Op. Dr. Oğuz Yılmaz’la Sohbete Devam

thb_oguzyilmazdevam_070610

Bir önceki yazımda sizleri Tarsus Amerikan Koleji’nden arkadaşım Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Oğuz Yılmaz ile tanıştırmıştım.

Sorduğum sorular fazla olunca ve o da kıymetli bilgilerini bizden esirgemeyince, söyleşimiz biraz uzun olmuştu.

Biliyorum ki merak içinde sohbetimizin devamını bekleyenler çoğunlukta. Hemen kaldığımız yerden devam ediyorum:

Kolesterol ile kalp hastalığının bağlantısı var mı?

Yüksek kolesterol kalp hastalıklarının en önemli sebeplerinden birisi. Genellikle bunun da ailesel olduğunu biliyoruz. Kolesterol aslında vücudumuzu oluşturan hücrelerin ana yapıtaşlarından birisi. Yani aslında çok faydalı. Ancak kan içerisinde serbest şekilde çok yüksek oranda bulunduğunda aynı soğumuş yemekte yüzeyde yüzen yağ parçacıkları gibi akan kan içerisinde tıkayıcı veya damar duvarını bozucu etkileri olabiliyor.

LDLsi yüksek kişilerde ne zaman ilaç kullanımına başlanmalı?

LDL yani düşük yoğunluklu liporotein (Low Density Lipoprotein), kanda bulunan kolesterolün bir tipi. Düşük yoğunlukta olduğu için kan ile birlikte çok akıcı davranamıyor, yüzeye doğru çıkıyor. Bu yüzden de tehlikeli oluyor. Normalde total kolesterolün 200’ün LDL Kolesterol’ün ise 150’nin üstünde olmamasını istiyoruz. Elde edilen ilk değerler bu sınırların hemen üzerinde ise hastalara öncelikle diyet, spor, alkol alımının kısıtlanmasını ve omega-3 ve omega-6 yağ asitlerini öneriyoruz. Bu önlemlere rağmen değerler bu sınırların altına inmiyor ise ilaç başlanılmasını mutlaka öneriyoruz.

Burada önemle vurgulamak istediğim bir nokta var. Kolesterol yüksekliği kandaki serbest kolesterol seviyelerinin karaciğer tarafından iyi ayarlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de dışarıdan yemekler ile aldığımız kolesterol ile çoğu zaman çok ilgili değildir. Nasıl bir şeker hastası kanda insülin hormonu eksik olduğu için insülin almak zorunda ise, kolesterol yüksekliği nedeni ile ilaç kullanması gereken insanlar da bu ilaçları devam ettirmek zorundadırlar. Kolesterol düşünce bırakmak yanlıştır. Bıraktığınız an kolesterol seviyeniz yine yükselecektir. Mutlaka doktor kontrolü önemlidir. İlaç dozunun ayarlamasını, ve kesilmesi gerekiyor ise kararı mutlaka doktora bırakmalısınız.

Çocuklarda kalp hastalığı ne durumda? Çok genç yaşta kalp krizinden kaybettiğimiz gençler oluyor. İnsan hayret ediyor, beklemiyor. Küçüklükten itibaren alınabilecek bir önlem var mı?

Çocuklardaki kalp hastalıkları daha çok doğuştan olan hastalıklardır. Yani daha anne karnındaki gelişme sürecinde kalpte yapısal bazı yanlışlıklar neticesinde ortaya çıkar. Çok ileri derecede hayati öneme sahip anormallikler zaten çoğu zaman hamileliğin tamamlanmasına engel olarak ölü doğumlara sebep olur. Hamileliğin normal olarak tamamlanması sonrasında tespit edilen anormallikler ise genellikle kalp içerisinde yer alan delikler (ASD, VSD), damarlarda veya kalp odacıklarında yanlış dizilim ve yerleşimler olarak tanımlanabilir.

Her şeyden önce, daha hamilelik aşamasında kadın doğum uzmanının ultrasonografi kontrolleri sırasında çocuğun kalp ve damar sistemini de detaylı olarak taraması önemlidir. Ciddi bozukluklarda hamilelik erken sonlandırılabileceği gibi, doğumun hemen sonrasındaki birkaç gün içerisinde cerrahi müdahale gerektirebilecek anomaliler de tespit edilebilir.

