Sosyal ve Duygusal Gelişim

thb_duygusalgelisim_2203201

Sizler benim yazılarımdan bıkmayın (!) diye konuk yazarlarımızı  ”0 km.Bızdıklar”da misafir etmeye devam ediyorum. (“Yaşasııınnn!!!” çığlıklarınızı daha sonraya saklayın lütfen!)

Sevgili İlkiz ile bloğum sayesinde tanıştık. Sıcacık bir insan. Birlikte oturduk, onun bloğu için neler yapılabilir diye konuştuk. İlkiz’in seçtiği konu ve yazdıkları o kadar faydalı ki, aldı başını gitti. Pek çok okuru var. Şimdi de aralıklarla bu kıymetli bilgileri “0 km.Bızdıklar” okurları ile paylaşacak.

Aşağıda her şeyin nasıl başladığını gayet güzel anlatmış. İşim çok kolay anlayacağınız. Bana sadece size aktarması kalıyor…

Keyifli okumalar :)

Sevgili Defne Ongun Müminoğlu beni arayıp “0 km Bızdıklar”da misafir yazar kadrosunda yazılarımı kendisiyle paylaşıp paylaşamayacağımı sorduğunda inanın çok heyecanlandım ve çok sevindim. Her zaman keyifle okuduğum, çok sevecen ve kolay okunan bir dille yazan Defne’nin okurları acaba benim yazılarımı da beğenecek miydi?

Çok kısaca kendimi tanıtayım, İlkiz Özcan Sönmez, Ebeveyn ve Aile Koçu’yum. 2,5 yaşında bir kızım var ismi Ada. İşletme okudum, on yıl Finans alanında çalıştım. Ada bana hayalimdeki işi yapmamda büyük ilham kaynağı oldu. ACPI’dan Ebeveyn ve Aile Koçluğu eğitimi aldım. Çocuklu Yaşam Merkezi’ni kurdum ve ebeveynlere yönelik eğitimler veriyor, koçluk yapıyorum. Birçok çocuk gelişimi ve ebeveyn eğitimlerine katıldım. Çocukları da işin içine dahil etmek istediğimden çocuk merkezli oyun terapisti oldum. Bu alanda okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Blogum annebabaokulum.blogspot.com’un yanısıra internet üzerinde ve basılı medyada okurlarla buluşuyorum.

Her ne kadar şu anda Ada yaşına uygun bir biçimde ,“Anne işe gitme, kadınlar gelmesin, eğitim de verme, onları ben çöpe atıcam” diyerek duygularını keskince dile getirse de ben işinden büyük zevk alan mutlu bir anneyim.  Çocuklu yaşamın her alanında çalışmak beni çok tatmin ediyor. Aile hayatımızı da çoğunlukla kolaylaştırdığını, bazen de zorlaştırdığını itiraf etmeliyim. Hata yapmıyor muyum elbette yapıyorum, ama bilgi sahibi olmam daha kolay toparlamama yarıyor. Çocuğumu iyi gözlemleyebilmem ve davranışımı onun ihtiyacına göre değiştirebilme özelliğimi de işime borçluyum.

Çocuğun Sosyal ve Duygusal Gelişimi

Biz ebeveyler, çocuklarımızın nasıl yetişkinler olacağının şekillendiği özellikle 0-6 yaş döneminde son derece önemliyiz ve büyük titizlikle ve bilgi sahibi olarak çocuklarımıza yaklaşmamız önemli. Seçenekleri bildikten sonra kendi iç süzgecimizden geçirmemiz daha kolaydır.

Şu çok sık başınıza gelecektir, bir kitap okursunuz hayatınız değişir, sonra mutlaka onun da tersini söyleyen bir başka kaynak bulursunuz. Bir uzmanın dediğini bir başkası beğenmez, annelik modaları vardır. Bir akımın karşısında tam tersini savunan başka bir akım vardır.  

