Spousonomics

thb_spousonomics_8july11

Şu aralar garip şekilde birkaç kitap elimin altında. Aslında düzen ve sistem seven bir insan olarak bugüne kadar hiç yapmadığım bir şey, aynı anda birden fazla kitap okumak. İnsan hiçbirine tam anlamıyla odaklanamıyor, aradan uzun zaman geçerse son okuduğunu hatırlayabilmek için geri gitmesi gerekiyor. Lüzumsuz bir şey anlayacağınız. Ama o lüzumsuzluğu bu dönem ben yapıyorum.

Yine de okuduğum kitaplardan biri o kadar ilginç ki, son sayfasına gelemeden sizlerle paylaşmak istedim.

Paula Szuchman ve Jenny Anderson tarafından yazılmış bu kitabın önce ismi, ardından da altındaki tek cümlelik açıklaması dikkatimi çekmişti: SPOUSONOMICS. Or how to maximize returns on the biggest investment of your life

Evliliğinizi yatırım olarak hiç düşündünüz mü? Ben hiç öyle bakmamıştım evlilik müessesesine. Farklı kelimeler seçebilirim belki. Örneğin özveri, paylaşım, aşk, sevgi, birliktelik, üretim,…

Ancak tüm bunları bir kenara bırakıp, çok daha mantıklı bir bakış açısıyla evliliği incelerseniz, gerçekten hayatınızın en büyük yatırımı olarak da düşünebilirsiniz. Peki, yaptığınız bu yatırımın size, olabilecek en büyük getiriyi sağlayabilmesi için ne yapmalısınız?

İşte kitap bunu anlatıyor. Yatırım için tüm nakit paranızla (hatta belki de borçlanarak) bir ev aldığınızı düşünün. Bu evden bir beklentiniz var, değil mi? Belki aldığınız tarihten on sene sonra iki misline satmak istiyorsunuz. Bu evin değer kaybetmemesi için elinizden geleni yaparsınız değil mi?

Evlilik için de benzer bir durum söz konusu.

Yazarlar iki önemli soru soruyor size: kendinizi eşinizle çok da önemli olmayan konular hakkında tartışırken buluyor musunuz? Peki ya eskiden birlikteliğiniz ne kadar daha keyifliydi diye düşünüyor musunuz?

Eğer bu iki soruya da cevabınız ‘evet’ ise, bunda şaşılacak hiçbir şey yok diyor Szuchman ve Anderson. Buradan yola çıkarak ilişkilerin ne kadar karmaşık olduğunu ve bir kullanım klavuzu ile birlikte gelmediklerini söylüyorlar :)

Spousonomics, ekonominin temel prensiplerini evliliğe uygulayarak başarıyı yakalamayı öğreten bir kitap.

Her bölümde farklı evlilikler ele alınmış. Çiftlerin evliliklerinin başlangıcından (yani işin en başında birbirlerinden neden hoşlandıklarından) şu anki durumlarına kadar genel bir resim çizilip, varolan problemin ekonominin hangi prensibiyle çözülebileceği ya da ekonomide bu özel gibi görünen soruna nasıl da sık rastlandığı irdeleniyor.

Size biraz daha fikir verebilmesi açısından, “Bubbles” başlıklı bölümdeki çiftlerden Leila ve Jake tanıştıklarında yirmili yaşlarda, maratonlara hazırlanan kişiler. Kısa sürede birlikte vakit geçirmeye başlıyorlar. Zaman içerisinde her iki tarafın da ailesine yapılan ziyaretler ve ortak alınan bir araba ilişkiyi belirli bir kıvama getiriyor. Leila modern sanat üzerine yüksek lisansını yaparken, Jake de kendi işini ilerletiyor. Eğitimini tamamladıktan sonra, Leila New York’ta çok iyi bir sanat galerisinde iş buluyor. Kısa zaman sonra  evleniyorlar ve bebek haberi geliyor! Leila çocuğu için evde kalmayı hiç düşünmeyen bir kişilik. Dolayısıyla çiftimiz daha hamileliğin başında çocuklarını beğendikleri bir yuvaya kayıt ettiriyorlar.

