Minik Ayaklar Denizde

Yaza ilk girişi geçen hafta yaptık bızdığımla. Yazıları takip edenler bilir, tercihim duyduklarımdansa yaşadıklarımı, kendi tecrübe ettiklerimi paylaşmak yönünde.

Mayıs-Haziran ayı çocuk dergilerine baktığınızda çocukla gidilecek tatil beldeleri hakkında yazılar görmüşsünüzdür.

Ben de sizlerle geçen haftaki Hillside Fethiye tecrübemi paylaşmak istiyorum bu yazıda. 

Hillside’a çok seneler önce iki yakın arkadaşımla gitmiştim. O zamanlar bekârdık hepimiz ve istediğimiz gibi denize girip, tüm spor aktivitelerine katılıp, gece geç saatlere kadar eğleniyorduk. Farklı bir tatil anlayışımız vardı doğal olarak.

Aklımda hep o tatil kaldığı için, çocuklu arkadaşlarımızın neden mekan olarak Hillside’ı seçtiklerini anlayamıyordum.

Fakat sonunda denemeye karar verdim. Hatta bu tatili aslında iki kız arkadaş ve ikimizin kızları şeklinde yapacaktık ama son anda zavallı Ela hastalanınca onlar bu geziye katılamadılar.

Biz planımıza sadık kalarak, soluğu Fethiye’de aldık.

İstanbul-Dalaman arası zaten bir saat, çabucak geçiyor. Bizi otelin transfer yetkilisi karşılıyor. Arabada önceden istediğimiz, 25 kg. ağırlığa kadar olan çocukların kullanabileceği araç koltuğu da var.  Bir saat sonra Hillside sınırları içerisindeyiz.

Girişte bizi Müşteri İlişkileri Bölümünden Ahmet Bey karşılıyor. Bizim aslında arkadaşlarımızla geleceğimizden, ancak son anki hastalık durumlarından haberdar. Yani biz kızıcıkla yalnızız, bunun bilincinde bize kol kanat geriyor.

Hillside bir yamaca kurulu olduğundan, odaların büyük bölümü üst katlarda, kimi teleferik cinsi asansöre yakın, kimi değil. Biz kumsala en yakın noktadaki odalardan talep etmiştik. İlk iki gün o odayı veremediler. Biz de asansöre yakın olan başka bir odaya geçtik. İki gün sonra kapış kapış giden odalardan birine geçeceğiz, yani kumsala sıfır olanlara.

Odamızın manzarası harika. Odanın içi de aynen hatırladığım gibi, bembeyaz ve çok ferah. Odalarda pek çok detay düşünülmüş. Mesela iki kişilik odada her kalan için ayrı dolap bölümleri var. Bu büyük rahatlık. Çekmeceleriniz, askılarınız tamamiyle ayrı bölümlerde.

Banyoda duş ve tuvalet cam kapılarla ayrılmış, ortadaki el yıkama bölümü ortak. Saç tokalarından, dudak kremlerine, törpüden, pamuk setlerine kadar pek çok detay mevcut.

Bir tek ütü yok odalarda (ütü hizmeti var). Onu da güvenlik için odalara koymadıklarını belirttiler.

Çocuğunuza puset isterseniz, önceden ayarlıyorlar. Yanınızda getirmenize gerek kalmıyor.

Odanızın temizlenmesini istediğiniz saati söylerseniz bu isteğinizi dikkate alıyorlar.

Ahmet Bey bizi KidSide’a götürdü. Zaten diğer annelerden öyle çok duymuştum ki KidSide ve ekibini, sanki yıllardır tanıyorum onları. Hemen Maya ile tanıştılar. Sistemi anlattılar. Her çocuğa bir dolap temin ediliyor, kayıt alınıyor, alerjisi var mı, anne olmadan giriş-çıkış yapıp yapabilir mi gibi pek çok soruya cevap veriyor, cep telefon numaranızı bırakıyorsunuz.  Havuzlar ısıtılmış. Havuzdan çıkarken hemen havlu temin ediyorlar ve çocukları yine ısıtılmış duşa sokuyorlar ki üşüyüp, hasta olmasın. Havuzlarla ilgili bana ilk söyledikleri temizliğinin ozon ile yapıldığı oldu. Buna çok sevindim. Gerçi amacımız denize girmek ama bizimki havuzu da çok seviyor… 

Klorun ne kadar zararlı olduğu bilgisinin yaygınlaşması ve buna alternatif olan temizleme sisitemi ozonun giderek pek çok yerde karşıma çıkıyor olması beni çok mutlu ediyor. 

