Olumlu Çocuklar Yetiştirebilmek

thb_olumlucocuk_01032012

Kendimi, etrafıma ve olaylara karşı olumlu bir bakış açısıyla yaklaşan bir insan olarak görüyorum genelde (ama her zaman değil maalesef). Hatta ara ara ‘pembe gözlüklerim var’ diye eğlenirim kendi kendimle. Bu yapısal mı (yani doğuştan gelen bir özellik mi) yoksa zaman içerisinde edinilen bir nitelik mi bilemiyorum ama sanırım ilki daha doğru.

Bununla birlikte olumsuz insanları ne anlayabilirim, ne tahammül edebilirim, ne de uzun süre yanlarında kalabilirim. Çünkü beni de bir noktadan sonra aşağı çektiklerine inanıyorum. TIME Dergisi’nde geçtiğimiz aylarda bu konuda bir yazı vardı. İşin ilginci pesimist insanların pek çok başarıyı bu yönleriyle elde ettiklerini anlatıyordu. Hatta bazen optimist insanların fazlasıyla hayal dünyasında yaşayabileceklerini ve bunun da onlara zarar verebileceği yönünde bir yazıydı. Bu bakış açısı beni şaşırtmıştı.

Birkaç gün önce kızıcığın okulunda harika bir sunum vardı. Uluslararası Eğitim Danışmanı Steve Barkley, “The Power of Optimism” (Olumlu Bakış Açısının Gücü) konulu bir eğitim verdi biz velilere ve öğretmenlere.

Anlattığı her şey o kadar aklıma yattı ki sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle olumlu bir bakış açısına sahip olmanın, yani optimist olmanın ne anlama geldiği konusunda bilgilendirdi bizi. Olumlu bir kişilik, hayatta yaşadığı ve yaşayacağı şeylerin bir şekilde iyi sonuçlanacağına inanıp, hayattan kötülük yerine iyi şeyler beklermiş.

Olumlu olmanın insana sağlayabileceği faydalar ise şöyle sıralanabilirmiş (Alan Loy McGinnis’den – Power of Optimism – alıntı yapıldı) :

-Sağlık

-İlişkiler

- İş performansı

- Gelir

- Sınav sonuçları

Peki bir optimist olaylara ve yaşama nasıl yaklaşıyor? Öncelikle olumlu bakış açısına sahip olan bir kişinin kontrolsüz bir yaklaşımı olduğunu düşünmemek gerekir diyor Steve Barkley. Yani ‘nasılsa her şey yoluna girer’ mantığına değil, daha ziyade ‘en kötü ne olabilir’ yaklaşımına sahip bir kişilikten bahsediyoruz. En kötü ne olabiliri bulup, buna göre planlama yapan ve attığı adımdan mutluluk duyan bir kişilik optimist insan. Pesimistler ise plan yapmadan her şeyin zaten kötü gideceğine inanmış olanlar. Plan yapmalarına gerek yok çünkü ne yaparlarsa yapsınlar zaten her şey mutlaka kötü sonuçlanacak!

Olumlu kişilikler yeni seçenekleri kucaklayan kişiler, böylelikle öğrenmeye ve esnemeye açık oluyorlar.

Bununla birlikte azimli kişilikleri var. Bir şeyi istedikleri zaman onu elde edebileceklerini gözlerinde canlandırıyor, bunu elde edebilmek için de plan yapıyorlar. Peki optimistlerin hiç mi olumsuz düşünceleri yok? Tabii ki var. Onların farkı akıllarından geçen olumsuz düşünceleri, olumluya çevirebilmeleri, olumlu bir bakış açısı yakalayıp ilerlemeye devam edebilmeleri.

Bu aşamada Barkley bir örnek veriyor:

Balkonun kenarına tehlikeli şekilde yaklaşan bir çocuğun aşağıya düşmesini nasıl engellersiniz?

Seçenek 1: “Sakın bir adım bile atma!” dersiniz.

Seçenek 2: “Geri çekil!” dersiniz.

Doğru cevap ikincisi. Çünkü yapılması gerekeni vurguluyor. Yapılmaması gerekeni vurgulayan ilk seçeneğin aksiyona dönüşü zaman alacaktır. Çünkü çocuğunuzun bu olumsuz uyarıyı önce olumluya, yani yapması gerekene çevirmesi gerekmektedir.

Bu örnekte olduğu gibi çocuğunuzun sıkıntı duyduğu konulara yaklaşımını değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Burada seçilen kelimeler çok önemlidir.

Örneğin:

-          Bunu asla başaramayacağım!

-          Matematik hiç anlamlı gelmiyor!

Bu olumsuz iki cümleyi nasıl olumlu hâle getirebiliriz?

-          Bunu başarabilmek için bol pratik yapmam gerekecek.

