-->

Özgür Çocuklar, Özgürlük İstemeyen Anneler

thb_ozgurcocuklar_24092012

Geçenlerde bir arkadaş toplantısında çocuklarımızın okula uyum sağlama süreçleri konuşuluyordu. Okula alışma, evden ve anneden uzaklaşma pek çok çocuk için zor olabiliyor. Bizim durumumuzda oldukça zor demem daha doğru olacak.

O kadar ki kızıcığım bile bu duruma anlam veremiyor zaman zaman.

Bu sabah “Anne ben neden senden ayrı kalmak, okula gitmek istemiyorum?” diye sordu.
Ben de ona, “Belki ev ortamı senin çok alışık ve kendini güvende hissettiğin bir ortam. Ben de yanında olunca daha da rahat hissediyorsun kendini. Okul ise zamanla alışılan bir yer. Yeni öğretmenlerin, yeni sınıf arkadaşların, büyük okula geçmiş olman, dersler hepsi yeni. Alışınca orada da rahat edeceksin. Çok normal böyle hissetmen.”dedim.

“Hı hı.” diye kafasını salladı bizimki.

Başıyla söylediklerimi onaylamış olması anlatılanları kabul ettiğinin garantisi değil tabii ki. Hayır efendim, hayat öyle kolay değil.

Elimdeki sevgili Selin’in hediye ettiği “Without stress my life would be empty” yazan bardağım o anki durumu özetliyordu.

“E, ben gitmesem okula.”

“Olur mu hayatım. Bak ne güzel okuma-yazmayı öğreneceksin bu sene. Senenin sonunda elimize kitaplarımızı alıp yatağa uzandığımızda sen sadece resimlere bakmayacak, hikâyeyi okuyabileceksin. Sonra havalı havalı imzanı da atarsın.”

Bu son cümleyi çok sevdiğim bir arkadaşım kızına söylemişti. Onda işe yaradığı için denemek istedim.

Güldü kızıcık sonunda. Ama pes etmek yooook. Konu kapanmadı. Devam…

“Sen bana öğretsen okuma-yazmayı?” bir sonraki soru.

Veee başa dönüş: “Niye okula gitmem gerekiyor ki…”

Uzatmayayım böyle devam etti konuşmamız.

Özetle alışma sürecinde ben çocuğunu itekleyen anne, o da gitmemek için direnen çocuk konumundayız.

En başta bahsettiğim arkadaş sohbetimizde aşağı yukarı çoğumuz benzer durumlardayken, arkadaşlarımızdan birisinin çocuğu annesinin okulda kalmasını hiç istememiş. “Haydi sen gidebilirsin.” diye yollamaya çalışmış. Servisle gitmekten acayip memnunmuş. Anneye de hiç ihtiyaç duymuyormuş.

Biz farklı durumda olanlar “Ah ne güzel.” diye iç geçirirken, arkadaşımız “Hiç de değil. İnsan annesini yanında istemez mi? Okulda kalabilmek adına sınıfta öğretmene yardımcı olmayı bile teklif ettim ama istemediler beni.” dedi içli içli. O kadar şeker ve o kadar şaşırtıcı bir durumdu ki hepimiz kahkahalarla güldük onun bu hâline.

Düşünün anne kapıdan içeri girebilmek için “Size yardımcı olayım.” diyor. Okul ve kendi çocuğu onu evine yollamaya çalışıyor.

Arkadaşımın üzüldüğü aslında çocuğunun bebeklikten çıktığı ve büyüyor olduğu gerçeği. Artık eskisi gibi ona bağımlı değil. Daha özgür, kendine güvenli, rahat. Çok sağlıklı, çok doğal. Ama insanız işte hepimiz. Duygusal varlıklarız. Olması gereken ve beklenen gerçekleştiğinde biz kocaman ebeveynler  hazır olmayabiliyoruz.

Bana sıcacık, insancıl bir durum geldiği için sizlerle paylaşmak istedim efendim.

Sizlerin ilk haftalar raporlarınızı ve zorlanan annelere-babalara çözüm önerilerinizi heyecanla bekliyorum.

Bambino Aktivitesi – 28 Eylül 2012

Geçen hafta Perşembe gerçekleşen Bambino aktivitemize ilgi çok olduğu için sevgili Aynur Çitçi’den sürpriz bir haber geldi. Bu Cuma, yani 28 Eylül’de saat 17:15’te yine 4M’in farklı ürünleriyle 6-9 yaş grubuna aktivite düzenlenecek.

4M

Bu sefer üç boyutlu maketler yapacaklar. Korsan gemisi ve prenses arabası seçeneklerimiz olacak. Hep birlikte, ekip çalışmasıyla tamamlanacak bu dev maketler Bambino Oyuncak’ta kalacak. Maketlerin boyutu itibariyle her çocuğa bir tane yaptıramıyoruz. Ama çok eğleneceklerinden emin olabilirsiniz.

10 çocuk kabul edilebiliyor bu aktiviteye. Bambino küçük bir mekân. Daha fazla çocuk olduğunda nefes alacak yer kalmıyor. Bu anlamda sizden ricam, gerçekten gelebilecekseniz isminizi yazdırın. Sayı tamamlandığında başka isim kabul edilemiyor. Başkalarının gelmesine engel olmamak adına bu konuda hassasiyet rica ediyoruz.