Bebek doğup da Leila doğum iznini kullanırken, etraftan gelen pek çok ses kafasını karıştırmaya başlıyor.

“Jasper’ın ‘ilk’lerini kaçırmaktan dolayı eksiklik hissetmeyecek misin?” diyor annesi.

“Bütün gece çalışıyorsun. Çok zor olmayacak mı?” diye de ekliyor.

“Duyduğuma göre bebeklerin ilk senesi unutulmazmış. Ama ben hep çalışmak zorundaydım, bunları hiç yaşayamadım.” diyor market kasasındaki kadın.

“Yuvanın ve çalışanlarının tamamiyle güvenli olduğunu kontrol ettin mi? Aleyhlerinde herhangi bir dava açılmış mı sordun mu?” diye uyarıyor arkadaşı Liz.

Kayınvalidesi iki iş ve pek çok gönüllü işi olmasına rağmen, çocukları doğduktan sonra birkaç sene işe ara verdiğini belirtiyor, “O kadar çabuk büyüyorlar ki…” diyerek.

Bu ve benzeri yorumlar, o ana kadar planından son derece emin olan Leila’nın aslında hiç yapmak istemediği bir şeyi yapmasına neden oluyor. Hem de kendi hür iradesiyle!

Evde çocuğuyla vakit geçirmeye karar veriyor ve işinden ayrılıyor.

Bu ‘mutluluk’ sadece beş ay sürüyor. Ardından gelenler, hayatıyla ilgili tatminsizlikler, bütün gün evde çocukla vakit geçirmenin zorlukları ve sıkıntıları nedeniyle bunalım dönemi ve sonunda en yakınındakinden, yani eşinden bunun acısını çıkartması.

Yazarlarımız bu sorunun çıkış nedenini ekonomide de görülen “sürü davranışı” olarak yorumluyorlar.

Ekonomik çevrelerden gelen yanıltıcı sesleri dikkate almak işte tam buradaki durum deniyor. Son 12 hisse! Kadınlar için finansal çözümler! Hızlı zengin olma sanatı!

Ekonomide de söylentiler, gerçek olmayan değerlerin gerçekmiş gibi yansımasına neden olabiliyor. Fısıltılar yanıltabiliyor, yatırımlar o an için mantıklıymış gibi gelse de aslında içi boşsa (‘bubble’) sizi zarara sokabiliyor.

Aynı durum burada Leila’yı yönlendiren kişilerin fısıltısı. Hepsi çocuğu için işi bırakmış kişiler ve bunun doğruluğunu savunuyorlar. Tek yanlı, yanıltıcı bilgiler, Leila’nın kendi ailesi için yanlış karar almasına ve bunun da evliliğini olumsuz yönde etkilemesine neden oluyor.

Kitap Leila’nın temelde yaptığı hatanın kendini değil, etrafı dinlemek olduğunu vurgulamak için Warren Buffet’tan bir alıntı yapmış: “My idea of a group decision is to look in the mirror.” (“Grup kararı/ortak karar deyince benim anladığım, aynaya bakmaktır,” diye tercüme edebiliriz.)

Warren Buffet yaptığı yatırımları hep iç sesini dinleyip, tecrübesini ve aklını kullanarak almış. Bu yatırımlardan da büyük kazançlar elde etmiş. Dışarıdan gelen seslere kulaklarını tıkamış.

Peki çiftimize sonunda ne olmuş?

Leila nihayet sorunun da, çözümün de kendisinde olduğunu anlıyor ve iş hayatına geri dönüyor. Jake ile ortak bir planlama yapıyorlar. Ev ve çocukları ile ilgili sorumlulukları paylaşıyorlar. Böylece her ikisi de işlerini devam ettirebiliyor.

İşte mutlu son!

Kitap, bu ve benzeri örneklerle dolu. Uykunuz varken pek okuyamıyorsunuz ama bence uykusuz kalmaya değiyor.

Keyifli okumalar…

(Bu arada kitabı ben Remzi Kitabevi’nden almıştım.)

