Ufak Tefek Sosyallikler

thb_sosyaldetaylar_28062012

Unutuyoruz bazı değerleri, bazı hassas güzellikleri. Özellikle ailemiz ya da  ailemizin bir parçasıymış gibi olan yakın dostlarla ilişkilerimizde. Ya da sadece yolda karşılaştığımız kişilere karşı olan tavrımızda. Atlıyoruz ufacık ama fark yaratan detayları.

Sanki unutmasak daha doğru, daha özel olacak her şey. Aklıma takılıyor bu gibi ufak tefek şeyler. Baktım kendi kendime söylenmek yetmiyor, sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım sizde de var mı bu tarz örnekler.

  1. Karşınızdaki kişi size yaşadığı bir tecrübeyi daha önce anlatmış olabilir. Sonra bunu anlattığını unutup, ikinci ve hatta üçüncü defa aynı heyecanla, aynı konuyu ve belki de aynı sıralamayla anlatacaktır. Olabilir. Ne olur “Evet bunu anlatmıştın.” diye lafını böleceğinize tekrar dinleseniz. Günün birinde bir başkası da sizi ikinci defa dinleyebilir çünkü. Belli mi olur…
  2. Yakınınıza ya da yakın olmayanınıza bir şeyler anlatıyorsunuz. Acaba anlatabildiniz mi? Evet, doğru okudunuz an-la-ta-bil-di-niz-mi? Yani “Anladın mı?” değil. Doğru olabilir. Karşınızdaki birazcık yavaş anlayabilir. Ama siz yine de eksik sizde olabilirmiş gibi davransanız, ne kaybedersiniz ki…
  3. Hiç tanımadığınız bir kişiye kapıyı tutsanız kolunuz mu kopar? Peki, size kapıyı tutan kişiye güzel bir gülümsemeyle, içten bir şekilde teşekkür etseniz gününüz daha güzel geçmez mi?
  4. Bir yakınınız size içini döküyor, derdi çok. “Benim de geçen gün şöyle oldu…” diye kendi derdinizi anlatmanın sizce sırası mı? Önce konuşmaya başlayanın sorununu çözmeye yardımcı olsanız? Başka bir zaman o da size yardımcı olsa?
  5. Özenle hazırlanmış bir davetten sonraki gün, davet sahibini arayıp içten bir teşekkür sunsanız, karşınızdakini sizce ne kadar mutlu etmiş olursunuz? Evet, bildiniz: ÇOK!
    E, neden yapmıyorsunuz?
  6. Peki ya çocuğunuzun doğumgününde ya da kendi doğumgünü partinizde, gelen onlarca hediyeyi o an açamadıysanız bile, açtıktan sonra, herkesi tek tek arayıp hediyesi için teşekkür etseniz çok mu yorulursunuz?
  7. Bir yakınınızın başarısı kutlanırken sessiz kalıp, önemsizmiş gibi davranıp, sonra sizin mutlu bir anınızın içtenlikle tebrik edilmesini bekleyebilir misiniz?
  8. Şu toplu bayram tebrik mesajlarından, SMS ile doğumgünü kutlamaktan vaz mı geçseniz? Sizce gerçekten karşınızdakini düşünüyor musunuz yoksa yapmanız gereken bir işi mi aradan çıkartıyorsunuz? İki dakika da olsa sesinizi duyurmanız emin olun çok daha fazla prim yapacak.
  9. Karşınızdaki hararetle konuşurken, gözünüz gelen geçene takılmasa emin olun arkadaşınız kendini çok daha özel hisseder. Denemeye değer. Ne dersiniz?

Örnekleri çoğaltabilirim ama mesaj aynı aslında. Özen göstermiyoruz birbirimize pek çok anlamda. İster tanıdık, ister tanımadık olana.

Üstelik ne kadar yakınımızsa, sanki o kadar bize katlanabilir gibi düşünüyoruz ki bu büyük bir hata. En yakınlarımız, bizim için en iyiyi isteyenler, bizlerle kalbi pıt pıt atanlar. O zaman dikkat edeceğiz sarf ettiğimiz kelimelere, özen göstereceğiz birlikteliklerimize.

Yani formül basit: Biraz dikkat, bol özen ve hiç değilse saygı.