4m Türkiye

İkinci konu da zamanlama. Geçen hafta 17:00’de başlayamadık. Çok eksiğimiz vardı. Bu nedenle 17:15 olarak planlanalım dedik bu hafta için. Aktiviteye vaktinde gelen bızdıkları bekletmemek adına zamanında başlayacağız. Geç gelirseniz bu sefer miniğiniz işin en başını kaçırmış olacak. Bu konuya da dikkat edilmesini rica ediyoruz.

Rezervasyon için – Aynur Çitçi : 0212-352 8182 / aynur@bambinooyuncak.com

Cuma’ya görüşmek üzere…

3 Yorum
  1. ahu belgin
    25 Eylül 2012 | 23:44

    DEfne cim,

    Benim duygumu seker bulup ustelik sitende paylasmana cok sevindim ,cok tesekkur ederim. Gercekten bugune kadar olan irili,ufakli bircok kopma ile ilgili olayda kabuk degistiremeyen coklukla buyukler olmus ,ben olmusum.Bir de durumu digerinin bana ihtiyaci varmis da onun icin oradaymisim kivaminda sunmusum.Bagimlilik durumlarinda hep en cok sikayet eder gozuken aslinda kopamiyor.Bunu cok fazla ornekten sonra idrak ettim.Anne cocuk iliskisi disinda geriye donup baktigimda kadin erkek iliskisinde de boyle davranmisim.Yani canim senin blogunun kapsama alani disina cikabilir ama durum bayagi patolojik.Bagimli degilim diyenden korkalim derim isin ozeti. Cok tesekkurler ,ahu

  2. banu tozluyurt
    1 Ekim 2012 | 20:32

    Ah Defnecim, Duru üçe geçti ama birinci sınıfı dün gibi hatırlıyorum. İlk gün bayılarak gitti beni istemedi ama ikinci gün çok ağladı gitmeyim ev daha rahat dedi. O ağlarken ben de içimden ağladım, “bence de sen hep kalsan” dedim. Bana da çok zor geldi onun okula başlaması, üstelik o alştı ben hala alışamadım

  3. Defne Ongun Müminoğlu
    1 Ekim 2012 | 21:14

    Haklısın Banucum. İnsanın içi eriyor o gözyaşları karşısında. Öte yandan ilerisi için atmamız gereken adımları atıyoruz.

Yorumunuzu Yazın

Özgür Çocuklar, Özgürlük İstemeyen Anneler

thb_ozgurcocuklar_24092012

Geçenlerde bir arkadaş toplantısında çocuklarımızın okula uyum sağlama süreçleri konuşuluyordu. Okula alışma, evden ve anneden uzaklaşma pek çok çocuk için zor olabiliyor. Bizim durumumuzda oldukça zor demem daha doğru olacak.

O kadar ki kızıcığım bile bu duruma anlam veremiyor zaman zaman.

Bu sabah “Anne ben neden senden ayrı kalmak, okula gitmek istemiyorum?” diye sordu.
Ben de ona, “Belki ev ortamı senin çok alışık ve kendini güvende hissettiğin bir ortam. Ben de yanında olunca daha da rahat hissediyorsun kendini. Okul ise zamanla alışılan bir yer. Yeni öğretmenlerin, yeni sınıf arkadaşların, büyük okula geçmiş olman, dersler hepsi yeni. Alışınca orada da rahat edeceksin. Çok normal böyle hissetmen.”dedim.

“Hı hı.” diye kafasını salladı bizimki.

Başıyla söylediklerimi onaylamış olması anlatılanları kabul ettiğinin garantisi değil tabii ki. Hayır efendim, hayat öyle kolay değil.

Elimdeki sevgili Selin’in hediye ettiği “Without stress my life would be empty” yazan bardağım o anki durumu özetliyordu.

“E, ben gitmesem okula.”

“Olur mu hayatım. Bak ne güzel okuma-yazmayı öğreneceksin bu sene. Senenin sonunda elimize kitaplarımızı alıp yatağa uzandığımızda sen sadece resimlere bakmayacak, hikâyeyi okuyabileceksin. Sonra havalı havalı imzanı da atarsın.”

Bu son cümleyi çok sevdiğim bir arkadaşım kızına söylemişti. Onda işe yaradığı için denemek istedim.

Güldü kızıcık sonunda. Ama pes etmek yooook. Konu kapanmadı. Devam…

“Sen bana öğretsen okuma-yazmayı?” bir sonraki soru.

Veee başa dönüş: “Niye okula gitmem gerekiyor ki…”

Uzatmayayım böyle devam etti konuşmamız.

Özetle alışma sürecinde ben çocuğunu itekleyen anne, o da gitmemek için direnen çocuk konumundayız.

En başta bahsettiğim arkadaş sohbetimizde aşağı yukarı çoğumuz benzer durumlardayken, arkadaşlarımızdan birisinin çocuğu annesinin okulda kalmasını hiç istememiş. “Haydi sen gidebilirsin.” diye yollamaya çalışmış. Servisle gitmekten acayip memnunmuş. Anneye de hiç ihtiyaç duymuyormuş.

