Puduhepa

Renan Tan Tavukçuoğlu.

Canım dostum Banu Özkan Tozluyurt vesilesiyle tanıştım onunla. Blog yazarlarının Renan’ın “Tavsiye Evi”ndeki TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı) için düzenlenen buluşmasında bir araya gelmesiyle tanıştık. O gün hepimizin kalbi TÜRGÖK için atıyordu. Ardından başka “pıt” “pıt” larda bir araya geldik.

Amacımız ortaktı. İşe yaramak, fayda sağlamak.

Şimdi Renan harika bir ekiple yepyeni bir yardım çalışmasına el attı. Bunu kendi anlatsın istedim. Ben sordum, o cevapladı.

İşte karşınızda Puduhepa ve Renan!

Renancığım bizlere kısaca kendinden bahseder misin? Kimsin, neler yaparsın?

Ben, tek bir kişinin bile fark yaratabileceğine inanan bir insanım. Duyarlılığın önemine inanan, duyarsızlığın dünyanın sonunu getirebileceğini düşünen bir anneyim. Diyarbakır’da doğdum, İzmir’de büyüdüm,  Amerika’da sekiz yıl yaşadım, şimdi de İstanbul’dayım. Çok farklı çevrelerden insan tanıma şansına sahip olmuş bir kadınım. Reklam ve pazarlama alanında faaliyet gösteren bir şirketim var. Bununla beraber huzur, başkalarının hayatlarına anlamlı bir şekilde dokunabilmekte. Bizim kadar şanslı olmayan insanlara borcumuz olduğunu düşünen biriyim ayrıca. Bu sebeple ticari işim dışında bir şeyler yapmaktan büyük keyif alıyorum.

Pek çok yardım projesinde seninle bir araya gelme şansımız oldu. Biliyorum ki kalbinin ve aklının büyük bir bölümü bu noktada. Neler yaptığını anlatır mısın?

Sanıyorum belli bir yaştan sonra oluyor bu. Yani insanın topluma geri verme ihtiyacı, belli bir yaşam deneyiminden sonra ortaya çıkıyor demek istiyorum. Benimki öyle oldu.  Biriktirdiklerim ve beslendiklerim ‘Pudhuhepa ve Kız Kardeşleri’ projesini doğurdu.

Ben de Puduhepa’dan bahsetmek istiyordum. Puduhepa kimdir? Neyi temsil eder? Bu çalışmayı da aktarabilirsen çok sevinirim.

Puduhepa, tarihteki ilk barış anlaşması Kadeş’e mührünü basan Hitit kraliçesi. 3000 yıl önce bu topraklarda yaşamış güçlü bir kadın. Ondan sonra yine bu topraklar çok güçlü kadınlar doğurmuş ama çoğunun hikayesini bilmiyoruz. Biz de ‘Çünkü Bizim Hikayelerimiz Var!’ diyerek, bu kadınları ve hikayelerini yeniden dolaşıma sokmak için yola çıktık.

Amacımız, yeni yetişen kız çocuklarının, aynı topraklardan geçmiş kadınların başarı hikayelerinden ilham almaları. Kendi güçlerine ve potansiyellerine inanan güçlü kadınlar olmak üzere büyümeleri. Bu konuda da bez bebeklerden yardım alıyoruz. Mesajlarımızı çocuklara en rahat iletişim aracı olan bu oyuncak bebeklerle iletiyoruz.

Bebeklerimizin yapım aşamasında kadın istihdamı sağlıyoruz. Bu da bizler için ayrı bir mutluluk kaynağı. Bir çok kadının hayatına dokunup güzelleştiriyoruz. Onlar da bizimkini tabii.

Bebeklerimizin geliri TOÇEV aracılığıyla kız çocuklarının eğitimine destek olarak aktarılacak.

Puduhepa barışı sahipleniyor. Puduhepa’dan sonra doğayı, bilimi, sanatı sahiplenen Anadolu kadınlarının bebeklerini çıkartıyor olacağız.

Puduhepa’nın oluşum aşamasında kimlerle çalıştın? Nasıl bir süreç oldu?

İlk başta bebeğin tipinin oluşturulması aşamasında çalışacağımız doğru insanı bulmakta zorlandım. En sonunda yolumuz Şeyda Bebekler markasının kurucusu Aysel Keskin ile kesişti ve çok da iyi oldu çünkü bu proje için daha doğru bir isim olamazmış.

Çocuk kitabımızı Tuba Şamlı Atilla araştırdı, yazdı ve çizdi. (Defne’nin notu: Bir sonraki yazımda aynı projeyi Tuba’dan dinleyeceğiz) Anne kitabını Arbil Çelen Yuca hayata geçirdi. Şarkımızı Banu Kanıbelli yazdı, söyledi. Bebeğimizin kıyafetini başarılı modacımız Arzu Kaprol tasarladı. Eskiden beri tanıdığım pek çok kadın dostum ve İSMEK’ten bebek yapım kursu almış kadınlarla bu işi başlattık. Şimdi hedefimiz sığınma evleri ve cezaevlerindeki kadınlara ulaşmak.