Başka türlüsü sosyallik olmuyor çünkü.

6 Yorum
  1. ipek tingleff
    28 Temmuz 2012 | 16:55

    Arkadasimsin diye soylemiyorum, listedeki 9 seyi sen yapiyorsun,cok sahit oldum!!!Pek cok kisi tarafindan hemencecik sevilip candan arkadas olarak kabul edilmen bosuna degil!

  2. Meral m
    28 Temmuz 2012 | 20:04

    Canım, her zaman ki gibi çok önemli bir konuya değinmişin. Sen her zaman bu saydıklarınızın tümünü pozitif olarak zaten yaparsın. Su yapın dediklerine bir tane de ben eklemek istiyorum. Lütfen kisilere sadece yaptıkları ters hareketleri hatırlatmayın bir de iyi yaptıkları olayları söyleyin. Yani filan kisi sana kızmış vs. demenin yanında bir zahmet onun için söylenen iyi lafları da sahibine duyurun Gün olur sizin de basınıza gelir…

  3. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 20:25

    Çok doğru, tüm kalbimle katılıyorum. İnsanlara olumsuz şekilde yaklaşmak ve zevk alırcasına olumsuzu aktarmak sanki bir hastalık. Kime ne kazandırdığı belli değil.

  4. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 20:25

    Binlerce teşekkür İpekciğim. You made my day!

  5. Tamer Gişan
    28 Temmuz 2012 | 22:19

    Değerli ve gerekli hatırlatmalar için teşekkürler. Yalnız 5. maddedeki ifade tarzınızı okuduğumda direkt İpek Hanım’ın kitabına ışınlandım bir an! Sanırım “Bir pırıltıdır yaşamak” idi. “…..yapsanız ne olur? (yapmamızın iyi olacağı bir davranıştan bahsediyor) Evet bildiniz: EKSTRA KREDİ.” diye yazardı İpek Hanım. En derin saygı ve sevgilerimle.

  6. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 22:48

    Ekstra krediden zarar gelmez. Değil mi? Sevgilerimle…

Yorumunuzu Yazın

Ufak Tefek Sosyallikler

thb_sosyaldetaylar_28062012

Unutuyoruz bazı değerleri, bazı hassas güzellikleri. Özellikle ailemiz ya da  ailemizin bir parçasıymış gibi olan yakın dostlarla ilişkilerimizde. Ya da sadece yolda karşılaştığımız kişilere karşı olan tavrımızda. Atlıyoruz ufacık ama fark yaratan detayları.

Sanki unutmasak daha doğru, daha özel olacak her şey. Aklıma takılıyor bu gibi ufak tefek şeyler. Baktım kendi kendime söylenmek yetmiyor, sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım sizde de var mı bu tarz örnekler.

  1. Karşınızdaki kişi size yaşadığı bir tecrübeyi daha önce anlatmış olabilir. Sonra bunu anlattığını unutup, ikinci ve hatta üçüncü defa aynı heyecanla, aynı konuyu ve belki de aynı sıralamayla anlatacaktır. Olabilir. Ne olur “Evet bunu anlatmıştın.” diye lafını böleceğinize tekrar dinleseniz. Günün birinde bir başkası da sizi ikinci defa dinleyebilir çünkü. Belli mi olur…
  2. Yakınınıza ya da yakın olmayanınıza bir şeyler anlatıyorsunuz. Acaba anlatabildiniz mi? Evet, doğru okudunuz an-la-ta-bil-di-niz-mi? Yani “Anladın mı?” değil. Doğru olabilir. Karşınızdaki birazcık yavaş anlayabilir. Ama siz yine de eksik sizde olabilirmiş gibi davransanız, ne kaybedersiniz ki…
  3. Hiç tanımadığınız bir kişiye kapıyı tutsanız kolunuz mu kopar? Peki, size kapıyı tutan kişiye güzel bir gülümsemeyle, içten bir şekilde teşekkür etseniz gününüz daha güzel geçmez mi?
  4. Bir yakınınız size içini döküyor, derdi çok. “Benim de geçen gün şöyle oldu…” diye kendi derdinizi anlatmanın sizce sırası mı? Önce konuşmaya başlayanın sorununu çözmeye yardımcı olsanız? Başka bir zaman o da size yardımcı olsa?
  5. Özenle hazırlanmış bir davetten sonraki gün, davet sahibini arayıp içten bir teşekkür sunsanız, karşınızdakini sizce ne kadar mutlu etmiş olursunuz? Evet, bildiniz: ÇOK!
    E, neden yapmıyorsunuz?
  6. Peki ya çocuğunuzun doğumgününde ya da kendi doğumgünü partinizde, gelen onlarca hediyeyi o an açamadıysanız bile, açtıktan sonra, herkesi tek tek arayıp hediyesi için teşekkür etseniz çok mu yorulursunuz?
  7. Bir yakınınızın başarısı kutlanırken sessiz kalıp, önemsizmiş gibi davranıp, sonra sizin mutlu bir anınızın içtenlikle tebrik edilmesini bekleyebilir misiniz?
  8. Şu toplu bayram tebrik mesajlarından, SMS ile doğumgünü kutlamaktan vaz mı geçseniz? Sizce gerçekten karşınızdakini düşünüyor musunuz yoksa yapmanız gereken bir işi mi aradan çıkartıyorsunuz? İki dakika da olsa sesinizi duyurmanız emin olun çok daha fazla prim yapacak.
  9. Karşınızdaki hararetle konuşurken, gözünüz gelen geçene takılmasa emin olun arkadaşınız kendini çok daha özel hisseder. Denemeye değer. Ne dersiniz?