KidSide’da içerisinde su kaydırakları ve rengarenk toplar olan  iki ayrı havuz var. Bunun dışında oldukça geniş bir kum havuzu ve oyun alanı var.

Uyku ve dinlenme bölümü, televizyon bölümü (çizgi filmler gösteriliyor), sanat bölümü gibi köşeler var. Çocuk ne yapmak istiyorsa, o bölümdeki yetkiliye teslim ediliyor.

“Çağrı Abi” en popüler isimlerden :)  Herşeyi o koordine ediyor, kim geldi, kim gitti takipte.

İsteyen çocuğunu tüm gün bırakıyor, öğle yemeğini bile birlikte yiyorlar. 

Kapıdan giriş çıkışlar tamamiyle kontrollü, bir butona basıyorsunuz, yetkili kişi kapıyı görerek açıyor. Güvenlik anlamında bir artı bu bence.

Havuzların başında mutlaka cankurtaranlar var.

İsteyene kolluk, bizim gibi kolluktan çıkmış taze yüzücülere makarna temin ediliyor. Yanınızda taşımanıza gerek yok. Kova, kürek, kalıplar, tırmık her şey mevcut. Yanınızda getirmenize hiç gerek yok.

Akşamları çocuklara yönelik ve onların katılımıyla düzenlenmiş bir eğlence mutlaka oluyor. Ardından da zaten o geceki gösteri var. Gösteriden önce madalya ve sertifika töreni var. En küçüklerde oyuna katılan, resim yapan, havuza giren falan madalya alırken, daha büyük yaşlarda belirli yarışmaların birincileri ödül alabiliyor. Mesela Maya ilk akşam ödül almayı hak kazandı. Neden mi? Çünkü renkli topların olduğu havuza girmişti, toplarla oynamıştı. Ne güzel değil mi? Sosyal bir harekette bulunduğu için, kulübe gelip onlarla tanıştığı için, ilk günden ona teşekkür etmişlerdi. Daha ilk günden ona sıcacık yaklaşmışlardı. Bu detay benim çok hoşuma gitti örneğin.

Derken tabii ki beni ilgilendiren bölümler var. Spor ve spa!

Maya ile anlaştık. Sabah 10:00-11:00 arası Irina’nın stretching ve pilates dersine katılacağım. Maya ister KidSide’da vakit geçirecek, ister benimle jimnastiğe gelecek. Sonra bütün gün birlikte keyif yapacağız. Ardından saat 17:30-18:00 arası ben yogaya, o KidSide’a. Saat 17:30 KidSide seansını hiç atlamadı Maya. Neden dersiniz? “Çağrı Abisi” ona dondurma ısmarlıyordu da ondan…

İsteyene Sanda Nature Spa harika bir dinlenme ortamı sunuyor. Balili masözler, orman içine yerleştirilmiş odalarda size seçtiğiniz masajı yapıyorlar.

Diyeceğim o ki, dört yaşında bir bızdık ve annesi (ya da babası) baş başa rahat bir tatil yapmak istese, işte size bir mekan. Hayatınızı kolaylaştırmak için çabalayan bir ekip, nefis bir servis, harika bir doğa, mis gibi kokan çam ağaçları, tertemiz odalar, havuzlar, ve çevre, geceleri ışıldayan yıldızlar…

Dinlenemeyeceğimi düşündüğüm, daha ziyade bir değişiklik beklentisiyle gittiğim bu kaçamak, sadece kızımı değil beni de çok mutlu etti, yeniledi, enerji verdi.

Bence hepiniz böyle bir kaçamağı hak ediyorsunuz!

12 Yorum
  1. Pratik Anne
    11 Haziran 2010 | 02:41

    Bu Hillside ile ilgili okudugum ikinci olumlu yazi. Bu yazinizi en azindan, linkini http://www.pratikanne.com/2010/05/cocuklarla-tatil-icin-uygun.html yazisinda paylasabilirseniz cok sevinirim.