Bu süreçte başına ilginç bir şeyler geldiyse bizlerle paylaşır mısın?

Anlamlı pek çok an paylaştık onlarca kadın. Proje su gibi aktı. Projenin fikri var, ismi yokken sevgili Armağan Portakal ve Banu Tozluyurt sayesine Puduhepa’nın Adana’da çıkan mühründen haberdar oldum ve bebeğin adını birlikte koyduk. Karşıma hep işinin ehli insanlar çıktı ve bunun tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Emeği geçen, gönül veren ve inanılmaz bir özveri ile çalışan tüm dostlarıma buradan senin aracılığınla bir kez daha teşekkür etmek isterim: Semra Akçam, Neslihan Önay, Mine Meço, Deniz Ardıç, Güzin Sağlam, Şule Akıntürk, Lebibe Nalan Var, Emine Sönmez, Mürüvet Atılgan, Medine Bayazıt, Hatice Ün, Hatice Sağlam, Neslihan dadaş, Semra Baykurt ve Şükran Tekin.

Puduhepa’ya çocuklar nasıl ulaşacak?

www.puduhepavekizkardesleri.com sitemizde satışlar başladı. Henüz sitemizi doldurma aşamasındayız ama tüm ürünlerimize oradan ulaşabilirler. Puduhepa’nın geliri TOÇEV aracılığıyla kız çocuklarına eğitim desteği olarak aktarılacak.

Puduhepa’nın kardeşleri de olacak sanırım. Ne zaman onları da görebileceğiz?

Önümüzdeki sene boyunca Puduhepa’yı kız kardeşlerine kavuşturmak için elimizden geleni yapacağız. Umuyoruz ki kısa sürede destekçilerimiz artar ve Puduhepa kız kardeşlerine kavuşur. Bunun için, 23 Mayıs’a kadar sürecek bir fonlama kampanyamız var:

https://www.fongogo.com/Project/puduhepa-ve-kiz-kardesleri#Story

Son olarak yaşam bir renk olsaydı, ne renk olurdu? 

Klasik olacak ama kesinlikle gökkuşağı. Hayatın her rengini sevgiyle yaşamak lazım.

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın

Puduhepa

Renan Tan Tavukçuoğlu.

Canım dostum Banu Özkan Tozluyurt vesilesiyle tanıştım onunla. Blog yazarlarının Renan’ın “Tavsiye Evi”ndeki TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı) için düzenlenen buluşmasında bir araya gelmesiyle tanıştık. O gün hepimizin kalbi TÜRGÖK için atıyordu. Ardından başka “pıt” “pıt” larda bir araya geldik.

Amacımız ortaktı. İşe yaramak, fayda sağlamak.

Şimdi Renan harika bir ekiple yepyeni bir yardım çalışmasına el attı. Bunu kendi anlatsın istedim. Ben sordum, o cevapladı.

İşte karşınızda Puduhepa ve Renan!

Renancığım bizlere kısaca kendinden bahseder misin? Kimsin, neler yaparsın?

Ben, tek bir kişinin bile fark yaratabileceğine inanan bir insanım. Duyarlılığın önemine inanan, duyarsızlığın dünyanın sonunu getirebileceğini düşünen bir anneyim. Diyarbakır’da doğdum, İzmir’de büyüdüm,  Amerika’da sekiz yıl yaşadım, şimdi de İstanbul’dayım. Çok farklı çevrelerden insan tanıma şansına sahip olmuş bir kadınım. Reklam ve pazarlama alanında faaliyet gösteren bir şirketim var. Bununla beraber huzur, başkalarının hayatlarına anlamlı bir şekilde dokunabilmekte. Bizim kadar şanslı olmayan insanlara borcumuz olduğunu düşünen biriyim ayrıca. Bu sebeple ticari işim dışında bir şeyler yapmaktan büyük keyif alıyorum.

Pek çok yardım projesinde seninle bir araya gelme şansımız oldu. Biliyorum ki kalbinin ve aklının büyük bir bölümü bu noktada. Neler yaptığını anlatır mısın?

Sanıyorum belli bir yaştan sonra oluyor bu. Yani insanın topluma geri verme ihtiyacı, belli bir yaşam deneyiminden sonra ortaya çıkıyor demek istiyorum. Benimki öyle oldu.  Biriktirdiklerim ve beslendiklerim ‘Pudhuhepa ve Kız Kardeşleri’ projesini doğurdu.

Ben de Puduhepa’dan bahsetmek istiyordum. Puduhepa kimdir? Neyi temsil eder? Bu çalışmayı da aktarabilirsen çok sevinirim.