Doğumdan hemen sonra da iyi bir pediatristin bebeği ilk detaylı muayenesi yine çok önemlidir. Bu muayenelerde bebeğin kalbinde bazı üfürümler duyulabilir. Bunların bir bölümü masum üfürümler olup, zaman içinde kendiliğinden kaybolabilir. Bazen de bu bulguları teyit etmek amacı ile bir uzman tarafından ekokardiyografi  yapılması gerekecektir.

Çocukluk dönemindeki kalp rahatsızlıkları genellikle çocuğun gelişimini de olumsuz etkilediği için, çocukta bir gelişme geriliği dikkat çeker ise kalp rahatsızlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Daha ileri çağlarda ise, özellikle okul çağlarında çocuklarımız sportif aktivitelere katılmadan önce mutlaka detaylı bir doktor kontrolünden geçmelidirler.

Maya’nın iki yaş check-up’ında doktorumuz genetik yatkınlıktan dolayı Maya’nın da kolesterolünün ölçülmesini istemişti. Bunu yaptıran pek fazla doktora rastlamadım. Hatta iki yaşında check-up mı yapılırmış diye şaşıranlar oldu. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Bunu sen bana da anlatmıştın, ve ben doktorunuzu çok takdir etmiştim. Biraz önce ifade ettiğim gibi, kolesterol yüksekliği ve ateroskleroz daha çocukluktan başlıyor. Doktorunuzun bunu bilerek genel kanının aksine iki yaşında bir çocukta kolesterol baktırmak istemesi belki de hayat kurtarıcı bir davranış. Kolesterol yüksekliği yaşlıların hastalığı değildir. Küçük yaşta başlayabilir. Bunun da erken tespiti erkenden önlem alınması adına hayati önem taşımaktadır.

Spor ve kalp ile ilgili ilişki nasıl? Çocuklarımıza sporu ne zaman ve ne şekilde tanıştırmamız gerekir?

Spor kesinlikle kalp sağlığı için son derece önemli. Genel kilo kontrolü, tansiyonun düzenlenmesi, kalp performansının arttırılması, diğer bir çok regülatör fonksiyonun düzenlenmesi açısından düzenli sporun kalp sağlığına faydaları saymakla bitmez. 4-5 yaşlarında düzenli spora başlanabilir. Bu dönem içerisinde çocukların bedensel gelişimleri için en doğru olduğu düşünülen iki spor dalı ise yüzme ve tenis.

Çocuklarımıza düzenli spor yapma alışkanlığını vermek yine çok önemli. Spor sadece bir hobi değil, yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edilmeli. Özellikle giderek artan bilgisayar kullanımı ile birlikte çocukların da evlerinde daha çok kapalı kaldıklarını ve maalesef sanal ortamlarda dostluklar kurduklarını görüyoruz. Düzenli spor yapan bireylerde ise hem sağlıklı bir fiziksel gelişim, hem de sosyalizasyon gerçekleştirilmiş olacaktır.

Beslenme olarak önerilerin var mı?

Zamanımızın en önemli hastalıklarından birisi de obesite (şişmanlık). Akdeniz mutfağı şu an dünyada en sağlıklı mutfak olarak kabul ediliyor. Biz de bunun tam ortasındayız. Ancak maalesef Türkiye’de de giderek artan bir Fast-food alışkanlığı var. ABD’nde bu şekilde kötü beslenmenin sonucunda Amerikan toplumunda çok ciddi bir obesite sorunu yaşanıyor. Aynı sorun şu an bizim kapımızda. Aileler olarak çok dikkatli olmalı çocuklarımızı doğru beslenmeye yönlendirmeliyiz. Biz hastane olarak ‘Kalbimi seviyorum, fast-food yemiyorum’  sloganı ile bir kampanya yürütüyoruz. Okullarda fast-food’un zararlarını anlatıyoruz. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın da ciddi çalışmaları var. Okul kantinlerinde fast-food’un yasaklanması, okul çevrelerinde bu tip yiyeceklerin satışının kısıtlanması gibi….

Bu ve bunun gibi kampanyalar sonucunda nihayet birçok yiyecekte kalp sağlığı için son derece zararlı olduğu bilinen trans-yağların kullanımı en aza indirildi, fast-food zincirleri sağlıklı menüler oluşturmaya ikna edildi.

Şu an tam olarak etkilerini bilmediğimiz diğer bir konuda GDO olarak bilinen (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) yiyecekler. Zararlı olup olmadığı tam net olarak bilinmese de kesin bilgiler elde edilene dek yiyecek alışverişinde bu tip gıdalara da dikkat etmekte fayda var.

