Sevgili Doktorum

thb__sevgilidoktorum040610

Göğsümü gere gere Tarsus Amerikan Koleji‘nden olduğumu söylüyorum her yerde. Ortamı, öğretmenleri, öğrencileri ama en çok da arkadaşlığı ile bence muhteşem bir okul. Şu ana kadar hangi adımı attıysam hayatta, TAC’li arkadaş ve büyüklerimden destek gördüm.

Eski işlerimde, yeni projelerimde onlar hep varlar, hep destekler.

Şimdi de 0 km. bızdıklar için yaptığım çalışmalarda, gerek okuma saatlerinde gerekse konuk yazar olarak destek veriyorlar.

Evet bugün sizleri sınıf arkadaşım, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Oğuz Yılmaz ile tanıştırmak istiyorum.

Oğuz’u konusunda uzman diğer pek çok doktordan ayıran en önemli özelliği sıcaklığı ve o insancıl hali.

İnanılmaz yoğun tempoda çalışan bir cerrah olmasına rağmen, hastalarını birer proje olarak görmeyip, tam tersine onları duyguları, düşünceleri ve insani yönleriyle algılayan, buna göre hareket eden ender doktorlarımızdan.

İşte ben bu nedenle onunla gurur duyuyorum.

İşte bu nedenle bence o farklı.

Ve yine işte bu nedenle bence sizlerle tanışması şart!

Ona aklıma gelen her şeyi sordum. Ve çok hızlı cevap aldım. Üstelik cevap verirken çok keyif aldığını belirtmişti ön yazısında. Uzun olmasına rağmen, önemli bulduğu noktalara değinmeden konuyu kapatmak istememişti. Ben de blog ortamında dikkatlerin çabuk dağılabileceğini düşünerek, onunla yaptığım söyleşiyi ikiye böldüm. İlk bölüm bugün, ikincisi Pazartesi…

Şimdi sizleri bu harika insanla başbaşa bırakıyorum…

Oğuzcum, Tarsus Amerikan Koleji’nden sonraki hayatını bize anlatır mısın?

Tarsus Amerikan Koleji’nden (TAC) 1989’da mezun olduktan sonra, önce 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Ardından da Istanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasımı tamamladım. 2002 yılından beri de İstanbul Memorial Hastanesi’nde Profesör Bingür Sönmez ile birlikte Kalp Cerrahı olarak çalışmaktayım. Bu süreç içerisinde çok kez de yurt dışında eğitim maksatlı stajlarım oldu. Son olarak 2007 yılı içerisinde 7 ay kadar ABD’ndeki Mayo Clinic’de araştırma görevlisi olarak bulunma şansım oldu.

1998 yılında çok sevgili eşim Semin ile evlendim. 2002’de Lâl adında bir kızım, 2009 Eylül’ünde ise Alp adında bir oğlum oldu. Tabi onların doğumu ile hayatım çok daha renklendi, güzelleşti.

Tıp ve özellikle kalp damar cerrahisi seçimini nasıl yaptın?

Nedense hayatım boyunca hiç başka bir meslek aklımın ucundan bile geçmedi. Üniversite sınavına girerken diğer meslekler ile ilgili hiçbir fikrim yoktu dersem yalan olmaz. Geçenlerde ta ilkokuldan beri tanıdığım bir arkadaşım bana okul sırasında tuttuğu hatıra defterini gösterdi. Hani o ‘öncelikle bana bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim …..’ diye başlayan defterlerden. Üçüncü sınıfta onun defterine doktor olmak istediğimi hem de cerrah olmak istediğimi yazmışım.

Aslında bunun sebebini biliyorum. Benim bir büyükannem vardı, annemin anneannesi. Ben 7 aylık doğup da beni hastanede küvöz kalmadığı için eve yolladıklarında beni pamuklara sararak, ısıtarak, elleriyle günlerce besleyip hayata tutunmamı sağlayan kişi. Ben kendimi bildim bileli ‘Benim oğlum büyüyüp Profesör olacak!’ derdi. Benim herhalde beynimi yıkadı. Ben de hiç başka bir meslek düşünmedim. İnsanları çok seviyorum, insanlığa da en iyi bu şekilde hizmet edebileceğimi düşündüm hep.

‘Neden Kalp Cerrahisi ?’ dersen, işte o biraz tesadüf. Ben aslında plastik cerrah olmayı düşünüyordum. Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda da (TUS) tüm seçenekleri plastik cerrahi olarak belirlemiştim. Sadece Florence Nightingale Hastanesi’nin ilk kez asistan aldığını görünce Kalp Cerrahisi seçeneğini de düşündüm. Sonuçta sınavda orayı kazandım. Şimdi bunun da sadece bir tesadüf olmadığını düşünüyorum. Çünkü son derece yüksek bir manevi haz alıyorum yaptığım işten.