Biz farklı durumda olanlar “Ah ne güzel.” diye iç geçirirken, arkadaşımız “Hiç de değil. İnsan annesini yanında istemez mi? Okulda kalabilmek adına sınıfta öğretmene yardımcı olmayı bile teklif ettim ama istemediler beni.” dedi içli içli. O kadar şeker ve o kadar şaşırtıcı bir durumdu ki hepimiz kahkahalarla güldük onun bu hâline.

Düşünün anne kapıdan içeri girebilmek için “Size yardımcı olayım.” diyor. Okul ve kendi çocuğu onu evine yollamaya çalışıyor.

Arkadaşımın üzüldüğü aslında çocuğunun bebeklikten çıktığı ve büyüyor olduğu gerçeği. Artık eskisi gibi ona bağımlı değil. Daha özgür, kendine güvenli, rahat. Çok sağlıklı, çok doğal. Ama insanız işte hepimiz. Duygusal varlıklarız. Olması gereken ve beklenen gerçekleştiğinde biz kocaman ebeveynler  hazır olmayabiliyoruz.

Bana sıcacık, insancıl bir durum geldiği için sizlerle paylaşmak istedim efendim.

Sizlerin ilk haftalar raporlarınızı ve zorlanan annelere-babalara çözüm önerilerinizi heyecanla bekliyorum.

Bambino Aktivitesi – 28 Eylül 2012

Geçen hafta Perşembe gerçekleşen Bambino aktivitemize ilgi çok olduğu için sevgili Aynur Çitçi’den sürpriz bir haber geldi. Bu Cuma, yani 28 Eylül’de saat 17:15’te yine 4M’in farklı ürünleriyle 6-9 yaş grubuna aktivite düzenlenecek.

4M

Bu sefer üç boyutlu maketler yapacaklar. Korsan gemisi ve prenses arabası seçeneklerimiz olacak. Hep birlikte, ekip çalışmasıyla tamamlanacak bu dev maketler Bambino Oyuncak’ta kalacak. Maketlerin boyutu itibariyle her çocuğa bir tane yaptıramıyoruz. Ama çok eğleneceklerinden emin olabilirsiniz.

10 çocuk kabul edilebiliyor bu aktiviteye. Bambino küçük bir mekân. Daha fazla çocuk olduğunda nefes alacak yer kalmıyor. Bu anlamda sizden ricam, gerçekten gelebilecekseniz isminizi yazdırın. Sayı tamamlandığında başka isim kabul edilemiyor. Başkalarının gelmesine engel olmamak adına bu konuda hassasiyet rica ediyoruz.

4m Türkiye

İkinci konu da zamanlama. Geçen hafta 17:00’de başlayamadık. Çok eksiğimiz vardı. Bu nedenle 17:15 olarak planlanalım dedik bu hafta için. Aktiviteye vaktinde gelen bızdıkları bekletmemek adına zamanında başlayacağız. Geç gelirseniz bu sefer miniğiniz işin en başını kaçırmış olacak. Bu konuya da dikkat edilmesini rica ediyoruz.

Rezervasyon için – Aynur Çitçi : 0212-352 8182 / aynur@bambinooyuncak.com

Cuma’ya görüşmek üzere…

3 Yorum
  1. ahu belgin
    25 Eylül 2012 | 23:44

    DEfne cim,

    Benim duygumu seker bulup ustelik sitende paylasmana cok sevindim ,cok tesekkur ederim. Gercekten bugune kadar olan irili,ufakli bircok kopma ile ilgili olayda kabuk degistiremeyen coklukla buyukler olmus ,ben olmusum.Bir de durumu digerinin bana ihtiyaci varmis da onun icin oradaymisim kivaminda sunmusum.Bagimlilik durumlarinda hep en cok sikayet eder gozuken aslinda kopamiyor.Bunu cok fazla ornekten sonra idrak ettim.Anne cocuk iliskisi disinda geriye donup baktigimda kadin erkek iliskisinde de boyle davranmisim.Yani canim senin blogunun kapsama alani disina cikabilir ama durum bayagi patolojik.Bagimli degilim diyenden korkalim derim isin ozeti. Cok tesekkurler ,ahu

  2. banu tozluyurt
    1 Ekim 2012 | 20:32

    Ah Defnecim, Duru üçe geçti ama birinci sınıfı dün gibi hatırlıyorum. İlk gün bayılarak gitti beni istemedi ama ikinci gün çok ağladı gitmeyim ev daha rahat dedi. O ağlarken ben de içimden ağladım, “bence de sen hep kalsan” dedim. Bana da çok zor geldi onun okula başlaması, üstelik o alştı ben hala alışamadım

  3. Defne Ongun Müminoğlu
    1 Ekim 2012 | 21:14

    Haklısın Banucum. İnsanın içi eriyor o gözyaşları karşısında. Öte yandan ilerisi için atmamız gereken adımları atıyoruz.

Yorumunuzu Yazın