Tartışılan diğer bir konu da zamanımızda birçok bitkisel ve hayvansal gıdanın üretim sürecinde kontrolsüzce ilaç, hormon, katkı vs. kullanılıyor olması. Bu gibi maddeler kullanılarak üretilen gıda maddelerinin tüketilmesinin ise çocukların gelişimi üzerindeki etkileri ve ileride yol açabilecekleri sağlık sorunları henüz net değil. Bu açıdan özellikle çocukların gelişme dönemleri içerisinde bu tip katkıların kullanılmadığı ‘organik’ ürünlerin tercih edilebileceğini düşünüyorum.

Defne’ciğim,

Bu sohbetimizin aydınlatıcı olacağını ümit ediyorum. Sevgili Maya ile başladığın yeni hayat yolculuğunda arkana bir çok başka sevgi dolu aileyi de taktığını görüyorum. Bir doktor, bir insan, bir baba olarak her zaman bu misyonunda, her konuda yardımcı olmaya hazırım. Yeter ki bızdıklar hep sağlıklı olsun, hep gülsün, hep bizimle olsun.

Sevgiler ,

Oğuz

Oğuz’a sizlerin huzurunda buradan tekrar sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Umarım verilen bilgiler bana olduğu kadar sizlere de fayda sağlamıştır, ilginizi çekmiştir.


2 Yorum
  1. Kaymaçina
    8 Haziran 2010 | 08:40

    Ben artık okuyabiliyorum … bu bilgilendirice yazı için çok teşekkürler.Ben kolestrolüm olduğunu hamile kalmadan önce yaptırdığım check-up da öğrendim ve büyük şok yaşamıştım.Şimdi Oğuz bey ile yaptığın röportajdan anladım ki oğlumu da bir check-up götürmeliyim.

  2. Defne
    8 Haziran 2010 | 09:45

    Yazıların sana ulaşmasına çok sevindim. Sanırım arada Google’dan problem yaşanıyor. Ropörtajın faydalı olduğuna çok ama çok sevindim. Amaç buydu zaten. Umarım bızdıkta her şey yolunda çıkacak.

Yorumunuzu Yazın

Op. Dr. Oğuz Yılmaz’la Sohbete Devam

thb_oguzyilmazdevam_070610

Bir önceki yazımda sizleri Tarsus Amerikan Koleji’nden arkadaşım Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Oğuz Yılmaz ile tanıştırmıştım.

Sorduğum sorular fazla olunca ve o da kıymetli bilgilerini bizden esirgemeyince, söyleşimiz biraz uzun olmuştu.

Biliyorum ki merak içinde sohbetimizin devamını bekleyenler çoğunlukta. Hemen kaldığımız yerden devam ediyorum:

Kolesterol ile kalp hastalığının bağlantısı var mı?

Yüksek kolesterol kalp hastalıklarının en önemli sebeplerinden birisi. Genellikle bunun da ailesel olduğunu biliyoruz. Kolesterol aslında vücudumuzu oluşturan hücrelerin ana yapıtaşlarından birisi. Yani aslında çok faydalı. Ancak kan içerisinde serbest şekilde çok yüksek oranda bulunduğunda aynı soğumuş yemekte yüzeyde yüzen yağ parçacıkları gibi akan kan içerisinde tıkayıcı veya damar duvarını bozucu etkileri olabiliyor.

LDLsi yüksek kişilerde ne zaman ilaç kullanımına başlanmalı?

LDL yani düşük yoğunluklu liporotein (Low Density Lipoprotein), kanda bulunan kolesterolün bir tipi. Düşük yoğunlukta olduğu için kan ile birlikte çok akıcı davranamıyor, yüzeye doğru çıkıyor. Bu yüzden de tehlikeli oluyor. Normalde total kolesterolün 200’ün LDL Kolesterol’ün ise 150’nin üstünde olmamasını istiyoruz. Elde edilen ilk değerler bu sınırların hemen üzerinde ise hastalara öncelikle diyet, spor, alkol alımının kısıtlanmasını ve omega-3 ve omega-6 yağ asitlerini öneriyoruz. Bu önlemlere rağmen değerler bu sınırların altına inmiyor ise ilaç başlanılmasını mutlaka öneriyoruz.