 

 

1 Yorum
  1. devrim
    10 Temmuz 2011 | 23:44

    çok keyifli bir kitaba benziyor:) ilk fırsatta…

Yorumunuzu Yazın

Spousonomics

thb_spousonomics_8july11

Şu aralar garip şekilde birkaç kitap elimin altında. Aslında düzen ve sistem seven bir insan olarak bugüne kadar hiç yapmadığım bir şey, aynı anda birden fazla kitap okumak. İnsan hiçbirine tam anlamıyla odaklanamıyor, aradan uzun zaman geçerse son okuduğunu hatırlayabilmek için geri gitmesi gerekiyor. Lüzumsuz bir şey anlayacağınız. Ama o lüzumsuzluğu bu dönem ben yapıyorum.

Yine de okuduğum kitaplardan biri o kadar ilginç ki, son sayfasına gelemeden sizlerle paylaşmak istedim.

Paula Szuchman ve Jenny Anderson tarafından yazılmış bu kitabın önce ismi, ardından da altındaki tek cümlelik açıklaması dikkatimi çekmişti: SPOUSONOMICS. Or how to maximize returns on the biggest investment of your life

Evliliğinizi yatırım olarak hiç düşündünüz mü? Ben hiç öyle bakmamıştım evlilik müessesesine. Farklı kelimeler seçebilirim belki. Örneğin özveri, paylaşım, aşk, sevgi, birliktelik, üretim,…

Ancak tüm bunları bir kenara bırakıp, çok daha mantıklı bir bakış açısıyla evliliği incelerseniz, gerçekten hayatınızın en büyük yatırımı olarak da düşünebilirsiniz. Peki, yaptığınız bu yatırımın size, olabilecek en büyük getiriyi sağlayabilmesi için ne yapmalısınız?

İşte kitap bunu anlatıyor. Yatırım için tüm nakit paranızla (hatta belki de borçlanarak) bir ev aldığınızı düşünün. Bu evden bir beklentiniz var, değil mi? Belki aldığınız tarihten on sene sonra iki misline satmak istiyorsunuz. Bu evin değer kaybetmemesi için elinizden geleni yaparsınız değil mi?

Evlilik için de benzer bir durum söz konusu.

Yazarlar iki önemli soru soruyor size: kendinizi eşinizle çok da önemli olmayan konular hakkında tartışırken buluyor musunuz? Peki ya eskiden birlikteliğiniz ne kadar daha keyifliydi diye düşünüyor musunuz?

Eğer bu iki soruya da cevabınız ‘evet’ ise, bunda şaşılacak hiçbir şey yok diyor Szuchman ve Anderson. Buradan yola çıkarak ilişkilerin ne kadar karmaşık olduğunu ve bir kullanım klavuzu ile birlikte gelmediklerini söylüyorlar :)

Spousonomics, ekonominin temel prensiplerini evliliğe uygulayarak başarıyı yakalamayı öğreten bir kitap.

Her bölümde farklı evlilikler ele alınmış. Çiftlerin evliliklerinin başlangıcından (yani işin en başında birbirlerinden neden hoşlandıklarından) şu anki durumlarına kadar genel bir resim çizilip, varolan problemin ekonominin hangi prensibiyle çözülebileceği ya da ekonomide bu özel gibi görünen soruna nasıl da sık rastlandığı irdeleniyor.

Size biraz daha fikir verebilmesi açısından, “Bubbles” başlıklı bölümdeki çiftlerden Leila ve Jake tanıştıklarında yirmili yaşlarda, maratonlara hazırlanan kişiler. Kısa sürede birlikte vakit geçirmeye başlıyorlar. Zaman içerisinde her iki tarafın da ailesine yapılan ziyaretler ve ortak alınan bir araba ilişkiyi belirli bir kıvama getiriyor. Leila modern sanat üzerine yüksek lisansını yaparken, Jake de kendi işini ilerletiyor. Eğitimini tamamladıktan sonra, Leila New York’ta çok iyi bir sanat galerisinde iş buluyor. Kısa zaman sonra  evleniyorlar ve bebek haberi geliyor! Leila çocuğu için evde kalmayı hiç düşünmeyen bir kişilik. Dolayısıyla çiftimiz daha hamileliğin başında çocuklarını beğendikleri bir yuvaya kayıt ettiriyorlar.