Puduhepa, tarihteki ilk barış anlaşması Kadeş’e mührünü basan Hitit kraliçesi. 3000 yıl önce bu topraklarda yaşamış güçlü bir kadın. Ondan sonra yine bu topraklar çok güçlü kadınlar doğurmuş ama çoğunun hikayesini bilmiyoruz. Biz de ‘Çünkü Bizim Hikayelerimiz Var!’ diyerek, bu kadınları ve hikayelerini yeniden dolaşıma sokmak için yola çıktık.

Amacımız, yeni yetişen kız çocuklarının, aynı topraklardan geçmiş kadınların başarı hikayelerinden ilham almaları. Kendi güçlerine ve potansiyellerine inanan güçlü kadınlar olmak üzere büyümeleri. Bu konuda da bez bebeklerden yardım alıyoruz. Mesajlarımızı çocuklara en rahat iletişim aracı olan bu oyuncak bebeklerle iletiyoruz.

Bebeklerimizin yapım aşamasında kadın istihdamı sağlıyoruz. Bu da bizler için ayrı bir mutluluk kaynağı. Bir çok kadının hayatına dokunup güzelleştiriyoruz. Onlar da bizimkini tabii.

Bebeklerimizin geliri TOÇEV aracılığıyla kız çocuklarının eğitimine destek olarak aktarılacak.

Puduhepa barışı sahipleniyor. Puduhepa’dan sonra doğayı, bilimi, sanatı sahiplenen Anadolu kadınlarının bebeklerini çıkartıyor olacağız.

Puduhepa’nın oluşum aşamasında kimlerle çalıştın? Nasıl bir süreç oldu?

İlk başta bebeğin tipinin oluşturulması aşamasında çalışacağımız doğru insanı bulmakta zorlandım. En sonunda yolumuz Şeyda Bebekler markasının kurucusu Aysel Keskin ile kesişti ve çok da iyi oldu çünkü bu proje için daha doğru bir isim olamazmış.

Çocuk kitabımızı Tuba Şamlı Atilla araştırdı, yazdı ve çizdi. (Defne’nin notu: Bir sonraki yazımda aynı projeyi Tuba’dan dinleyeceğiz) Anne kitabını Arbil Çelen Yuca hayata geçirdi. Şarkımızı Banu Kanıbelli yazdı, söyledi. Bebeğimizin kıyafetini başarılı modacımız Arzu Kaprol tasarladı. Eskiden beri tanıdığım pek çok kadın dostum ve İSMEK’ten bebek yapım kursu almış kadınlarla bu işi başlattık. Şimdi hedefimiz sığınma evleri ve cezaevlerindeki kadınlara ulaşmak.

Bu süreçte başına ilginç bir şeyler geldiyse bizlerle paylaşır mısın?

Anlamlı pek çok an paylaştık onlarca kadın. Proje su gibi aktı. Projenin fikri var, ismi yokken sevgili Armağan Portakal ve Banu Tozluyurt sayesine Puduhepa’nın Adana’da çıkan mühründen haberdar oldum ve bebeğin adını birlikte koyduk. Karşıma hep işinin ehli insanlar çıktı ve bunun tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Emeği geçen, gönül veren ve inanılmaz bir özveri ile çalışan tüm dostlarıma buradan senin aracılığınla bir kez daha teşekkür etmek isterim: Semra Akçam, Neslihan Önay, Mine Meço, Deniz Ardıç, Güzin Sağlam, Şule Akıntürk, Lebibe Nalan Var, Emine Sönmez, Mürüvet Atılgan, Medine Bayazıt, Hatice Ün, Hatice Sağlam, Neslihan dadaş, Semra Baykurt ve Şükran Tekin.

Puduhepa’ya çocuklar nasıl ulaşacak?

www.puduhepavekizkardesleri.com sitemizde satışlar başladı. Henüz sitemizi doldurma aşamasındayız ama tüm ürünlerimize oradan ulaşabilirler. Puduhepa’nın geliri TOÇEV aracılığıyla kız çocuklarına eğitim desteği olarak aktarılacak.

Puduhepa’nın kardeşleri de olacak sanırım. Ne zaman onları da görebileceğiz?

Önümüzdeki sene boyunca Puduhepa’yı kız kardeşlerine kavuşturmak için elimizden geleni yapacağız. Umuyoruz ki kısa sürede destekçilerimiz artar ve Puduhepa kız kardeşlerine kavuşur. Bunun için, 23 Mayıs’a kadar sürecek bir fonlama kampanyamız var:

https://www.fongogo.com/Project/puduhepa-ve-kiz-kardesleri#Story

Son olarak yaşam bir renk olsaydı, ne renk olurdu? 

Klasik olacak ama kesinlikle gökkuşağı. Hayatın her rengini sevgiyle yaşamak lazım.

İlk yorumu siz yapın :).

Yorumunuzu Yazın