  2. Defne
    11 Haziran 2010 | 02:42

    Memnuniyetle, yolladım bile :)

  3. Özlem Ercan
    11 Haziran 2010 | 06:41

    O kadar güzel anlatmışsın ki, ilk fırsatta Ece ile gitmeyi düşünüyorum. Eylül ayında çok güzel olur :)

  4. Defne
    11 Haziran 2010 | 08:41

    Bence de Eylül muhteşem olur :) Giderseniz Çağrı Abi ve Güneş Abla’ya Maya’dan öpücükler iletin lütfen :)

  5. ASLI
    11 Haziran 2010 | 13:15

    Fotoğraflara bayıldım. Haftasonu uçağa atlayıp gidesim geldi. Tatile gidilebilecek yerler listemize ekledik hemen. Sevgiler.

  6. Defne
    11 Haziran 2010 | 13:20

    Çok sevindim! Gidince benim için de o muhteşem Sanda Nature Spa’da bir masaj keyfi yapın ve ardından su sesleri arasında zencefil çayınızı yudumlayın :) Miniğiniz için daha da fazla enerjiniz olduğunu keşfedeceksiniz! Çok sevgiler :)

  7. zeynep
    12 Haziran 2010 | 14:32

    ne güzel yazmışsınız sanki ben gitmişim gibi hayallere daldım :))) kendimi spa ‘da veya nefis kumsalda hayal ettim… ne dersiniz biraz ‘çocuklarla tatil’ i konuşsak mı ? ( haziran 31 – temmuz 31 arası kızlarımla bodrum planımız varda…ben nedense paniklemeye başladım . biraz tecrübeli annelerin desteğine ihtiyacım var… hepinize sevgiler …

  8. Defne
    12 Haziran 2010 | 14:46

    Tatil yaklaştıkça ne güzel planlar çıkıyor ortaya. Bir ay Bodrum bence harika olacak. O kadar çok arkadaşım var ki aynı sistemi uygulayan… Genelde zavallı beyler çalışmak zorunda oluyor, ancak kısa süre katılabiliyorlar. Anneler de çocuklarla denize ve güneşin tadını çıkarıyor. Bu sene organize olamadım ama seneye ben de aynı sisteme kayabilirim :)
    Çok sevgiler :)

  9. burcu demirel
    17 Haziran 2010 | 15:25

    selam defne hnm
    sanirim sizinle ayni donem hillside’daydik :) maya’yi kidside’dan hatirladim..tatiliniz ancak bu kadar guzel anlatilabilirdi..ben de kidside la ilgili bir yazi yazdim blogumda ama tesis ile ilgili harika detay vermissiniz :) blogunuzu yeni kesfettim, takip edecegim..sevgiler

  10. Defne
    17 Haziran 2010 | 18:27

    Aaa ne tesadüf! Bu vesile ile tanıştığımıza çok ama çok memnun oldum. Tatil keyifli geçince anlatması da bir o kadar tatlı oluyor :) Sevgiler :)

  11. ANNE MÜDÜRÜ
    5 Ağustos 2010 | 11:17

    merhaba defne,
    biz de sizden hemen önce hillside’daymışız demek ki. 13-16 Mayıs
    Hillside a biz de eşimle Kaan olmadan önce gitmiştik bir kaç kez. Bu sefer de bebekle gidelim dedik ama maalesef burnumuzdan geldi. Blogumda da yazdım hatta.
    Bence Hillside ın bir suçu yok ama eşim kötü hatıralarımız olduğu için bir daha ben gitmem diyor. Bizim hastalığımız yurtdışından gelen turistlerden geçen bir şeydi. O dönemde de İsrail ve Rusyadan gelen çoktu. Farketmişssindir. Gerçi her yerde varlar artık. Bize doktorumuzun önerdiği en azından 3 yaşına kadar mümkün mertebe ev ortamında, yabancıların çok olmadığı ortamlarda tatil yapmamız şeklinde. Senin yöntem de hoşuma gitmedi değil. Kaan 3 yaşını geçsin ben de kaptığım gibi soluğu yine Hillside’da alacağım. Seviyorum kardeşim ne yapayım:)

  12. Defne
    6 Ağustos 2010 | 09:00

    Hay Allah, hastalıklı bir tatil en kötüsü zaten. Bizim de ikinci tur Hillside gezimizde Maya hastalandı ama doktoru aslında hastalığı İstanbul’da kaptığını söyledi, döndüğümüzde…
    Yabancılar minicik bebekleri ile dünyanın öbür ucuna gidiyorlar, bizler daha korumacı olmayı tercih ediyoruz sanki… Çok çok geçmiş olsun :(

Yorumunuzu Yazın

Minik Ayaklar Denizde

Yaza ilk girişi geçen hafta yaptık bızdığımla. Yazıları takip edenler bilir, tercihim duyduklarımdansa yaşadıklarımı, kendi tecrübe ettiklerimi paylaşmak yönünde.