Burada önemle vurgulamak istediğim bir nokta var. Kolesterol yüksekliği kandaki serbest kolesterol seviyelerinin karaciğer tarafından iyi ayarlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de dışarıdan yemekler ile aldığımız kolesterol ile çoğu zaman çok ilgili değildir. Nasıl bir şeker hastası kanda insülin hormonu eksik olduğu için insülin almak zorunda ise, kolesterol yüksekliği nedeni ile ilaç kullanması gereken insanlar da bu ilaçları devam ettirmek zorundadırlar. Kolesterol düşünce bırakmak yanlıştır. Bıraktığınız an kolesterol seviyeniz yine yükselecektir. Mutlaka doktor kontrolü önemlidir. İlaç dozunun ayarlamasını, ve kesilmesi gerekiyor ise kararı mutlaka doktora bırakmalısınız.

Çocuklarda kalp hastalığı ne durumda? Çok genç yaşta kalp krizinden kaybettiğimiz gençler oluyor. İnsan hayret ediyor, beklemiyor. Küçüklükten itibaren alınabilecek bir önlem var mı?

Çocuklardaki kalp hastalıkları daha çok doğuştan olan hastalıklardır. Yani daha anne karnındaki gelişme sürecinde kalpte yapısal bazı yanlışlıklar neticesinde ortaya çıkar. Çok ileri derecede hayati öneme sahip anormallikler zaten çoğu zaman hamileliğin tamamlanmasına engel olarak ölü doğumlara sebep olur. Hamileliğin normal olarak tamamlanması sonrasında tespit edilen anormallikler ise genellikle kalp içerisinde yer alan delikler (ASD, VSD), damarlarda veya kalp odacıklarında yanlış dizilim ve yerleşimler olarak tanımlanabilir.

Her şeyden önce, daha hamilelik aşamasında kadın doğum uzmanının ultrasonografi kontrolleri sırasında çocuğun kalp ve damar sistemini de detaylı olarak taraması önemlidir. Ciddi bozukluklarda hamilelik erken sonlandırılabileceği gibi, doğumun hemen sonrasındaki birkaç gün içerisinde cerrahi müdahale gerektirebilecek anomaliler de tespit edilebilir.

Doğumdan hemen sonra da iyi bir pediatristin bebeği ilk detaylı muayenesi yine çok önemlidir. Bu muayenelerde bebeğin kalbinde bazı üfürümler duyulabilir. Bunların bir bölümü masum üfürümler olup, zaman içinde kendiliğinden kaybolabilir. Bazen de bu bulguları teyit etmek amacı ile bir uzman tarafından ekokardiyografi  yapılması gerekecektir.

Çocukluk dönemindeki kalp rahatsızlıkları genellikle çocuğun gelişimini de olumsuz etkilediği için, çocukta bir gelişme geriliği dikkat çeker ise kalp rahatsızlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Daha ileri çağlarda ise, özellikle okul çağlarında çocuklarımız sportif aktivitelere katılmadan önce mutlaka detaylı bir doktor kontrolünden geçmelidirler.

Maya’nın iki yaş check-up’ında doktorumuz genetik yatkınlıktan dolayı Maya’nın da kolesterolünün ölçülmesini istemişti. Bunu yaptıran pek fazla doktora rastlamadım. Hatta iki yaşında check-up mı yapılırmış diye şaşıranlar oldu. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Bunu sen bana da anlatmıştın, ve ben doktorunuzu çok takdir etmiştim. Biraz önce ifade ettiğim gibi, kolesterol yüksekliği ve ateroskleroz daha çocukluktan başlıyor. Doktorunuzun bunu bilerek genel kanının aksine iki yaşında bir çocukta kolesterol baktırmak istemesi belki de hayat kurtarıcı bir davranış. Kolesterol yüksekliği yaşlıların hastalığı değildir. Küçük yaşta başlayabilir. Bunun da erken tespiti erkenden önlem alınması adına hayati önem taşımaktadır.

Spor ve kalp ile ilgili ilişki nasıl? Çocuklarımıza sporu ne zaman ve ne şekilde tanıştırmamız gerekir?

Spor kesinlikle kalp sağlığı için son derece önemli. Genel kilo kontrolü, tansiyonun düzenlenmesi, kalp performansının arttırılması, diğer bir çok regülatör fonksiyonun düzenlenmesi açısından düzenli sporun kalp sağlığına faydaları saymakla bitmez. 4-5 yaşlarında düzenli spora başlanabilir. Bu dönem içerisinde çocukların bedensel gelişimleri için en doğru olduğu düşünülen iki spor dalı ise yüzme ve tenis.

