Yaş:20×2

thb_Yas40_19122011

Sendrom falan yok gerçekten…

Dün geceden hiçbir farkı yok bugünün.

Yani bir gecede yüzümdeki kırışıklıklar artmadı. Ya da saçlarım ağarmadı.

Daha bilge, daha “kadın”, daha farklı da olmadım aslında.

Neysem oyum 40 yaşımda.

Garip havalardan yine etkilenip, nezle, boğazımda gıcık, evde toparlanmaya çalışıyorum. Kendi kendime doktorculuk oynuyorum. Belki 40 olmanın farkı bu.

Kızıcığın birkaç gece önceki sürprizi sonucu, günümü tahlil yapılabilmesi için elimde laboratuvar kabı kaka anını yakalamaya çalışarak geçirdim. Mutlu an saat 20:00 civarında olunca, elimde mücevher taşır gibi bir itina ile en yakındaki hastanenin aciline koştum…

Sonra başladım maillerime bakmaya. Hızlı sonuç ‘negatif’ gelince hissettiğim rahatlama tarifsiz. “Küçük şeylerle mutlu olmak”: anneliğin tarifi. Belki bunu ancak 40′ımda söyleyebiliyorum gülerek. 40 olmak bu olsa gerek.

Yine harika mesajlar geldi, cep telefonuma, mail adresime, facebook duvarıma,… Hepsi mutlu etti, gülümsetti.

Bu senenin bir farkı, gelen çiçekler arttı; kimisi yeniyor, kimisi koklanıyor. Ev mis gibi koktu, çiçek bahçesine döndü. Arkadaşlar geldiler, ellerinde hediyeleri, özene bezene, düşünülerek alınmış, içtenlikle getirilmiş.

40 yaşın farkı bu olsa gerek…

Kimisi dalga geçiyor “Ooo hoşgeldin bizim kulübe. Sen de yaşlandın artık…”; başkası “Hiç 40 gibi değilsin, ne güzel.” diyor. Derken, bu yollardan geçenlerin yorumu umut veriyor insana: “40′lı yaşlar kadınların en güzel, en keyifli yaşlarıdır. Tadını çıkart.” deniyor.

İnsan yaşarken anlamıyor.

Ama belki bundan sonra anlarım, 40′ım ya…

Yaş konusuna takılan bir tip değilim – en azından şimdilik.
Hatta yaşımı rahat rahat söyleyip eğlenenlerdenim – şimdilik.
Onun için takılmıyorum 30,40,50,… – şimdilik.

Sağlıklı bir bedenim, ailem, dostlarım oldukça yanımda kim takar yan yana konulmuş sayıları. Değil mi ama?

Sizlerin var mı 40 yaş hikâyeleriniz, sendromlarınız, bu yaşa ait hisleriniz? Varsa paylaşır mısınız burada, hepimiz okuyabilelim?

Heyecanla bekliyorum ve sizleri kucaklıyorum :)

 

 

10 Yorum
  1. Esra Demirbilek
    20 Aralık 2011 | 12:55

    40 yaşıma basmama 2 yıl kaldı benim de. Ama bu beni hiç mi hiç korkutmuyor. Bazılarının aksine olgunlaşmak hoşuma gidiyor. Daha bir ben oluyorum sanki. Yüzüme eklenen kırışıklardan çok hayatta edindiğim tecrübe ve güzel anıları sayıyorum birer birer ve bunların güzellik denen geçici olgudan çok daha kalıcı ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. “Gençlik” kavramının sadece yaşa bağlı olduğunu düşünmeyenlerdenim, dolayısıyla her daim çocuk kalabilenlerdenim ve bu yüzden belki de hiç korkmuyorum olgunlaşmaktan. Asıl korkulacak şeyin yaş olarak genç ama ruh olarak yaşlı olmaktır bence. Bazı gençlerimizi görüyorum. Yaşları henüz 17-18 bile değilken kadın gibi giyinmeye ve davranmaya çalışmalarını tuhaf karşılıyorum. Her yaşın ayrı bir güzelliği var, önemli olan bunu yakalayabilmek ve ruhen genç kalabilmek. Nüfus kağıdında yazan doğum tarihi ise sadece bir prosedürden ibaret….