Türkiye’de kalp hastalığı ne kadar yaygın?

Kalp ve Damar hastalıkları tüm dünyada ölüm sebepleri arasında hâlâ birinci sırada. İkinci sırada ise kanser geliyor. Benzer şekilde Türkiye’de de en sık ölüm sebebi kalp ve damar hastalıkları. Hatta 1994-1999 yılları arasında yapılmış bir araştırmada 35 ile 74 yaş arası kalp hastalığı nedeniyle ölümlerde Türkiye dünya sıralamasında birinci idi. Son yıllarda artan tıbbi imkanlar ve sigara içiminin azalması ile sıralamada daha aşağılara düşüyoruz nihayet.

Kalp hastalıklarının nedenleri hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Kalp hastalıklarının tabi aslında çok çeşidi var. Esas olarak damar kireçlenmesine (ateroskleroz) bağlı kalp damarlarının hastalığını ele alır isek sebepler aslında hepimizin bildiği şeyler. Yüksek tansiyon, sigara, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, obesite (şişmanlık), ve ailesel faktörler en belirgin olan sebepler.

Kalp kapaklarını ilgilendiren hastalıklarda ise en çok romatizmal kalp hastalığı ülkemizde önemli bir sebep. Genellikle gelişmemiş ülkelerde kalbi bozan bu hastalık, ülkemizin gelişmesi ile birlikte giderek daha az etkili olmaya başladı. Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde streptokoklara bağlı bir boğaz enfeksiyonunu takiben hastalığın kalbi de tutması sonucu kalp kapaklarında yıllar içinde daha belirginleşen bir bozulma ortaya çıkabilmektedir.

Hastalıkların önlenme şansı var mı? Nasıl olabilir?

Yukarıda da saydığımız sebepleri göz önünde bulundurduğumuzda, aslında birçoğu konusunda yapabileceğimiz şeyler var.

Yüksek tansiyonumuz olduğunu biliyor isek mutlaka tansiyonu düşük tutmak için bir doktor kontrolünde ilaç kullanmalı, düzenli spor yapmalı, aşırı tuzdan kaçınmalıyız. Sigara kesinlikle içmemeli, içilen ortamlarda bulunmamalıyız. Şeker hastalığımız var ise kan şekeri kontrolünü çok iyi yapmalı, bu konuda yine bir doktorun kontrolü altında bulunmalıyız. Kolesterol yüksekliği tespit edilmiş ise, sonuçlara göre diyet ile ve gerekli görülmüş ise ilaç desteği ile mutlaka kan yağlarımızı kontrol altına almalıyız.  Kilo almamaya çalışmalı, düzenli egzersiz yapmalıyız.

Sadece ailesel faktörler ile ilgili bir şey yapamıyoruz. Burada da önemli olan, eğer ailemizde erken yaşta kalp hastalığı tanısı konmuş bireyler var ise mutlaka bizim de bir kontrolden geçmemiz, bizde de kalp hastalığı  riskinin yüksek olabileceğini bilerek, yukarıda saydığımız diğer risk faktörlerini daha da ciddiye almamız gerektiğidir.

Kapak hastalıkları açısından da özellikle boğaz enfeksiyonları çok önemli. Çocuklarda bir boğaz enfeksiyonunu takiben şikayetler uzun sürer ise, eklemlerde kızarıklık, şişlik gibi belirtiler ortaya çıkarsa romatizmaya doğru gidiş olduğunu düşünerek, mutlaka doktor ile temasa geçilmelidir. Çocuklarda boğaz enfeksiyonu çok sık tekrar ediyor ise ve sıklıkla streptokok tespit ediliyor ise duruma göre bademciklerin alınması da kronik bir enfeksiyon odağının ortadan kaldırılması amacı ile önerilebilir.

Birçok hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarının önlenmesinde de temel amaç hastalıkların iyi bilinmesi, erken tanınması ve gelişmeden önlenebilmesi olmalıdır. Şu an çok net bildiğimiz bir nokta var. O da, kalp ve damar hastalıkları  tahmin ettiğimiz gibi 60’lı 70’li yaşlarda bir anda ortaya çıkmıyor, daha çocuk yaşta yavaş yavaş başlıyor. Bu yüzden erken davranmak, önlemleri daha çocukken almak çok önemli. Çocuklarımıza sağlıklı yaşamayı bir hayat tarzı olarak öğretmemiz onların yaşamlarında belki de onlara vereceğimiz en değerli ders olacaktır. Ancak böylelikle güzel ailemizin tadını yıllarca mutlu şekilde çıkarabiliriz. 0 km’de elimize verilen bızdıkların çok kilometre yapabilmeleri için kılavuzu iyi okuyup, onlara da iyi öğretmemiz lazım.