Çocuklarımıza düzenli spor yapma alışkanlığını vermek yine çok önemli. Spor sadece bir hobi değil, yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edilmeli. Özellikle giderek artan bilgisayar kullanımı ile birlikte çocukların da evlerinde daha çok kapalı kaldıklarını ve maalesef sanal ortamlarda dostluklar kurduklarını görüyoruz. Düzenli spor yapan bireylerde ise hem sağlıklı bir fiziksel gelişim, hem de sosyalizasyon gerçekleştirilmiş olacaktır.

Beslenme olarak önerilerin var mı?

Zamanımızın en önemli hastalıklarından birisi de obesite (şişmanlık). Akdeniz mutfağı şu an dünyada en sağlıklı mutfak olarak kabul ediliyor. Biz de bunun tam ortasındayız. Ancak maalesef Türkiye’de de giderek artan bir Fast-food alışkanlığı var. ABD’nde bu şekilde kötü beslenmenin sonucunda Amerikan toplumunda çok ciddi bir obesite sorunu yaşanıyor. Aynı sorun şu an bizim kapımızda. Aileler olarak çok dikkatli olmalı çocuklarımızı doğru beslenmeye yönlendirmeliyiz. Biz hastane olarak ‘Kalbimi seviyorum, fast-food yemiyorum’  sloganı ile bir kampanya yürütüyoruz. Okullarda fast-food’un zararlarını anlatıyoruz. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın da ciddi çalışmaları var. Okul kantinlerinde fast-food’un yasaklanması, okul çevrelerinde bu tip yiyeceklerin satışının kısıtlanması gibi….

Bu ve bunun gibi kampanyalar sonucunda nihayet birçok yiyecekte kalp sağlığı için son derece zararlı olduğu bilinen trans-yağların kullanımı en aza indirildi, fast-food zincirleri sağlıklı menüler oluşturmaya ikna edildi.

Şu an tam olarak etkilerini bilmediğimiz diğer bir konuda GDO olarak bilinen (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) yiyecekler. Zararlı olup olmadığı tam net olarak bilinmese de kesin bilgiler elde edilene dek yiyecek alışverişinde bu tip gıdalara da dikkat etmekte fayda var.

Tartışılan diğer bir konu da zamanımızda birçok bitkisel ve hayvansal gıdanın üretim sürecinde kontrolsüzce ilaç, hormon, katkı vs. kullanılıyor olması. Bu gibi maddeler kullanılarak üretilen gıda maddelerinin tüketilmesinin ise çocukların gelişimi üzerindeki etkileri ve ileride yol açabilecekleri sağlık sorunları henüz net değil. Bu açıdan özellikle çocukların gelişme dönemleri içerisinde bu tip katkıların kullanılmadığı ‘organik’ ürünlerin tercih edilebileceğini düşünüyorum.

Defne’ciğim,

Bu sohbetimizin aydınlatıcı olacağını ümit ediyorum. Sevgili Maya ile başladığın yeni hayat yolculuğunda arkana bir çok başka sevgi dolu aileyi de taktığını görüyorum. Bir doktor, bir insan, bir baba olarak her zaman bu misyonunda, her konuda yardımcı olmaya hazırım. Yeter ki bızdıklar hep sağlıklı olsun, hep gülsün, hep bizimle olsun.

Sevgiler ,

Oğuz

Oğuz’a sizlerin huzurunda buradan tekrar sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Umarım verilen bilgiler bana olduğu kadar sizlere de fayda sağlamıştır, ilginizi çekmiştir.


2 Yorum
  1. Kaymaçina
    8 Haziran 2010 | 08:40

    Ben artık okuyabiliyorum … bu bilgilendirice yazı için çok teşekkürler.Ben kolestrolüm olduğunu hamile kalmadan önce yaptırdığım check-up da öğrendim ve büyük şok yaşamıştım.Şimdi Oğuz bey ile yaptığın röportajdan anladım ki oğlumu da bir check-up götürmeliyim.

  2. Defne
    8 Haziran 2010 | 09:45

    Yazıların sana ulaşmasına çok sevindim. Sanırım arada Google’dan problem yaşanıyor. Ropörtajın faydalı olduğuna çok ama çok sevindim. Amaç buydu zaten. Umarım bızdıkta her şey yolunda çıkacak.

Yorumunuzu Yazın