  2. esra ertuğrul
    20 Aralık 2011 | 16:35

    Benim de 3 yıl var 40 olmama.Çocukluğumdan beri hep 30umu merak ederdim. Nasıl görüneceğim?, diye. Fakat 30 geldi geçti.Benim için dönüm noktası falan da olmadı. Şimdi 40 ‘ı merak ediyorum. Büyümüş hissedecek miyim, acaba? yoksa çizgilerim artıyor, yaşlanıyorum gibi hiç endişem yok.. Her çizgi ve saçlardaki beyazlıkları seviyorum. Onlar kolayına olmuyor, çünkü..
    Bu arada sizin yeni yaşınız kutlu olsun. Hayatta hep istediklerinizin olması dileğiyle..
    sevgiler

  3. Asli
    20 Aralık 2011 | 18:00

    Sevdiklerinle, sağlıklı ve huzurlu nice yaşlara! Sevgiler

  4. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:22

    Çok teşekkürler Aslıcığım :)

  5. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:24

    40′ta da pek bir dönüm noktası olmuyor sanırım. Sadece eskiden kafamızda çok büyük olarak gördüğümüz bu yaşa nasıl bu kadar hızlı geldiğine şaşıyor insan :) Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim :)

  6. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:25

    İşte budur! :)

  7. Melek Giray İnce
    20 Aralık 2011 | 19:54

    Sevgili Defne, ben de yeni yasını kutluyor sevdiklerinle, özellikle de kiziciginla nice mutlu yaslar diliyorum. Kimi insanlar 20 yasında olur 80 yasında gömülurlermis. Ne mutlu sana ki hayati her aniyla yasiyorsun.En az 40 yıl daha yasamanı, ard arda geldiğinde kilometrelerce uzayan o km bizdiklar yazısı okumayı diliyorum. Gunün birinde torunlarımızın da güzelliklerini paylaşmak dileğiyle:) Sevgiler

  8. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 21:13

    Sağolasın Melekciğim. Bu arada torun dileğine de bayıldım :)

  9. Tamer Gişan
    22 Aralık 2011 | 00:35

    Tüm sevdiklerinizle birlikte nice hayırlı ve güzel yıllar diliyorum. Mutluluğunz daim olsun inşallah.

  10. Defne Ongun Müminoğlu
    22 Aralık 2011 | 00:59

    Çok teşekkürler Tamer Bey :)

Yorumunuzu Yazın

Yaş:20×2

thb_Yas40_19122011

Sendrom falan yok gerçekten…

Dün geceden hiçbir farkı yok bugünün.

Yani bir gecede yüzümdeki kırışıklıklar artmadı. Ya da saçlarım ağarmadı.

Daha bilge, daha “kadın”, daha farklı da olmadım aslında.

Neysem oyum 40 yaşımda.

Garip havalardan yine etkilenip, nezle, boğazımda gıcık, evde toparlanmaya çalışıyorum. Kendi kendime doktorculuk oynuyorum. Belki 40 olmanın farkı bu.

Kızıcığın birkaç gece önceki sürprizi sonucu, günümü tahlil yapılabilmesi için elimde laboratuvar kabı kaka anını yakalamaya çalışarak geçirdim. Mutlu an saat 20:00 civarında olunca, elimde mücevher taşır gibi bir itina ile en yakındaki hastanenin aciline koştum…

Sonra başladım maillerime bakmaya. Hızlı sonuç ‘negatif’ gelince hissettiğim rahatlama tarifsiz. “Küçük şeylerle mutlu olmak”: anneliğin tarifi. Belki bunu ancak 40′ımda söyleyebiliyorum gülerek. 40 olmak bu olsa gerek.

Yine harika mesajlar geldi, cep telefonuma, mail adresime, facebook duvarıma,… Hepsi mutlu etti, gülümsetti.

Bu senenin bir farkı, gelen çiçekler arttı; kimisi yeniyor, kimisi koklanıyor. Ev mis gibi koktu, çiçek bahçesine döndü. Arkadaşlar geldiler, ellerinde hediyeleri, özene bezene, düşünülerek alınmış, içtenlikle getirilmiş.

40 yaşın farkı bu olsa gerek…

Kimisi dalga geçiyor “Ooo hoşgeldin bizim kulübe. Sen de yaşlandın artık…”; başkası “Hiç 40 gibi değilsin, ne güzel.” diyor. Derken, bu yollardan geçenlerin yorumu umut veriyor insana: “40′lı yaşlar kadınların en güzel, en keyifli yaşlarıdır. Tadını çıkart.” deniyor.

İnsan yaşarken anlamıyor.

