Minik Misafirlerimiz

thb_minikmisafirler_2110201

Hafta başından başlayan bir heyecan. Aslında daha önceki haftalar içim kıpır kıpır olmaya başladı. Sebebi tek bir cümle. Hem de dünya şekeri bir insandan gelen sıcacık bir cümle.

“Defne Hanım, eğer sizin için de uygunsa çocukları iki hafta sonra size getirmek istiyoruz.” demişti İnci Öğretmen bir süre önce.

Maya’nın sevgili öğretmeni. Sıcacık, bilgi aktarmayı hiç durdurmayan, sonsuz bir çocuk sevgisi olan, bıkmadan usanmadan onlarla ilgilenen, yorucu bir günün sonunda bile yüzündeki o harika tebesümmü kaybetmeyen ender kişilerden.

Benim çekingen kızımın açılmasında büyük emeği var. Sabırla, onu anlayarak ve zorlamadan öyle bir açtı ki, bizim kedinin sesi okulunda artık aslan gibi çıkıyor.

Okul değil, öğretmen önemli derler hep. Gerçekten öyleymiş. Gerçi bizim okulumuz da harika. O ayrıııı…

Efendim, okulda o haftanın konusu “Çevremiz, mahallemiz.” Mahalle komşusu olarak da bizim ev en yakın konumda olanı. Dolayısıyla 20 adet minik, servislerine binip, öğretmenleri ile bizim eve geldiler.

Ama öyle kuru kuru değil. Önceden Maya babası ile kocaman yeşil bir postere kroki çizdi. Okuldan Maya’nın evine nasıl gelinir? Uygun yerlere stickerlar yapıştırıldı. Oklarla takip edilecek yol gösterildi.

Haftabaşı bu kroki incelendi sınıfta.

Bana da görev verildi. Bir kitap seçip okumam rica edildi.

“Tabii ki hiç sorun değil ancak bizim okuma saatlerinde 10 çocuğu geçtiğimizde bile dikkat dağılabiliyor. 20 çocuk nasıl olacak?” diye sorma ihtiyacı duydum.

İnci Öğretmen’in öğrencilerine sonsuz güveni var. “Siz merak etmeyin. Onlar çok güzel dinlerler.” dedi.

Harika!

Ama komik bir şeyler takmalı kafaya ki daha eğlenceli olsun. Hmmm… Cadı şapkam var… Kedi tacı, prenses tacı,…

Sonunda kitabımızı seçtik Maya ile: “Süpürgede Yer Var mı?”

Çok keyifli bir kitap. Çocuklar çok eğleniyorlar dinlerken.


Poğaçalarımızı, kurabiyelerimizi hazırladık Maya ile bir gün öncesinden.

Farklı karakterli tabak, peçete, bardak seçenekleri? Hazır!

Sütler? Hani şu minik kamışlı olanlardan? Hazır!

Poğaça ve kurabiyelerin konacağı sepetler? Hazır!

Evimiz minicik. Acaba rahat sığacaklar mı? Kızım çözüm buldu bile… Uygun yerleşimi o yaptı.

Sabah bir heyecan bir heyecan. Maya babası arkadaşları ile tanışsın çok istiyor. Onun için ziyaret günü baba yoğun iş temposuna gecikmeli olarak devam edecek.

Kızıcık sabah hazır olur olmaz güvenliğe gidip arkadaşlarının geleceğini haber verdi.

Ve başladı “Neredeler acaba? Şimdi ne yapıyorlardır ki?”

Sonunda dayanamadım okulu arayıp, eve yaklaşınca bize haber vermelerini rica ettim.


Haber gelir gelmez bahçeye fırladı bizim minik aslan. Arkadaşlarını karşılayacak. Kapıyı da Maya çalacak. Biz öyle önceden koşup açmayacağız. Neler yapabileceğini göstermek istiyor dostlarına…

Ve hepsi tek sıra olmuş şekilde evimize geldiler. Nasıl mutluyuz ev halkı olarak anlatamam. Zıp zıp zıplayacağım neredeyse. Her birine sarılıyorum. Öyle şekerler ki…

Hemen ayakkabılar ceketler çıktı. Ardından çabucak yerleştiler minik salonumuza. Gayet güzel sığdılar.


Ellerinde kocaman bir paket çikolata. Maya’ya ise kendi minicik elleri ile hazırladıkları sanat çalışmaları. Yani misafirliğe elleri boş gelmemişler.