Bebek doğup da Leila doğum iznini kullanırken, etraftan gelen pek çok ses kafasını karıştırmaya başlıyor.

“Jasper’ın ‘ilk’lerini kaçırmaktan dolayı eksiklik hissetmeyecek misin?” diyor annesi.

“Bütün gece çalışıyorsun. Çok zor olmayacak mı?” diye de ekliyor.

“Duyduğuma göre bebeklerin ilk senesi unutulmazmış. Ama ben hep çalışmak zorundaydım, bunları hiç yaşayamadım.” diyor market kasasındaki kadın.

“Yuvanın ve çalışanlarının tamamiyle güvenli olduğunu kontrol ettin mi? Aleyhlerinde herhangi bir dava açılmış mı sordun mu?” diye uyarıyor arkadaşı Liz.

Kayınvalidesi iki iş ve pek çok gönüllü işi olmasına rağmen, çocukları doğduktan sonra birkaç sene işe ara verdiğini belirtiyor, “O kadar çabuk büyüyorlar ki…” diyerek.

Bu ve benzeri yorumlar, o ana kadar planından son derece emin olan Leila’nın aslında hiç yapmak istemediği bir şeyi yapmasına neden oluyor. Hem de kendi hür iradesiyle!

Evde çocuğuyla vakit geçirmeye karar veriyor ve işinden ayrılıyor.

Bu ‘mutluluk’ sadece beş ay sürüyor. Ardından gelenler, hayatıyla ilgili tatminsizlikler, bütün gün evde çocukla vakit geçirmenin zorlukları ve sıkıntıları nedeniyle bunalım dönemi ve sonunda en yakınındakinden, yani eşinden bunun acısını çıkartması.

Yazarlarımız bu sorunun çıkış nedenini ekonomide de görülen “sürü davranışı” olarak yorumluyorlar.

Ekonomik çevrelerden gelen yanıltıcı sesleri dikkate almak işte tam buradaki durum deniyor. Son 12 hisse! Kadınlar için finansal çözümler! Hızlı zengin olma sanatı!

Ekonomide de söylentiler, gerçek olmayan değerlerin gerçekmiş gibi yansımasına neden olabiliyor. Fısıltılar yanıltabiliyor, yatırımlar o an için mantıklıymış gibi gelse de aslında içi boşsa (‘bubble’) sizi zarara sokabiliyor.

Aynı durum burada Leila’yı yönlendiren kişilerin fısıltısı. Hepsi çocuğu için işi bırakmış kişiler ve bunun doğruluğunu savunuyorlar. Tek yanlı, yanıltıcı bilgiler, Leila’nın kendi ailesi için yanlış karar almasına ve bunun da evliliğini olumsuz yönde etkilemesine neden oluyor.

Kitap Leila’nın temelde yaptığı hatanın kendini değil, etrafı dinlemek olduğunu vurgulamak için Warren Buffet’tan bir alıntı yapmış: “My idea of a group decision is to look in the mirror.” (“Grup kararı/ortak karar deyince benim anladığım, aynaya bakmaktır,” diye tercüme edebiliriz.)

Warren Buffet yaptığı yatırımları hep iç sesini dinleyip, tecrübesini ve aklını kullanarak almış. Bu yatırımlardan da büyük kazançlar elde etmiş. Dışarıdan gelen seslere kulaklarını tıkamış.

Peki çiftimize sonunda ne olmuş?

Leila nihayet sorunun da, çözümün de kendisinde olduğunu anlıyor ve iş hayatına geri dönüyor. Jake ile ortak bir planlama yapıyorlar. Ev ve çocukları ile ilgili sorumlulukları paylaşıyorlar. Böylece her ikisi de işlerini devam ettirebiliyor.

İşte mutlu son!

Kitap, bu ve benzeri örneklerle dolu. Uykunuz varken pek okuyamıyorsunuz ama bence uykusuz kalmaya değiyor.

Keyifli okumalar…

(Bu arada kitabı ben Remzi Kitabevi’nden almıştım.)

 

 

1 Yorum
  1. devrim
    10 Temmuz 2011 | 23:44

    çok keyifli bir kitaba benziyor:) ilk fırsatta…

Yorumunuzu Yazın