Mayıs-Haziran ayı çocuk dergilerine baktığınızda çocukla gidilecek tatil beldeleri hakkında yazılar görmüşsünüzdür.

Ben de sizlerle geçen haftaki Hillside Fethiye tecrübemi paylaşmak istiyorum bu yazıda. 

Hillside’a çok seneler önce iki yakın arkadaşımla gitmiştim. O zamanlar bekârdık hepimiz ve istediğimiz gibi denize girip, tüm spor aktivitelerine katılıp, gece geç saatlere kadar eğleniyorduk. Farklı bir tatil anlayışımız vardı doğal olarak.

Aklımda hep o tatil kaldığı için, çocuklu arkadaşlarımızın neden mekan olarak Hillside’ı seçtiklerini anlayamıyordum.

Fakat sonunda denemeye karar verdim. Hatta bu tatili aslında iki kız arkadaş ve ikimizin kızları şeklinde yapacaktık ama son anda zavallı Ela hastalanınca onlar bu geziye katılamadılar.

Biz planımıza sadık kalarak, soluğu Fethiye’de aldık.

İstanbul-Dalaman arası zaten bir saat, çabucak geçiyor. Bizi otelin transfer yetkilisi karşılıyor. Arabada önceden istediğimiz, 25 kg. ağırlığa kadar olan çocukların kullanabileceği araç koltuğu da var.  Bir saat sonra Hillside sınırları içerisindeyiz.

Girişte bizi Müşteri İlişkileri Bölümünden Ahmet Bey karşılıyor. Bizim aslında arkadaşlarımızla geleceğimizden, ancak son anki hastalık durumlarından haberdar. Yani biz kızıcıkla yalnızız, bunun bilincinde bize kol kanat geriyor.

Hillside bir yamaca kurulu olduğundan, odaların büyük bölümü üst katlarda, kimi teleferik cinsi asansöre yakın, kimi değil. Biz kumsala en yakın noktadaki odalardan talep etmiştik. İlk iki gün o odayı veremediler. Biz de asansöre yakın olan başka bir odaya geçtik. İki gün sonra kapış kapış giden odalardan birine geçeceğiz, yani kumsala sıfır olanlara.

Odamızın manzarası harika. Odanın içi de aynen hatırladığım gibi, bembeyaz ve çok ferah. Odalarda pek çok detay düşünülmüş. Mesela iki kişilik odada her kalan için ayrı dolap bölümleri var. Bu büyük rahatlık. Çekmeceleriniz, askılarınız tamamiyle ayrı bölümlerde.

Banyoda duş ve tuvalet cam kapılarla ayrılmış, ortadaki el yıkama bölümü ortak. Saç tokalarından, dudak kremlerine, törpüden, pamuk setlerine kadar pek çok detay mevcut.

Bir tek ütü yok odalarda (ütü hizmeti var). Onu da güvenlik için odalara koymadıklarını belirttiler.

Çocuğunuza puset isterseniz, önceden ayarlıyorlar. Yanınızda getirmenize gerek kalmıyor.

Odanızın temizlenmesini istediğiniz saati söylerseniz bu isteğinizi dikkate alıyorlar.

Ahmet Bey bizi KidSide’a götürdü. Zaten diğer annelerden öyle çok duymuştum ki KidSide ve ekibini, sanki yıllardır tanıyorum onları. Hemen Maya ile tanıştılar. Sistemi anlattılar. Her çocuğa bir dolap temin ediliyor, kayıt alınıyor, alerjisi var mı, anne olmadan giriş-çıkış yapıp yapabilir mi gibi pek çok soruya cevap veriyor, cep telefon numaranızı bırakıyorsunuz.  Havuzlar ısıtılmış. Havuzdan çıkarken hemen havlu temin ediyorlar ve çocukları yine ısıtılmış duşa sokuyorlar ki üşüyüp, hasta olmasın. Havuzlarla ilgili bana ilk söyledikleri temizliğinin ozon ile yapıldığı oldu. Buna çok sevindim. Gerçi amacımız denize girmek ama bizimki havuzu da çok seviyor… 

Klorun ne kadar zararlı olduğu bilgisinin yaygınlaşması ve buna alternatif olan temizleme sisitemi ozonun giderek pek çok yerde karşıma çıkıyor olması beni çok mutlu ediyor. 