…. devam edecek

2 Yorum
  1. Hayriye Sözmen
    9 Haziran 2010 | 07:32

    Keyifle okuduğum bu ropörtaj için size teşekkür ederim.Sevgili Dr. Oğuz Yılmaz çok sevdiğim dostumun oğlu olduğu kadar kendisinin yüreğimde ki yeri asla sorgulanamaz.1998 yılında kardeşime yapılan By-pass ameliyatında kendisini daha derinden tanıma mutluluğuna eriştim.Kendisinin son derece başarılı,idealist bir Dr olması yanı sıra son derece hümanist ve empati kullanmayı hiç ihmal etmeyen bir kişilik olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.Günümüzde son derece nadir bulunan ”Hem nitelikli bir insan,hem de başarılı bir Dr.” tanımına uyan nadir kişiliktir.Ben hep derim ki:Oğuzcuğum sen ameliyathanede olduğun sürece azrail oraya uğramaz…Bu güveni uyandıran yönü ise onu anlamaktan geçiyor.Ona tüm bu değerleri öğreten dostuma ve kendisine fazlasıyla emek veren Sevgili Doktorumuza sonsuz teşekkürler.Yaşam yolculuğunda ,yollarımızın kesiştiği ana müteşekkirim.
    Sevgilerimle.

  2. Defne
    9 Haziran 2010 | 08:55

    Ben de işte bu özelliklerinden dolayı sevgili arkadaşımla gurur duyuyorum. Bu harika yorumunuz için size çok teşekkür etmek istiyorum. Eminim Oğuz da yazdıklarınızı okuduğunda, sizde bu hisleri uyandırdığı için çok mutlu olacaktır; doğru bir yolda, doğru adımlarla ilerlediğini daha da net görecektir :)

Yorumunuzu Yazın

Sevgili Doktorum

thb__sevgilidoktorum040610

Göğsümü gere gere Tarsus Amerikan Koleji‘nden olduğumu söylüyorum her yerde. Ortamı, öğretmenleri, öğrencileri ama en çok da arkadaşlığı ile bence muhteşem bir okul. Şu ana kadar hangi adımı attıysam hayatta, TAC’li arkadaş ve büyüklerimden destek gördüm.

Eski işlerimde, yeni projelerimde onlar hep varlar, hep destekler.

Şimdi de 0 km. bızdıklar için yaptığım çalışmalarda, gerek okuma saatlerinde gerekse konuk yazar olarak destek veriyorlar.

Evet bugün sizleri sınıf arkadaşım, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Oğuz Yılmaz ile tanıştırmak istiyorum.

Oğuz’u konusunda uzman diğer pek çok doktordan ayıran en önemli özelliği sıcaklığı ve o insancıl hali.

İnanılmaz yoğun tempoda çalışan bir cerrah olmasına rağmen, hastalarını birer proje olarak görmeyip, tam tersine onları duyguları, düşünceleri ve insani yönleriyle algılayan, buna göre hareket eden ender doktorlarımızdan.

İşte ben bu nedenle onunla gurur duyuyorum.

İşte bu nedenle bence o farklı.

Ve yine işte bu nedenle bence sizlerle tanışması şart!

Ona aklıma gelen her şeyi sordum. Ve çok hızlı cevap aldım. Üstelik cevap verirken çok keyif aldığını belirtmişti ön yazısında. Uzun olmasına rağmen, önemli bulduğu noktalara değinmeden konuyu kapatmak istememişti. Ben de blog ortamında dikkatlerin çabuk dağılabileceğini düşünerek, onunla yaptığım söyleşiyi ikiye böldüm. İlk bölüm bugün, ikincisi Pazartesi…

Şimdi sizleri bu harika insanla başbaşa bırakıyorum…

Oğuzcum, Tarsus Amerikan Koleji’nden sonraki hayatını bize anlatır mısın?