Önemli olan her bilgiden sizin için yararlı olacak ve tutarlı olarak uygulayabileceğiniz, sizin ebeveynlik değerlerinize uygun olanı almanızdır. Aşırı uçlarda gezinmeden, dengeli ve tutarlı bir ebeveynlik yolu izleyebilirsiniz. Ebeveynlik, çook uzun bir süreçtir.

Sizin çok hareketli bir yaşantınız ve çocuğunuza ayıracağınız kısıtlı bir zamanınız varsa, bu sürede çocuğunuzla bağ kurabilmek için en büyük sevgiyi göstermeye çalışın, attachment parenting uygulayan arkadaşınız gibi olamadığınız için kendinizi suçlamayın. Siz çocuğunuzla oyun oynamaktan hoşlanmıyorsanız, çocuğunuzun size olan ihtiyacını başka şekillerde karşılamaya yönelin, birlikte doğada yürüyüş yapın, yemek yapın, kağıt kesin, kendi kıyafetlerinizi giydirip kılık değiştirin, spor yapın, zıplayın, ne seviyorsanız. Ama nefret ederek o oyunu oynamaya çalışmayın. Yapmanız gereken çok önemli bir işiniz varsa bunu çocuğunuza söyleyin. Varsa yardım edebileceği bir şey, ona da yardım etmesi için fırsat tanıyın. O size birşey anlatırken, onu içtenlikle dinleyin. “Evet dinliyorum” diyerek cep telefonunuzla oynamayın, e-maillarınıza bakmayın. Sizin için çocuğunuzun bağımsız olması, ayakları üzerinde durması, kendi kendini yönetmesi en önemli değerler ise çocuğunuzu kendinize bağımlı yapmayın. Onun yerine sorumluluk alıp, onu kurallara boğup, insiyatif almasını engelleyip, kısıtlayıp, koynunuza alıp yatmayın.

Psikolojide çocukların sosyal ve duygusal gelişimine ilişkin farklı teoriler vardır. Bunlardan benim her zaman yararlandığım Erikson’un Psikoksosyal teorisidir. Erikson’a göre her yaş döneminin temel bir çatışması vardır. Bu çatışmalar, çocuğun kendisine bakan kişilere bağlı olarak olumlu ya da olumsuz yönde çözülmektedir. İşte ebeveyn rolü bu nedenle son derece önemlidir. Anne babalar ve eğitimciler çocukların gelişim özelliklerini iyi bilmelidirler.

Çocuk 0-1 yaş aralığında iken kendisine bakanların tutum ve davranışları neticesinde ya bu dünyanın güvenli bir yer olduğuna güvenir ve dünyaya açılmada bağımsızlaşmada daha girişken olur ya da insanlara ve çevresindekilere güvenmemeyi öğrenir ve uzak durur. (Temel güvene karşı güvensizlik)

1-3 yaş döneminde çocuk yürümeye başlamıştır ve  kendi kararlarını verebileceğine inanır. Çocuk desteklenmediğinde ve sürekli baskı altında tutulduğunda utanç duyabilir. Kendi başına uygun bir şekilde davranamayacağını düşünebilir, kendinden şüphe duyabilir ve kendine olan saygısı azalabilir. (Özgürlüğe karşı utanç ve korku)

3-6 Yaş döneminde çocukların insiyatif alabilmesi ile belirli kurallara olan gereksinimi arasında uygun bir denge kurulmalıdır. Çocuklar kuralların yetersizliğinden veya belirsizliğinden dolayı bir suç işlediğinde, bunu genelleyerek kendini acımasızca yargılayabilir ve suçluluk duygusu gelişebilir. (İnsiyatife karşı suçluluk)

6-11 Yaş çocuklarında okul arkadaşlarıyla kendilerini kıyaslarlar. Kapasitelerini fark ederler, kendi becerilerine güveni olmayan çocuklarda aşağılık duygusu gelişebilir. (Başarıya karşı aşağılık duygusu)