KidSide’da içerisinde su kaydırakları ve rengarenk toplar olan  iki ayrı havuz var. Bunun dışında oldukça geniş bir kum havuzu ve oyun alanı var.

Uyku ve dinlenme bölümü, televizyon bölümü (çizgi filmler gösteriliyor), sanat bölümü gibi köşeler var. Çocuk ne yapmak istiyorsa, o bölümdeki yetkiliye teslim ediliyor.

“Çağrı Abi” en popüler isimlerden :)  Herşeyi o koordine ediyor, kim geldi, kim gitti takipte.

İsteyen çocuğunu tüm gün bırakıyor, öğle yemeğini bile birlikte yiyorlar. 

Kapıdan giriş çıkışlar tamamiyle kontrollü, bir butona basıyorsunuz, yetkili kişi kapıyı görerek açıyor. Güvenlik anlamında bir artı bu bence.

Havuzların başında mutlaka cankurtaranlar var.

İsteyene kolluk, bizim gibi kolluktan çıkmış taze yüzücülere makarna temin ediliyor. Yanınızda taşımanıza gerek yok. Kova, kürek, kalıplar, tırmık her şey mevcut. Yanınızda getirmenize hiç gerek yok.

Akşamları çocuklara yönelik ve onların katılımıyla düzenlenmiş bir eğlence mutlaka oluyor. Ardından da zaten o geceki gösteri var. Gösteriden önce madalya ve sertifika töreni var. En küçüklerde oyuna katılan, resim yapan, havuza giren falan madalya alırken, daha büyük yaşlarda belirli yarışmaların birincileri ödül alabiliyor. Mesela Maya ilk akşam ödül almayı hak kazandı. Neden mi? Çünkü renkli topların olduğu havuza girmişti, toplarla oynamıştı. Ne güzel değil mi? Sosyal bir harekette bulunduğu için, kulübe gelip onlarla tanıştığı için, ilk günden ona teşekkür etmişlerdi. Daha ilk günden ona sıcacık yaklaşmışlardı. Bu detay benim çok hoşuma gitti örneğin.

Derken tabii ki beni ilgilendiren bölümler var. Spor ve spa!

Maya ile anlaştık. Sabah 10:00-11:00 arası Irina’nın stretching ve pilates dersine katılacağım. Maya ister KidSide’da vakit geçirecek, ister benimle jimnastiğe gelecek. Sonra bütün gün birlikte keyif yapacağız. Ardından saat 17:30-18:00 arası ben yogaya, o KidSide’a. Saat 17:30 KidSide seansını hiç atlamadı Maya. Neden dersiniz? “Çağrı Abisi” ona dondurma ısmarlıyordu da ondan…

İsteyene Sanda Nature Spa harika bir dinlenme ortamı sunuyor. Balili masözler, orman içine yerleştirilmiş odalarda size seçtiğiniz masajı yapıyorlar.

Diyeceğim o ki, dört yaşında bir bızdık ve annesi (ya da babası) baş başa rahat bir tatil yapmak istese, işte size bir mekan. Hayatınızı kolaylaştırmak için çabalayan bir ekip, nefis bir servis, harika bir doğa, mis gibi kokan çam ağaçları, tertemiz odalar, havuzlar, ve çevre, geceleri ışıldayan yıldızlar…

Dinlenemeyeceğimi düşündüğüm, daha ziyade bir değişiklik beklentisiyle gittiğim bu kaçamak, sadece kızımı değil beni de çok mutlu etti, yeniledi, enerji verdi.

Bence hepiniz böyle bir kaçamağı hak ediyorsunuz!

12 Yorum
  1. Pratik Anne
    11 Haziran 2010 | 02:41

    Bu Hillside ile ilgili okudugum ikinci olumlu yazi. Bu yazinizi en azindan, linkini http://www.pratikanne.com/2010/05/cocuklarla-tatil-icin-uygun.html yazisinda paylasabilirseniz cok sevinirim.