Örnekleri çoğaltabilirim ama mesaj aynı aslında. Özen göstermiyoruz birbirimize pek çok anlamda. İster tanıdık, ister tanımadık olana.

Üstelik ne kadar yakınımızsa, sanki o kadar bize katlanabilir gibi düşünüyoruz ki bu büyük bir hata. En yakınlarımız, bizim için en iyiyi isteyenler, bizlerle kalbi pıt pıt atanlar. O zaman dikkat edeceğiz sarf ettiğimiz kelimelere, özen göstereceğiz birlikteliklerimize.

Yani formül basit: Biraz dikkat, bol özen ve hiç değilse saygı.

Başka türlüsü sosyallik olmuyor çünkü.

6 Yorum
  1. ipek tingleff
    28 Temmuz 2012 | 16:55

    Arkadasimsin diye soylemiyorum, listedeki 9 seyi sen yapiyorsun,cok sahit oldum!!!Pek cok kisi tarafindan hemencecik sevilip candan arkadas olarak kabul edilmen bosuna degil!

  2. Meral m
    28 Temmuz 2012 | 20:04

    Canım, her zaman ki gibi çok önemli bir konuya değinmişin. Sen her zaman bu saydıklarınızın tümünü pozitif olarak zaten yaparsın. Su yapın dediklerine bir tane de ben eklemek istiyorum. Lütfen kisilere sadece yaptıkları ters hareketleri hatırlatmayın bir de iyi yaptıkları olayları söyleyin. Yani filan kisi sana kızmış vs. demenin yanında bir zahmet onun için söylenen iyi lafları da sahibine duyurun Gün olur sizin de basınıza gelir…

  3. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 20:25

    Çok doğru, tüm kalbimle katılıyorum. İnsanlara olumsuz şekilde yaklaşmak ve zevk alırcasına olumsuzu aktarmak sanki bir hastalık. Kime ne kazandırdığı belli değil.

  4. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 20:25

    Binlerce teşekkür İpekciğim. You made my day!

  5. Tamer Gişan
    28 Temmuz 2012 | 22:19

    Değerli ve gerekli hatırlatmalar için teşekkürler. Yalnız 5. maddedeki ifade tarzınızı okuduğumda direkt İpek Hanım’ın kitabına ışınlandım bir an! Sanırım “Bir pırıltıdır yaşamak” idi. “…..yapsanız ne olur? (yapmamızın iyi olacağı bir davranıştan bahsediyor) Evet bildiniz: EKSTRA KREDİ.” diye yazardı İpek Hanım. En derin saygı ve sevgilerimle.

  6. Defne Ongun Müminoğlu
    28 Temmuz 2012 | 22:48

    Ekstra krediden zarar gelmez. Değil mi? Sevgilerimle…

Yorumunuzu Yazın