11-18 Yaş  düşüncelerini, görevlerini, hatta kişiliklerini sorgulamaya başladıkları tam bir kimlik krizi dönemidir. Bu sorgulama neticesinde bazı değerler geliştirirler. (Kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası)

18-26 Yaşta genç önceki dönemlerdeki kimlik  sorunlarını çözümlememiş ise insanlarla yakın ilişkiler kuramazlar, içe dönerler. (Dostluk kazanmaya karşı yalnız kalma)

Yetişkinlik döneminde kişinin topluma yararlı işler yapma yani üretkenlik isteği ile kendi çıkarını gözetmesi sonucu duraklama çatışması yaşanır (Üretkenliğe karşı duraklama)

Olgunluk döneminde ise üretken bir yaaşam geçirmiş kişiler bundan mutluluk ve doyum duymaktadır. Yaşamını boş yere anlamsız geçirdiğini düşünenler ise umutsuzluk duyabilmektedirler (Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk)

Bir sonraki yazımda belirli yaş gruplarında ebeveynlerin hangi davranışlarının nasıl sonuçlanabileceğini yazacağım. 

Defne’nin notu: YA-ŞA-SINNNN!!!

4 Yorum
  1. Devrim
    23 Mart 2012 | 11:42

    Çok güzel bilgiler:))

  2. esra ertugrul
    23 Mart 2012 | 11:55

    O km bIzdıkların tüm yazılarını çok severek okurken, blog aracılığıyla tanıştığım Sevgile ilkiz’i burada görmek ne güzel..

  3. banu tozluyurt
    23 Mart 2012 | 14:34

    İlkiz ne yaparsa süper yapıyor, yine harika bilgiler paylaşmış,takipçinizim

  4. Tülay Sarı
    20 Mayıs 2012 | 02:00

    Defne ve İlkiz; iki değeri birarada bulabileceğim bir adres olması beni çok mutlu etti:)

Yorumunuzu Yazın

Sosyal ve Duygusal Gelişim

thb_duygusalgelisim_2203201

Sizler benim yazılarımdan bıkmayın (!) diye konuk yazarlarımızı  ”0 km.Bızdıklar”da misafir etmeye devam ediyorum. (“Yaşasııınnn!!!” çığlıklarınızı daha sonraya saklayın lütfen!)

Sevgili İlkiz ile bloğum sayesinde tanıştık. Sıcacık bir insan. Birlikte oturduk, onun bloğu için neler yapılabilir diye konuştuk. İlkiz’in seçtiği konu ve yazdıkları o kadar faydalı ki, aldı başını gitti. Pek çok okuru var. Şimdi de aralıklarla bu kıymetli bilgileri “0 km.Bızdıklar” okurları ile paylaşacak.

Aşağıda her şeyin nasıl başladığını gayet güzel anlatmış. İşim çok kolay anlayacağınız. Bana sadece size aktarması kalıyor…

Keyifli okumalar :)

Sevgili Defne Ongun Müminoğlu beni arayıp “0 km Bızdıklar”da misafir yazar kadrosunda yazılarımı kendisiyle paylaşıp paylaşamayacağımı sorduğunda inanın çok heyecanlandım ve çok sevindim. Her zaman keyifle okuduğum, çok sevecen ve kolay okunan bir dille yazan Defne’nin okurları acaba benim yazılarımı da beğenecek miydi?

Çok kısaca kendimi tanıtayım, İlkiz Özcan Sönmez, Ebeveyn ve Aile Koçu’yum. 2,5 yaşında bir kızım var ismi Ada. İşletme okudum, on yıl Finans alanında çalıştım. Ada bana hayalimdeki işi yapmamda büyük ilham kaynağı oldu. ACPI’dan Ebeveyn ve Aile Koçluğu eğitimi aldım. Çocuklu Yaşam Merkezi’ni kurdum ve ebeveynlere yönelik eğitimler veriyor, koçluk yapıyorum. Birçok çocuk gelişimi ve ebeveyn eğitimlerine katıldım. Çocukları da işin içine dahil etmek istediğimden çocuk merkezli oyun terapisti oldum. Bu alanda okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Blogum annebabaokulum.blogspot.com’un yanısıra internet üzerinde ve basılı medyada okurlarla buluşuyorum.

