Olgunlaşan Dostluklar

Bilkent Üniversitesi

Bu sene peş peşe eski arkadaşlarımla bir araya geliyorum.

Duygu karmaşası yaşıyorum her bir buluşmada.

Mutluluk, şaşkınlık, heyecan,…

Sanki senelerdir görmediğim ailemle buluşuyorum.

Midemde kelebekler.

Kalbim pıt pıt…

Bir hazırlık, bir hazırlık.

Fiziken değil, kafaca…

Aklımdan geçiyor hepsi tek tek.

Neler yapardık, şimdi nasıllar, aileleri ne durumda, eş, çoluk çocuk, iş,…

T

Önce Tarsus Amerikan Koleji’nin 125.yılı nedeniyle toplaştık İstanbul’da. En kalabalık katılımlardan biri bizim dönemindi. Yani 1989 mezunları. İnsanın en hızlı geliştiği dönemlerden biri ortaokul-lise olsa gerek. Pek çok zorluğu da beraberinde getiren bir dönem.

Hormonlar tepeye vurmuş ama hormonları ne hocalar ne de aileler takar :)))

Birbirimize anlatırdık derdimizi, heyecanımızı,…

Omuz omuza büyüdük gerçekten.

Tarsus Amerikan’ın yeri bambaşka benim için. Çocukluk arkadaşlarım onlar benim. Üstelik yanlış hatırlamıyorsam bizler, üçüncü kız mezunlardık. Erkek okulunda gençliğin geçmesinin de ayrı bir farklılığı var gerçekten.

Derken, Bilkent’ten mesaj geldi. 20. mezuniyet yılımız olduğundan plaket vereceklermiş bize. “Amanın yaşlanıyorum!” dedimse de hafif bir dürtüklemeyle gitmeye hazır hâle geldim.

Bilkent’in de üçüncü mezunları bizim dönem. Okul ilk mezunlarını 1990 senesinde vermiş.

“Haydi gidiyoruz okula!” teşvikleriyle (!) sonunda bir grup mezun Ankara’da buluştuk.

Üniversitenin ilk günü edindiğim arkadaşım Cemile ile havaalanından kendimizi üniversitenin kampüsüne attık. Tanımak mümkün değil. Biz okuldayken hâlâ binalar inşa ediliyordu, şimdiki kocaman ağaçlar o zamanlar birer fidandı. Bir süre prefabrik bir binada okuduğumuzu hatırlıyorum.

Biraz kobay gibiydik belki. Öte yandan bizden yüksek beklentiler vardı. Üniversitenin ismi bizlerin iş hayatındaki başarılarıyla belirli bir yere oturacaktı. Onun için çok çalıştık okul süresince. İyi bir eğitim aldık gerçekten.

Ankara öğrenci şehri derler hep. Gerçekten öyle. Şimdi tabii daha kalabalık ve daha yayılmış bir hâlde. Ama o zamanlar Bahçelievler’de bir arkadaşımla paylaştığım evi gayet güzel çekip çevirirken,okula projeler hazırlarken, yine de gezmeye ve eğlenmeye bütçe ve zaman ayırabiliyorduk.

Bilkent THM'93

20 sene sonra gördüm çoğunu. Hiç kimse değişmiş gibi gelmedi bana. O sıcaklık belki daha da artmıştı. Olgunlaşmış, hayat tecrübesi edinmiştik hepimiz. Şaplak yemiş, yere düşmüştük zaman zaman.

İşte onun için çok kıymetliydi bu dostluklar.

Gecenin bitmesini istemedik, uzattık da uzattık. Ne iyi yaptık.

Tek umudum, bir sonraki buluşmamız beş sene sonraya kalmasın.

Bu dostluklara ihtiyacı var insanın.

Saf, temiz, içten,…

Yeni bir seneye girerken iyi geldi bana.

2014 için dileğim, sizlerin de etrafında sıcacık dostlarınız olsun.

Paylaşın özel anları, zorlukları, tatlı hayalleri, eleştirmeden, olduğu gibi kabullenerek ve severek…

2 Yorum
  1. EceEÜ
    24 Aralık 2013 | 11:10

    Harika! Nice böyle keyifli buluşmalara Defne’ciğim!

  2. Eski Toprak
    24 Aralık 2013 | 14:28

    Gerçekten de yıllanmış dostlar gibisi yok.
    Ne mutlu böylesi dostları olanlara.

