarca yapılan testler sonucu piyasaya sürüldüğünü, yepyeni bir teknoloji kullanıldığını anlatmışlar.

Hâl böyle olunca gazeteler devreye girmiş. Pampers annelerle çatışıyor tarzı yorumlar yapılmış. Anneler de yapılan açıklamadan tatmin olmamışlar. Sosyal medyada olumsuz yorumlar devam edip, Pampers’ın satışları durma noktasına gelince, firma $100 milyon’lık yatırımını geri çekmek ve eski ürününe dönmek durumunda kalmış.

Çok çarpıcı bir örnekti bu benim için.

Sosyal medya nasıl kullanıldığına bağlı olarak fayda da zarar da verebiliyor aslında. Bu anlamda biz blog yazarlarının da işbirliği yaptığımız markalara, yazılarımızın içeriklerine, okurlara sunduklarımıza çok ama çok dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Seçerek, düşünerek, araştırarak yayınlamalıyız her cümleyi.

Hemfikir olanlar parmak kaldırsın!

3 Yorum
  1. banu tozluyurt
    22 Eylül 2012 | 21:26

    Tüm yazdıkların konusunda hem fikirim ama son paragrafa parmaklarımın hepsini kaldırıyorum, yaşa sen DEfne

  2. devrim
    23 Eylül 2012 | 01:33

    parmaaaak;)=

  3. EceEÜ
    24 Eylül 2012 | 11:37

    bir parmak da bendeeen! :)

Yorumunuzu Yazın