Her ne kadar şu anda Ada yaşına uygun bir biçimde ,“Anne işe gitme, kadınlar gelmesin, eğitim de verme, onları ben çöpe atıcam” diyerek duygularını keskince dile getirse de ben işinden büyük zevk alan mutlu bir anneyim.  Çocuklu yaşamın her alanında çalışmak beni çok tatmin ediyor. Aile hayatımızı da çoğunlukla kolaylaştırdığını, bazen de zorlaştırdığını itiraf etmeliyim. Hata yapmıyor muyum elbette yapıyorum, ama bilgi sahibi olmam daha kolay toparlamama yarıyor. Çocuğumu iyi gözlemleyebilmem ve davranışımı onun ihtiyacına göre değiştirebilme özelliğimi de işime borçluyum.

Çocuğun Sosyal ve Duygusal Gelişimi

Biz ebeveyler, çocuklarımızın nasıl yetişkinler olacağının şekillendiği özellikle 0-6 yaş döneminde son derece önemliyiz ve büyük titizlikle ve bilgi sahibi olarak çocuklarımıza yaklaşmamız önemli. Seçenekleri bildikten sonra kendi iç süzgecimizden geçirmemiz daha kolaydır.

Şu çok sık başınıza gelecektir, bir kitap okursunuz hayatınız değişir, sonra mutlaka onun da tersini söyleyen bir başka kaynak bulursunuz. Bir uzmanın dediğini bir başkası beğenmez, annelik modaları vardır. Bir akımın karşısında tam tersini savunan başka bir akım vardır.  

Önemli olan her bilgiden sizin için yararlı olacak ve tutarlı olarak uygulayabileceğiniz, sizin ebeveynlik değerlerinize uygun olanı almanızdır. Aşırı uçlarda gezinmeden, dengeli ve tutarlı bir ebeveynlik yolu izleyebilirsiniz. Ebeveynlik, çook uzun bir süreçtir.

Sizin çok hareketli bir yaşantınız ve çocuğunuza ayıracağınız kısıtlı bir zamanınız varsa, bu sürede çocuğunuzla bağ kurabilmek için en büyük sevgiyi göstermeye çalışın, attachment parenting uygulayan arkadaşınız gibi olamadığınız için kendinizi suçlamayın. Siz çocuğunuzla oyun oynamaktan hoşlanmıyorsanız, çocuğunuzun size olan ihtiyacını başka şekillerde karşılamaya yönelin, birlikte doğada yürüyüş yapın, yemek yapın, kağıt kesin, kendi kıyafetlerinizi giydirip kılık değiştirin, spor yapın, zıplayın, ne seviyorsanız. Ama nefret ederek o oyunu oynamaya çalışmayın. Yapmanız gereken çok önemli bir işiniz varsa bunu çocuğunuza söyleyin. Varsa yardım edebileceği bir şey, ona da yardım etmesi için fırsat tanıyın. O size birşey anlatırken, onu içtenlikle dinleyin. “Evet dinliyorum” diyerek cep telefonunuzla oynamayın, e-maillarınıza bakmayın. Sizin için çocuğunuzun bağımsız olması, ayakları üzerinde durması, kendi kendini yönetmesi en önemli değerler ise çocuğunuzu kendinize bağımlı yapmayın. Onun yerine sorumluluk alıp, onu kurallara boğup, insiyatif almasını engelleyip, kısıtlayıp, koynunuza alıp yatmayın.