Yorumunuzu Yazın

Olgunlaşan Dostluklar

Bilkent Üniversitesi

Bu sene peş peşe eski arkadaşlarımla bir araya geliyorum.

Duygu karmaşası yaşıyorum her bir buluşmada.

Mutluluk, şaşkınlık, heyecan,…

Sanki senelerdir görmediğim ailemle buluşuyorum.

Midemde kelebekler.

Kalbim pıt pıt…

Bir hazırlık, bir hazırlık.

Fiziken değil, kafaca…

Aklımdan geçiyor hepsi tek tek.

Neler yapardık, şimdi nasıllar, aileleri ne durumda, eş, çoluk çocuk, iş,…

T

Önce Tarsus Amerikan Koleji’nin 125.yılı nedeniyle toplaştık İstanbul’da. En kalabalık katılımlardan biri bizim dönemindi. Yani 1989 mezunları. İnsanın en hızlı geliştiği dönemlerden biri ortaokul-lise olsa gerek. Pek çok zorluğu da beraberinde getiren bir dönem.

Hormonlar tepeye vurmuş ama hormonları ne hocalar ne de aileler takar :)))

Birbirimize anlatırdık derdimizi, heyecanımızı,…

Omuz omuza büyüdük gerçekten.

Tarsus Amerikan’ın yeri bambaşka benim için. Çocukluk arkadaşlarım onlar benim. Üstelik yanlış hatırlamıyorsam bizler, üçüncü kız mezunlardık. Erkek okulunda gençliğin geçmesinin de ayrı bir farklılığı var gerçekten.

Derken, Bilkent’ten mesaj geldi. 20. mezuniyet yılımız olduğundan plaket vereceklermiş bize. “Amanın yaşlanıyorum!” dedimse de hafif bir dürtüklemeyle gitmeye hazır hâle geldim.

Bilkent’in de üçüncü mezunları bizim dönem. Okul ilk mezunlarını 1990 senesinde vermiş.

“Haydi gidiyoruz okula!” teşvikleriyle (!) sonunda bir grup mezun Ankara’da buluştuk.

Üniversitenin ilk günü edindiğim arkadaşım Cemile ile havaalanından kendimizi üniversitenin kampüsüne attık. Tanımak mümkün değil. Biz okuldayken hâlâ binalar inşa ediliyordu, şimdiki kocaman ağaçlar o zamanlar birer fidandı. Bir süre prefabrik bir binada okuduğumuzu hatırlıyorum.

Biraz kobay gibiydik belki. Öte yandan bizden yüksek beklentiler vardı. Üniversitenin ismi bizlerin iş hayatındaki başarılarıyla belirli bir yere oturacaktı. Onun için çok çalıştık okul süresince. İyi bir eğitim aldık gerçekten.

Ankara öğrenci şehri derler hep. Gerçekten öyle. Şimdi tabii daha kalabalık ve daha yayılmış bir hâlde. Ama o zamanlar Bahçelievler’de bir arkadaşımla paylaştığım evi gayet güzel çekip çevirirken,okula projeler hazırlarken, yine de gezmeye ve eğlenmeye bütçe ve zaman ayırabiliyorduk.

Bilkent THM'93

20 sene sonra gördüm çoğunu. Hiç kimse değişmiş gibi gelmedi bana. O sıcaklık belki daha da artmıştı. Olgunlaşmış, hayat tecrübesi edinmiştik hepimiz. Şaplak yemiş, yere düşmüştük zaman zaman.

İşte onun için çok kıymetliydi bu dostluklar.

Gecenin bitmesini istemedik, uzattık da uzattık. Ne iyi yaptık.

Tek umudum, bir sonraki buluşmamız beş sene sonraya kalmasın.

Bu dostluklara ihtiyacı var insanın.

Saf, temiz, içten,…

Yeni bir seneye girerken iyi geldi bana.

2014 için dileğim, sizlerin de etrafında sıcacık dostlarınız olsun.

Paylaşın özel anları, zorlukları, tatlı hayalleri, eleştirmeden, olduğu gibi kabullenerek ve severek…

2 Yorum
  1. EceEÜ
    24 Aralık 2013 | 11:10

    Harika! Nice böyle keyifli buluşmalara Defne’ciğim!

  2. Eski Toprak
    24 Aralık 2013 | 14:28

    Gerçekten de yıllanmış dostlar gibisi yok.
    Ne mutlu böylesi dostları olanlara.

Yorumunuzu Yazın