-          Ek yardım alıp matematiği anlamam gerekiyor.

Okullarda yapılan bir çalışmada başarılı çocukların hepsinin 5-10 sene sonrasını gözlerinde canlandırdıkları ortaya çıkmış. Yani onlar başarıyı kafalarında canlandırabiliyorlar. Bunu hedefliyorlar. Planlıyorlar ve o hedefe koşuyorlar. Zaman içerisinde hedefi değiştirebiliyorlar, yeni bir hedef koyup, analiz edip, en kötüsü ne olabiliri düşünüp, sonra bu hedefi kafalarında canlandırıyorlar.

Çocuklarımızı bir konuda kutlarken yaptığımız en büyük hatanın sadece sonucu takdir etmek olduğunu söylüyor Steve Barkley. Oysa ki takdir edilmesi gereken ortaya konan çaba ve ilerleme. Sonuç beklenen kadar iyi olmasa da bu konuda gerçekten çaba sarf etmiş bir çocuk sırf bu çabası için kutlanmalı.

Çocuklarımızın hayatlarında “kazanan” kişilikler olabilmelerine destek vermemiz gerektiğini vurguluyor Barkley. Bunun da ilk şartı optimist bir bakış açısıyla hayallerini elde edebilmek için harekete geçebiliyor olmaları. Olumlu bak, en kötü ne olabileceğini gör, plan yap ve harekete geç!

Ne dersiniz? Size de mantıklı geldi mi?

1 Yorum
  1. Ece EÜ
    2 Mart 2012 | 12:31

    Defne’ciğim, eline kalemine sağlık!
    Yine çok güzel yazmış, çok hoş dile getirmişsin.
    Yazını okuyunca bazı şeyleri sandığımdan da doğru yaptığımı farkettim, öncelikle bunun için sana teşekkür ederim.
    Ben de kendimi olaylara olumlu bakan biri olarak bilirim genelde ancak, burada örneğini verdiğin her iki tanıma da sanırım uymuyorum ben!
    Ben olumlu planlar yaparken olabilecek en kötü şeyi canlandırmıyorum galiba :( sadece iyi olacağına, olayların bir şekilde bana en uygun şekilde oluşacağına inanıyorum…Polyanna misali…
    Bundan böyle Optimist tanımına uygun daranmaya çalışacağım. :)
    Sevgimle,
    EceEÜ

Yorumunuzu Yazın

Olumlu Çocuklar Yetiştirebilmek

thb_olumlucocuk_01032012

Kendimi, etrafıma ve olaylara karşı olumlu bir bakış açısıyla yaklaşan bir insan olarak görüyorum genelde (ama her zaman değil maalesef). Hatta ara ara ‘pembe gözlüklerim var’ diye eğlenirim kendi kendimle. Bu yapısal mı (yani doğuştan gelen bir özellik mi) yoksa zaman içerisinde edinilen bir nitelik mi bilemiyorum ama sanırım ilki daha doğru.

Bununla birlikte olumsuz insanları ne anlayabilirim, ne tahammül edebilirim, ne de uzun süre yanlarında kalabilirim. Çünkü beni de bir noktadan sonra aşağı çektiklerine inanıyorum. TIME Dergisi’nde geçtiğimiz aylarda bu konuda bir yazı vardı. İşin ilginci pesimist insanların pek çok başarıyı bu yönleriyle elde ettiklerini anlatıyordu. Hatta bazen optimist insanların fazlasıyla hayal dünyasında yaşayabileceklerini ve bunun da onlara zarar verebileceği yönünde bir yazıydı. Bu bakış açısı beni şaşırtmıştı.

Birkaç gün önce kızıcığın okulunda harika bir sunum vardı. Uluslararası Eğitim Danışmanı Steve Barkley, “The Power of Optimism” (Olumlu Bakış Açısının Gücü) konulu bir eğitim verdi biz velilere ve öğretmenlere.

Anlattığı her şey o kadar aklıma yattı ki sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle olumlu bir bakış açısına sahip olmanın, yani optimist olmanın ne anlama geldiği konusunda bilgilendirdi bizi. Olumlu bir kişilik, hayatta yaşadığı ve yaşayacağı şeylerin bir şekilde iyi sonuçlanacağına inanıp, hayattan kötülük yerine iyi şeyler beklermiş.