Ama belki bundan sonra anlarım, 40′ım ya…

Yaş konusuna takılan bir tip değilim – en azından şimdilik.
Hatta yaşımı rahat rahat söyleyip eğlenenlerdenim – şimdilik.
Onun için takılmıyorum 30,40,50,… – şimdilik.

Sağlıklı bir bedenim, ailem, dostlarım oldukça yanımda kim takar yan yana konulmuş sayıları. Değil mi ama?

Sizlerin var mı 40 yaş hikâyeleriniz, sendromlarınız, bu yaşa ait hisleriniz? Varsa paylaşır mısınız burada, hepimiz okuyabilelim?

Heyecanla bekliyorum ve sizleri kucaklıyorum :)

 

 

10 Yorum
  1. Esra Demirbilek
    20 Aralık 2011 | 12:55

    40 yaşıma basmama 2 yıl kaldı benim de. Ama bu beni hiç mi hiç korkutmuyor. Bazılarının aksine olgunlaşmak hoşuma gidiyor. Daha bir ben oluyorum sanki. Yüzüme eklenen kırışıklardan çok hayatta edindiğim tecrübe ve güzel anıları sayıyorum birer birer ve bunların güzellik denen geçici olgudan çok daha kalıcı ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. “Gençlik” kavramının sadece yaşa bağlı olduğunu düşünmeyenlerdenim, dolayısıyla her daim çocuk kalabilenlerdenim ve bu yüzden belki de hiç korkmuyorum olgunlaşmaktan. Asıl korkulacak şeyin yaş olarak genç ama ruh olarak yaşlı olmaktır bence. Bazı gençlerimizi görüyorum. Yaşları henüz 17-18 bile değilken kadın gibi giyinmeye ve davranmaya çalışmalarını tuhaf karşılıyorum. Her yaşın ayrı bir güzelliği var, önemli olan bunu yakalayabilmek ve ruhen genç kalabilmek. Nüfus kağıdında yazan doğum tarihi ise sadece bir prosedürden ibaret….

  2. esra ertuğrul
    20 Aralık 2011 | 16:35

    Benim de 3 yıl var 40 olmama.Çocukluğumdan beri hep 30umu merak ederdim. Nasıl görüneceğim?, diye. Fakat 30 geldi geçti.Benim için dönüm noktası falan da olmadı. Şimdi 40 ‘ı merak ediyorum. Büyümüş hissedecek miyim, acaba? yoksa çizgilerim artıyor, yaşlanıyorum gibi hiç endişem yok.. Her çizgi ve saçlardaki beyazlıkları seviyorum. Onlar kolayına olmuyor, çünkü..
    Bu arada sizin yeni yaşınız kutlu olsun. Hayatta hep istediklerinizin olması dileğiyle..
    sevgiler

  3. Asli
    20 Aralık 2011 | 18:00

    Sevdiklerinle, sağlıklı ve huzurlu nice yaşlara! Sevgiler

  4. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:22

    Çok teşekkürler Aslıcığım :)

  5. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:24

    40′ta da pek bir dönüm noktası olmuyor sanırım. Sadece eskiden kafamızda çok büyük olarak gördüğümüz bu yaşa nasıl bu kadar hızlı geldiğine şaşıyor insan :) Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim :)

  6. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 19:25

    İşte budur! :)

  7. Melek Giray İnce
    20 Aralık 2011 | 19:54

    Sevgili Defne, ben de yeni yasını kutluyor sevdiklerinle, özellikle de kiziciginla nice mutlu yaslar diliyorum. Kimi insanlar 20 yasında olur 80 yasında gömülurlermis. Ne mutlu sana ki hayati her aniyla yasiyorsun.En az 40 yıl daha yasamanı, ard arda geldiğinde kilometrelerce uzayan o km bizdiklar yazısı okumayı diliyorum. Gunün birinde torunlarımızın da güzelliklerini paylaşmak dileğiyle:) Sevgiler

  8. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Aralık 2011 | 21:13

    Sağolasın Melekciğim. Bu arada torun dileğine de bayıldım :)

  9. Tamer Gişan
    22 Aralık 2011 | 00:35

    Tüm sevdiklerinizle birlikte nice hayırlı ve güzel yıllar diliyorum. Mutluluğunz daim olsun inşallah.

  10. Defne Ongun Müminoğlu
    22 Aralık 2011 | 00:59

    Çok teşekkürler Tamer Bey :)

Yorumunuzu Yazın