Tarsus Amerikan Koleji’nden (TAC) 1989’da mezun olduktan sonra, önce 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Ardından da Istanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasımı tamamladım. 2002 yılından beri de İstanbul Memorial Hastanesi’nde Profesör Bingür Sönmez ile birlikte Kalp Cerrahı olarak çalışmaktayım. Bu süreç içerisinde çok kez de yurt dışında eğitim maksatlı stajlarım oldu. Son olarak 2007 yılı içerisinde 7 ay kadar ABD’ndeki Mayo Clinic’de araştırma görevlisi olarak bulunma şansım oldu.

1998 yılında çok sevgili eşim Semin ile evlendim. 2002’de Lâl adında bir kızım, 2009 Eylül’ünde ise Alp adında bir oğlum oldu. Tabi onların doğumu ile hayatım çok daha renklendi, güzelleşti.

Tıp ve özellikle kalp damar cerrahisi seçimini nasıl yaptın?

Nedense hayatım boyunca hiç başka bir meslek aklımın ucundan bile geçmedi. Üniversite sınavına girerken diğer meslekler ile ilgili hiçbir fikrim yoktu dersem yalan olmaz. Geçenlerde ta ilkokuldan beri tanıdığım bir arkadaşım bana okul sırasında tuttuğu hatıra defterini gösterdi. Hani o ‘öncelikle bana bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim …..’ diye başlayan defterlerden. Üçüncü sınıfta onun defterine doktor olmak istediğimi hem de cerrah olmak istediğimi yazmışım.

Aslında bunun sebebini biliyorum. Benim bir büyükannem vardı, annemin anneannesi. Ben 7 aylık doğup da beni hastanede küvöz kalmadığı için eve yolladıklarında beni pamuklara sararak, ısıtarak, elleriyle günlerce besleyip hayata tutunmamı sağlayan kişi. Ben kendimi bildim bileli ‘Benim oğlum büyüyüp Profesör olacak!’ derdi. Benim herhalde beynimi yıkadı. Ben de hiç başka bir meslek düşünmedim. İnsanları çok seviyorum, insanlığa da en iyi bu şekilde hizmet edebileceğimi düşündüm hep.

‘Neden Kalp Cerrahisi ?’ dersen, işte o biraz tesadüf. Ben aslında plastik cerrah olmayı düşünüyordum. Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda da (TUS) tüm seçenekleri plastik cerrahi olarak belirlemiştim. Sadece Florence Nightingale Hastanesi’nin ilk kez asistan aldığını görünce Kalp Cerrahisi seçeneğini de düşündüm. Sonuçta sınavda orayı kazandım. Şimdi bunun da sadece bir tesadüf olmadığını düşünüyorum. Çünkü son derece yüksek bir manevi haz alıyorum yaptığım işten.

Türkiye’de kalp hastalığı ne kadar yaygın?

Kalp ve Damar hastalıkları tüm dünyada ölüm sebepleri arasında hâlâ birinci sırada. İkinci sırada ise kanser geliyor. Benzer şekilde Türkiye’de de en sık ölüm sebebi kalp ve damar hastalıkları. Hatta 1994-1999 yılları arasında yapılmış bir araştırmada 35 ile 74 yaş arası kalp hastalığı nedeniyle ölümlerde Türkiye dünya sıralamasında birinci idi. Son yıllarda artan tıbbi imkanlar ve sigara içiminin azalması ile sıralamada daha aşağılara düşüyoruz nihayet.

Kalp hastalıklarının nedenleri hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Kalp hastalıklarının tabi aslında çok çeşidi var. Esas olarak damar kireçlenmesine (ateroskleroz) bağlı kalp damarlarının hastalığını ele alır isek sebepler aslında hepimizin bildiği şeyler. Yüksek tansiyon, sigara, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, obesite (şişmanlık), ve ailesel faktörler en belirgin olan sebepler.

Kalp kapaklarını ilgilendiren hastalıklarda ise en çok romatizmal kalp hastalığı ülkemizde önemli bir sebep. Genellikle gelişmemiş ülkelerde kalbi bozan bu hastalık, ülkemizin gelişmesi ile birlikte giderek daha az etkili olmaya başladı. Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde streptokoklara bağlı bir boğaz enfeksiyonunu takiben hastalığın kalbi de tutması sonucu kalp kapaklarında yıllar içinde daha belirginleşen bir bozulma ortaya çıkabilmektedir.

Hastalıkların önlenme şansı var mı? Nasıl olabilir?

Yukarıda da saydığımız sebepleri göz önünde bulundurduğumuzda, aslında birçoğu konusunda yapabileceğimiz şeyler var.