Kitaba başladık hemen, dikkat dağılmadan. Taktım cadı şapkamı. “Oldu mu?” dedim. “Ama korkunç olmadın!” dedi Derin. “Olsun ben iyi cadıyım.” deyip durumu idare ettim :)

Kitabı okurken çıt çıkmadı. Arada kıkırdamaları ve şapkam kafamdan kayınca uyarmaları dışında…

Kitap bitince, “Nasıl? Beğendiniz mi?” dedim.  “Çok güzeldi” dediler hep bir ağızdan.

Sıra yeme içmede… Herkes istediği tabağı, peçeteyi seçti. Yediler, içtiler, sohbet ettiler.

Sobetler hep bir amaca, yani o haftaki konularına yönelik. Öğretici ama göze sokmadan, sıkmadan…


Kağıt tabakları, süt kutularını öğretmenleri bir torbaya toplamalarını sağladı ki okula dönünce geri dönüşüm kutusuna atılabilsin. Hep nedenini izah ederek, dikte ederek değil. Ardından da bu ziyareti gösteren resimler yapacaklar hepsi. Akıllarında ne kaldıysa, ne onlar için farklı olduysa, neyi vurgulamak istiyorlarsa,…Diyorum her an bir eğitim var diye… Çok hoşuma gitti çok. Zıplamak istiyorum Tigger gibi :)

Maya arkadaşlarına kukla gösterisi hazırlamıştı… Fakat kızım kuralcı.

Kural  1: Büyükler bakmayacak, küçükler bakacak

Kural 2: Herkes oturmadan başlamayacak

Azıcık kukla gösterisi, toparlanma, sıraya girme ve servislere gidiş…

Tadı damağımda kaldı…


Servislere kadar yolcu ettim onları. İnci Hanım’a “Baharda ne olur tekrar getirin bize.” dedim.

Bekliyorum, inşallah tekrar gelecekler.

Arkalarından el sallarken gözlerim doldu. “Allah bu çocukları hep güldürsün.”dedim içimden.

Ellerinize sağlık İnci Öğretmen.  Teşekkürler Kadriye Öğretmen. Bravo Robert Yuva!

Gözlerim yollarda yine bekliyorum….

(Bizim bızdıkların gezileri hâlâ devam ediyor. İşledikleri konuyla ilgili olarak ya ev ziyareti, ya ofis ziyareti oluyor. Binalar konusu işlenirken bir mimarlık ofisine gidiliyor, konu ailemiz ise bir eve gidiliyor,… Sonuçta tüm veliler işin içerisinde. Hepimiz mest olmuş vaziyetteyiz…)

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Minik Misafirlerimiz

thb_minikmisafirler_2110201

Hafta başından başlayan bir heyecan. Aslında daha önceki haftalar içim kıpır kıpır olmaya başladı. Sebebi tek bir cümle. Hem de dünya şekeri bir insandan gelen sıcacık bir cümle.

“Defne Hanım, eğer sizin için de uygunsa çocukları iki hafta sonra size getirmek istiyoruz.” demişti İnci Öğretmen bir süre önce.

Maya’nın sevgili öğretmeni. Sıcacık, bilgi aktarmayı hiç durdurmayan, sonsuz bir çocuk sevgisi olan, bıkmadan usanmadan onlarla ilgilenen, yorucu bir günün sonunda bile yüzündeki o harika tebesümmü kaybetmeyen ender kişilerden.

Benim çekingen kızımın açılmasında büyük emeği var. Sabırla, onu anlayarak ve zorlamadan öyle bir açtı ki, bizim kedinin sesi okulunda artık aslan gibi çıkıyor.

Okul değil, öğretmen önemli derler hep. Gerçekten öyleymiş. Gerçi bizim okulumuz da harika. O ayrıııı…

Efendim, okulda o haftanın konusu “Çevremiz, mahallemiz.” Mahalle komşusu olarak da bizim ev en yakın konumda olanı. Dolayısıyla 20 adet minik, servislerine binip, öğretmenleri ile bizim eve geldiler.

Ama öyle kuru kuru değil. Önceden Maya babası ile kocaman yeşil bir postere kroki çizdi. Okuldan Maya’nın evine nasıl gelinir? Uygun yerlere stickerlar yapıştırıldı. Oklarla takip edilecek yol gösterildi.

Haftabaşı bu kroki incelendi sınıfta.

Bana da görev verildi. Bir kitap seçip okumam rica edildi.

“Tabii ki hiç sorun değil ancak bizim okuma saatlerinde 10 çocuğu geçtiğimizde bile dikkat dağılabiliyor. 20 çocuk nasıl olacak?” diye sorma ihtiyacı duydum.

İnci Öğretmen’in öğrencilerine sonsuz güveni var. “Siz merak etmeyin. Onlar çok güzel dinlerler.” dedi.

Harika!