Olumlu olmanın insana sağlayabileceği faydalar ise şöyle sıralanabilirmiş (Alan Loy McGinnis’den – Power of Optimism – alıntı yapıldı) :

-Sağlık

-İlişkiler

- İş performansı

- Gelir

- Sınav sonuçları

Peki bir optimist olaylara ve yaşama nasıl yaklaşıyor? Öncelikle olumlu bakış açısına sahip olan bir kişinin kontrolsüz bir yaklaşımı olduğunu düşünmemek gerekir diyor Steve Barkley. Yani ‘nasılsa her şey yoluna girer’ mantığına değil, daha ziyade ‘en kötü ne olabilir’ yaklaşımına sahip bir kişilikten bahsediyoruz. En kötü ne olabiliri bulup, buna göre planlama yapan ve attığı adımdan mutluluk duyan bir kişilik optimist insan. Pesimistler ise plan yapmadan her şeyin zaten kötü gideceğine inanmış olanlar. Plan yapmalarına gerek yok çünkü ne yaparlarsa yapsınlar zaten her şey mutlaka kötü sonuçlanacak!

Olumlu kişilikler yeni seçenekleri kucaklayan kişiler, böylelikle öğrenmeye ve esnemeye açık oluyorlar.

Bununla birlikte azimli kişilikleri var. Bir şeyi istedikleri zaman onu elde edebileceklerini gözlerinde canlandırıyor, bunu elde edebilmek için de plan yapıyorlar. Peki optimistlerin hiç mi olumsuz düşünceleri yok? Tabii ki var. Onların farkı akıllarından geçen olumsuz düşünceleri, olumluya çevirebilmeleri, olumlu bir bakış açısı yakalayıp ilerlemeye devam edebilmeleri.

Bu aşamada Barkley bir örnek veriyor:

Balkonun kenarına tehlikeli şekilde yaklaşan bir çocuğun aşağıya düşmesini nasıl engellersiniz?

Seçenek 1: “Sakın bir adım bile atma!” dersiniz.

Seçenek 2: “Geri çekil!” dersiniz.

Doğru cevap ikincisi. Çünkü yapılması gerekeni vurguluyor. Yapılmaması gerekeni vurgulayan ilk seçeneğin aksiyona dönüşü zaman alacaktır. Çünkü çocuğunuzun bu olumsuz uyarıyı önce olumluya, yani yapması gerekene çevirmesi gerekmektedir.

Bu örnekte olduğu gibi çocuğunuzun sıkıntı duyduğu konulara yaklaşımını değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Burada seçilen kelimeler çok önemlidir.

Örneğin:

-          Bunu asla başaramayacağım!

-          Matematik hiç anlamlı gelmiyor!

Bu olumsuz iki cümleyi nasıl olumlu hâle getirebiliriz?

-          Bunu başarabilmek için bol pratik yapmam gerekecek.

-          Ek yardım alıp matematiği anlamam gerekiyor.

Okullarda yapılan bir çalışmada başarılı çocukların hepsinin 5-10 sene sonrasını gözlerinde canlandırdıkları ortaya çıkmış. Yani onlar başarıyı kafalarında canlandırabiliyorlar. Bunu hedefliyorlar. Planlıyorlar ve o hedefe koşuyorlar. Zaman içerisinde hedefi değiştirebiliyorlar, yeni bir hedef koyup, analiz edip, en kötüsü ne olabiliri düşünüp, sonra bu hedefi kafalarında canlandırıyorlar.

Çocuklarımızı bir konuda kutlarken yaptığımız en büyük hatanın sadece sonucu takdir etmek olduğunu söylüyor Steve Barkley. Oysa ki takdir edilmesi gereken ortaya konan çaba ve ilerleme. Sonuç beklenen kadar iyi olmasa da bu konuda gerçekten çaba sarf etmiş bir çocuk sırf bu çabası için kutlanmalı.

Çocuklarımızın hayatlarında “kazanan” kişilikler olabilmelerine destek vermemiz gerektiğini vurguluyor Barkley. Bunun da ilk şartı optimist bir bakış açısıyla hayallerini elde edebilmek için harekete geçebiliyor olmaları. Olumlu bak, en kötü ne olabileceğini gör, plan yap ve harekete geç!

Ne dersiniz? Size de mantıklı geldi mi?

1 Yorum
  1. Ece EÜ
    2 Mart 2012 | 12:31

    Defne’ciğim, eline kalemine sağlık!
    Yine çok güzel yazmış, çok hoş dile getirmişsin.
    Yazını okuyunca bazı şeyleri sandığımdan da doğru yaptığımı farkettim, öncelikle bunun için sana teşekkür ederim.
    Ben de kendimi olaylara olumlu bakan biri olarak bilirim genelde ancak, burada örneğini verdiğin her iki tanıma da sanırım uymuyorum ben!
    Ben olumlu planlar yaparken olabilecek en kötü şeyi canlandırmıyorum galiba :( sadece iyi olacağına, olayların bir şekilde bana en uygun şekilde oluşacağına inanıyorum…Polyanna misali…
    Bundan böyle Optimist tanımına uygun daranmaya çalışacağım. :)
    Sevgimle,
    EceEÜ

Yorumunuzu Yazın