Yüksek tansiyonumuz olduğunu biliyor isek mutlaka tansiyonu düşük tutmak için bir doktor kontrolünde ilaç kullanmalı, düzenli spor yapmalı, aşırı tuzdan kaçınmalıyız. Sigara kesinlikle içmemeli, içilen ortamlarda bulunmamalıyız. Şeker hastalığımız var ise kan şekeri kontrolünü çok iyi yapmalı, bu konuda yine bir doktorun kontrolü altında bulunmalıyız. Kolesterol yüksekliği tespit edilmiş ise, sonuçlara göre diyet ile ve gerekli görülmüş ise ilaç desteği ile mutlaka kan yağlarımızı kontrol altına almalıyız.  Kilo almamaya çalışmalı, düzenli egzersiz yapmalıyız.

Sadece ailesel faktörler ile ilgili bir şey yapamıyoruz. Burada da önemli olan, eğer ailemizde erken yaşta kalp hastalığı tanısı konmuş bireyler var ise mutlaka bizim de bir kontrolden geçmemiz, bizde de kalp hastalığı  riskinin yüksek olabileceğini bilerek, yukarıda saydığımız diğer risk faktörlerini daha da ciddiye almamız gerektiğidir.

Kapak hastalıkları açısından da özellikle boğaz enfeksiyonları çok önemli. Çocuklarda bir boğaz enfeksiyonunu takiben şikayetler uzun sürer ise, eklemlerde kızarıklık, şişlik gibi belirtiler ortaya çıkarsa romatizmaya doğru gidiş olduğunu düşünerek, mutlaka doktor ile temasa geçilmelidir. Çocuklarda boğaz enfeksiyonu çok sık tekrar ediyor ise ve sıklıkla streptokok tespit ediliyor ise duruma göre bademciklerin alınması da kronik bir enfeksiyon odağının ortadan kaldırılması amacı ile önerilebilir.

Birçok hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarının önlenmesinde de temel amaç hastalıkların iyi bilinmesi, erken tanınması ve gelişmeden önlenebilmesi olmalıdır. Şu an çok net bildiğimiz bir nokta var. O da, kalp ve damar hastalıkları  tahmin ettiğimiz gibi 60’lı 70’li yaşlarda bir anda ortaya çıkmıyor, daha çocuk yaşta yavaş yavaş başlıyor. Bu yüzden erken davranmak, önlemleri daha çocukken almak çok önemli. Çocuklarımıza sağlıklı yaşamayı bir hayat tarzı olarak öğretmemiz onların yaşamlarında belki de onlara vereceğimiz en değerli ders olacaktır. Ancak böylelikle güzel ailemizin tadını yıllarca mutlu şekilde çıkarabiliriz. 0 km’de elimize verilen bızdıkların çok kilometre yapabilmeleri için kılavuzu iyi okuyup, onlara da iyi öğretmemiz lazım.

…. devam edecek

2 Yorum
  1. Hayriye Sözmen
    9 Haziran 2010 | 07:32

    Keyifle okuduğum bu ropörtaj için size teşekkür ederim.Sevgili Dr. Oğuz Yılmaz çok sevdiğim dostumun oğlu olduğu kadar kendisinin yüreğimde ki yeri asla sorgulanamaz.1998 yılında kardeşime yapılan By-pass ameliyatında kendisini daha derinden tanıma mutluluğuna eriştim.Kendisinin son derece başarılı,idealist bir Dr olması yanı sıra son derece hümanist ve empati kullanmayı hiç ihmal etmeyen bir kişilik olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.Günümüzde son derece nadir bulunan ”Hem nitelikli bir insan,hem de başarılı bir Dr.” tanımına uyan nadir kişiliktir.Ben hep derim ki:Oğuzcuğum sen ameliyathanede olduğun sürece azrail oraya uğramaz…Bu güveni uyandıran yönü ise onu anlamaktan geçiyor.Ona tüm bu değerleri öğreten dostuma ve kendisine fazlasıyla emek veren Sevgili Doktorumuza sonsuz teşekkürler.Yaşam yolculuğunda ,yollarımızın kesiştiği ana müteşekkirim.
    Sevgilerimle.

  2. Defne
    9 Haziran 2010 | 08:55

    Ben de işte bu özelliklerinden dolayı sevgili arkadaşımla gurur duyuyorum. Bu harika yorumunuz için size çok teşekkür etmek istiyorum. Eminim Oğuz da yazdıklarınızı okuduğunda, sizde bu hisleri uyandırdığı için çok mutlu olacaktır; doğru bir yolda, doğru adımlarla ilerlediğini daha da net görecektir :)

Yorumunuzu Yazın