  2. Defne
    11 Haziran 2010 | 02:42

    Memnuniyetle, yolladım bile :)

  3. Özlem Ercan
    11 Haziran 2010 | 06:41

    O kadar güzel anlatmışsın ki, ilk fırsatta Ece ile gitmeyi düşünüyorum. Eylül ayında çok güzel olur :)

  4. Defne
    11 Haziran 2010 | 08:41

    Bence de Eylül muhteşem olur :) Giderseniz Çağrı Abi ve Güneş Abla’ya Maya’dan öpücükler iletin lütfen :)

  5. ASLI
    11 Haziran 2010 | 13:15

    Fotoğraflara bayıldım. Haftasonu uçağa atlayıp gidesim geldi. Tatile gidilebilecek yerler listemize ekledik hemen. Sevgiler.

  6. Defne
    11 Haziran 2010 | 13:20

    Çok sevindim! Gidince benim için de o muhteşem Sanda Nature Spa’da bir masaj keyfi yapın ve ardından su sesleri arasında zencefil çayınızı yudumlayın :) Miniğiniz için daha da fazla enerjiniz olduğunu keşfedeceksiniz! Çok sevgiler :)

  7. zeynep
    12 Haziran 2010 | 14:32

    ne güzel yazmışsınız sanki ben gitmişim gibi hayallere daldım :))) kendimi spa ‘da veya nefis kumsalda hayal ettim… ne dersiniz biraz ‘çocuklarla tatil’ i konuşsak mı ? ( haziran 31 – temmuz 31 arası kızlarımla bodrum planımız varda…ben nedense paniklemeye başladım . biraz tecrübeli annelerin desteğine ihtiyacım var… hepinize sevgiler …

  8. Defne
    12 Haziran 2010 | 14:46

    Tatil yaklaştıkça ne güzel planlar çıkıyor ortaya. Bir ay Bodrum bence harika olacak. O kadar çok arkadaşım var ki aynı sistemi uygulayan… Genelde zavallı beyler çalışmak zorunda oluyor, ancak kısa süre katılabiliyorlar. Anneler de çocuklarla denize ve güneşin tadını çıkarıyor. Bu sene organize olamadım ama seneye ben de aynı sisteme kayabilirim :)
    Çok sevgiler :)

  9. burcu demirel
    17 Haziran 2010 | 15:25

    selam defne hnm
    sanirim sizinle ayni donem hillside’daydik :) maya’yi kidside’dan hatirladim..tatiliniz ancak bu kadar guzel anlatilabilirdi..ben de kidside la ilgili bir yazi yazdim blogumda ama tesis ile ilgili harika detay vermissiniz :) blogunuzu yeni kesfettim, takip edecegim..sevgiler

  10. Defne
    17 Haziran 2010 | 18:27

    Aaa ne tesadüf! Bu vesile ile tanıştığımıza çok ama çok memnun oldum. Tatil keyifli geçince anlatması da bir o kadar tatlı oluyor :) Sevgiler :)

  11. ANNE MÜDÜRÜ
    5 Ağustos 2010 | 11:17

    merhaba defne,
    biz de sizden hemen önce hillside’daymışız demek ki. 13-16 Mayıs
    Hillside a biz de eşimle Kaan olmadan önce gitmiştik bir kaç kez. Bu sefer de bebekle gidelim dedik ama maalesef burnumuzdan geldi. Blogumda da yazdım hatta.
    Bence Hillside ın bir suçu yok ama eşim kötü hatıralarımız olduğu için bir daha ben gitmem diyor. Bizim hastalığımız yurtdışından gelen turistlerden geçen bir şeydi. O dönemde de İsrail ve Rusyadan gelen çoktu. Farketmişssindir. Gerçi her yerde varlar artık. Bize doktorumuzun önerdiği en azından 3 yaşına kadar mümkün mertebe ev ortamında, yabancıların çok olmadığı ortamlarda tatil yapmamız şeklinde. Senin yöntem de hoşuma gitmedi değil. Kaan 3 yaşını geçsin ben de kaptığım gibi soluğu yine Hillside’da alacağım. Seviyorum kardeşim ne yapayım:)

  12. Defne
    6 Ağustos 2010 | 09:00

    Hay Allah, hastalıklı bir tatil en kötüsü zaten. Bizim de ikinci tur Hillside gezimizde Maya hastalandı ama doktoru aslında hastalığı İstanbul’da kaptığını söyledi, döndüğümüzde…
    Yabancılar minicik bebekleri ile dünyanın öbür ucuna gidiyorlar, bizler daha korumacı olmayı tercih ediyoruz sanki… Çok çok geçmiş olsun :(

Yorumunuzu Yazın