Psikolojide çocukların sosyal ve duygusal gelişimine ilişkin farklı teoriler vardır. Bunlardan benim her zaman yararlandığım Erikson’un Psikoksosyal teorisidir. Erikson’a göre her yaş döneminin temel bir çatışması vardır. Bu çatışmalar, çocuğun kendisine bakan kişilere bağlı olarak olumlu ya da olumsuz yönde çözülmektedir. İşte ebeveyn rolü bu nedenle son derece önemlidir. Anne babalar ve eğitimciler çocukların gelişim özelliklerini iyi bilmelidirler.

Çocuk 0-1 yaş aralığında iken kendisine bakanların tutum ve davranışları neticesinde ya bu dünyanın güvenli bir yer olduğuna güvenir ve dünyaya açılmada bağımsızlaşmada daha girişken olur ya da insanlara ve çevresindekilere güvenmemeyi öğrenir ve uzak durur. (Temel güvene karşı güvensizlik)

1-3 yaş döneminde çocuk yürümeye başlamıştır ve  kendi kararlarını verebileceğine inanır. Çocuk desteklenmediğinde ve sürekli baskı altında tutulduğunda utanç duyabilir. Kendi başına uygun bir şekilde davranamayacağını düşünebilir, kendinden şüphe duyabilir ve kendine olan saygısı azalabilir. (Özgürlüğe karşı utanç ve korku)

3-6 Yaş döneminde çocukların insiyatif alabilmesi ile belirli kurallara olan gereksinimi arasında uygun bir denge kurulmalıdır. Çocuklar kuralların yetersizliğinden veya belirsizliğinden dolayı bir suç işlediğinde, bunu genelleyerek kendini acımasızca yargılayabilir ve suçluluk duygusu gelişebilir. (İnsiyatife karşı suçluluk)

6-11 Yaş çocuklarında okul arkadaşlarıyla kendilerini kıyaslarlar. Kapasitelerini fark ederler, kendi becerilerine güveni olmayan çocuklarda aşağılık duygusu gelişebilir. (Başarıya karşı aşağılık duygusu)

11-18 Yaş  düşüncelerini, görevlerini, hatta kişiliklerini sorgulamaya başladıkları tam bir kimlik krizi dönemidir. Bu sorgulama neticesinde bazı değerler geliştirirler. (Kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası)

18-26 Yaşta genç önceki dönemlerdeki kimlik  sorunlarını çözümlememiş ise insanlarla yakın ilişkiler kuramazlar, içe dönerler. (Dostluk kazanmaya karşı yalnız kalma)

Yetişkinlik döneminde kişinin topluma yararlı işler yapma yani üretkenlik isteği ile kendi çıkarını gözetmesi sonucu duraklama çatışması yaşanır (Üretkenliğe karşı duraklama)

Olgunluk döneminde ise üretken bir yaaşam geçirmiş kişiler bundan mutluluk ve doyum duymaktadır. Yaşamını boş yere anlamsız geçirdiğini düşünenler ise umutsuzluk duyabilmektedirler (Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk)

Bir sonraki yazımda belirli yaş gruplarında ebeveynlerin hangi davranışlarının nasıl sonuçlanabileceğini yazacağım. 

Defne’nin notu: YA-ŞA-SINNNN!!!

4 Yorum
  1. Devrim
    23 Mart 2012 | 11:42

    Çok güzel bilgiler:))

  2. esra ertugrul
    23 Mart 2012 | 11:55

    O km bIzdıkların tüm yazılarını çok severek okurken, blog aracılığıyla tanıştığım Sevgile ilkiz’i burada görmek ne güzel..

  3. banu tozluyurt
    23 Mart 2012 | 14:34

    İlkiz ne yaparsa süper yapıyor, yine harika bilgiler paylaşmış,takipçinizim

  4. Tülay Sarı
    20 Mayıs 2012 | 02:00

    Defne ve İlkiz; iki değeri birarada bulabileceğim bir adres olması beni çok mutlu etti:)

Yorumunuzu Yazın