Ama komik bir şeyler takmalı kafaya ki daha eğlenceli olsun. Hmmm… Cadı şapkam var… Kedi tacı, prenses tacı,…

Sonunda kitabımızı seçtik Maya ile: “Süpürgede Yer Var mı?”

Çok keyifli bir kitap. Çocuklar çok eğleniyorlar dinlerken.


Poğaçalarımızı, kurabiyelerimizi hazırladık Maya ile bir gün öncesinden.

Farklı karakterli tabak, peçete, bardak seçenekleri? Hazır!

Sütler? Hani şu minik kamışlı olanlardan? Hazır!

Poğaça ve kurabiyelerin konacağı sepetler? Hazır!

Evimiz minicik. Acaba rahat sığacaklar mı? Kızım çözüm buldu bile… Uygun yerleşimi o yaptı.

Sabah bir heyecan bir heyecan. Maya babası arkadaşları ile tanışsın çok istiyor. Onun için ziyaret günü baba yoğun iş temposuna gecikmeli olarak devam edecek.

Kızıcık sabah hazır olur olmaz güvenliğe gidip arkadaşlarının geleceğini haber verdi.

Ve başladı “Neredeler acaba? Şimdi ne yapıyorlardır ki?”

Sonunda dayanamadım okulu arayıp, eve yaklaşınca bize haber vermelerini rica ettim.


Haber gelir gelmez bahçeye fırladı bizim minik aslan. Arkadaşlarını karşılayacak. Kapıyı da Maya çalacak. Biz öyle önceden koşup açmayacağız. Neler yapabileceğini göstermek istiyor dostlarına…

Ve hepsi tek sıra olmuş şekilde evimize geldiler. Nasıl mutluyuz ev halkı olarak anlatamam. Zıp zıp zıplayacağım neredeyse. Her birine sarılıyorum. Öyle şekerler ki…

Hemen ayakkabılar ceketler çıktı. Ardından çabucak yerleştiler minik salonumuza. Gayet güzel sığdılar.


Ellerinde kocaman bir paket çikolata. Maya’ya ise kendi minicik elleri ile hazırladıkları sanat çalışmaları. Yani misafirliğe elleri boş gelmemişler.

Kitaba başladık hemen, dikkat dağılmadan. Taktım cadı şapkamı. “Oldu mu?” dedim. “Ama korkunç olmadın!” dedi Derin. “Olsun ben iyi cadıyım.” deyip durumu idare ettim :)

Kitabı okurken çıt çıkmadı. Arada kıkırdamaları ve şapkam kafamdan kayınca uyarmaları dışında…

Kitap bitince, “Nasıl? Beğendiniz mi?” dedim.  “Çok güzeldi” dediler hep bir ağızdan.

Sıra yeme içmede… Herkes istediği tabağı, peçeteyi seçti. Yediler, içtiler, sohbet ettiler.

Sobetler hep bir amaca, yani o haftaki konularına yönelik. Öğretici ama göze sokmadan, sıkmadan…


Kağıt tabakları, süt kutularını öğretmenleri bir torbaya toplamalarını sağladı ki okula dönünce geri dönüşüm kutusuna atılabilsin. Hep nedenini izah ederek, dikte ederek değil. Ardından da bu ziyareti gösteren resimler yapacaklar hepsi. Akıllarında ne kaldıysa, ne onlar için farklı olduysa, neyi vurgulamak istiyorlarsa,…Diyorum her an bir eğitim var diye… Çok hoşuma gitti çok. Zıplamak istiyorum Tigger gibi :)

Maya arkadaşlarına kukla gösterisi hazırlamıştı… Fakat kızım kuralcı.

Kural  1: Büyükler bakmayacak, küçükler bakacak

Kural 2: Herkes oturmadan başlamayacak

Azıcık kukla gösterisi, toparlanma, sıraya girme ve servislere gidiş…

Tadı damağımda kaldı…


Servislere kadar yolcu ettim onları. İnci Hanım’a “Baharda ne olur tekrar getirin bize.” dedim.

Bekliyorum, inşallah tekrar gelecekler.

Arkalarından el sallarken gözlerim doldu. “Allah bu çocukları hep güldürsün.”dedim içimden.

Ellerinize sağlık İnci Öğretmen.  Teşekkürler Kadriye Öğretmen. Bravo Robert Yuva!

Gözlerim yollarda yine bekliyorum….

(Bizim bızdıkların gezileri hâlâ devam ediyor. İşledikleri konuyla ilgili olarak ya ev ziyareti, ya ofis ziyareti oluyor. Binalar konusu işlenirken bir mimarlık ofisine gidiliyor, konu ailemiz ise bir eve gidiliyor,… Sonuçta tüm veliler işin içerisinde. Hepimiz mest olmuş vaziyetteyiz…)

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın