-->

Yatağımdaki Kırışıklar

Sabahları yatak yapmayı severim ben biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz değil mi? Garip bile gelebilir aslında.

Dağınıklık beni çok ama çok rahatsız eder. Ortam dağınıksa kafam da dağınık oluyor. Düzgün düşünemiyor, konsantre olamıyorum bulunduğum oda dağınıksa. İçim huzursuz, hatta gergin oluyorum. (Bunun için belki de bir psikoloğa görünmem lazım ama…)

Yataktan kalktığım andan itibaren ilk ihtiyacım kendime çeki düzen vermek ve hemen ardından yatağıma.

İşin ilginç yanı yatak yapmak bence kafanızdaki pek çok ıvır zıvırı toparladığınız bir zaman dilimi. Yani boşuna geçiyor zaman sanmayın sakın. Tam tersine çok ama çok önemli bu beş dakikalık süre.

Şöyle arkanıza yaslanın ve düşünün: sabah kalktığınız yatağınızın çarşafları haliyle buruşmuş, dağılmış.

Önce onları bir güzel havalandırın.

Sonra kollarınızı olabildiğince yukarı kaldırıp bir paraşüt açar gibi açın o çarşafı. Kimi yeri tam oturdu, kimi yakınına bile gelmedi mi?

İşte eğlence şimdi başlıyor.

Elinizi gezdirin o olmamış yerlerde. Yavaşça ve itinayla düzeltin o buruşmuş, yanlış yere sıkışmış bölümleri. Aynı hayatınızdaki pürüzleri düzeltir gibi.

Tek tek ilgilenin o ilk seferde yerine oturmayan köşelerle. Aynen hayatınızdaki sorunlarla ilgilenmeniz gerektiği gibi.

Çünkü eğer düzgün yapmazsanız, yaptığınız işin hakkını vermezseniz, o şık örtünüzü örtseniz bile yatağınız inişli çıkışlı olacak, sizi mutlu etmeyecek.
Hayatın kendisi gibi…

Eğer sizi mutsuz edeni yakalayıp, gerçek sebebi deşerek bulup üzerine gitmezseniz, ne yaparsanız yapın o sizi takip edecek ve her zaman bir pürüz olarak hayatınızın içerisinde yer alacak. Başkalarını kandırsanız bile kendinizi kandıramayacaksınız. Gerçek hep bozuk bir yatak gibi karşınızda olacak…

İşte o nedendir ki ben yatak yapmayı severim.

Hayatımda ters giden bir şey varsa, nedenini bulup üzerine gitmeye çalışmam da işte bu sebeptendir. Her zaman başarabiliyor muyum? Tabii ki hayır. Ama yatağımı da her zaman istediğim kıvamda toparlayamıyorum zaten. Fakat ertesi gün tekrar deniyorum ve tekrar ve tekrar…

“Yatak yapma işi eşimindir” diyen beyler ya da “Evdeki yardımcımız toparlıyor yatağı” diyen hanımlar, lütfen bunu bir deneyin. Beş dakikanızı sadece kendinize ve toplamakta olduğunuz yatağa verin…
Bakalım hayatınızda neler değişecek…

6 Yorum
  1. nihalasli
    10 Aralık 2010 | 03:59

    kucuk bir ayrinti ama dediklerine katiliyorum canim ;) gune duzgun baslama hissi devamini getiriyor.Ama arada bir esim yapsin yakisiyor eline:)Sevgiler

  2. Defne
    10 Aralık 2010 | 10:39

    Bence de eşlerin eline yakışır :) Bir deneseler vazgeçemeyecekler :))

  3. zeynep
    10 Aralık 2010 | 19:54

    HER SABAH YATAĞIMI TOPLARKEN AKLIMA GELECEK VE BU BENİ GÜLÜMSETECEK DEFNE’CİĞİM :) HİÇ BU AÇIDAN BAKMAMIŞTIM,SEVGİLER .

  4. Eskı bir dost
    12 Aralık 2010 | 14:37

    Ne kadar dogru!
    Ve kücücük bir ayrıntıda bazen ne düşünceler, ne gerçekler saklı olduğunu ne de güzel bulup çıkarmışsın şu genç yaşına karşın.
    Bir sorunum olduğunda beni toparlayan dolaplarımı, çekmecelerimi düzenlemek oluyor. Onlar düzgünleşirken düşünüyor ve sorunları kafamda belli yerlere oturtuyorum sankı. Tıpkı Salvador Dali’nin ‘Çekmeceler’ tablosu gibi…
    Tebrıkler…Öpücükler…

  5. Defne
    12 Aralık 2010 | 22:54

    Aynen! Salvador Dali’nin tabloları tamamiyle gerçeği yansıtıyor bence de. Bazen görmek istemediklerimizi… Bazen de farkında olmadıklarımızı… Benden de çok öpücükler :)

  6. Defne
    12 Aralık 2010 | 22:55

    Seni sabah sabah gülümsetebileceksem ne mutlu bana Zeynocuğum :) Çok sevgiler :)

Yorumunuzu Yazın

Yatağımdaki Kırışıklar

Sabahları yatak yapmayı severim ben biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz değil mi? Garip bile gelebilir aslında.

Dağınıklık beni çok ama çok rahatsız eder. Ortam dağınıksa kafam da dağınık oluyor. Düzgün düşünemiyor, konsantre olamıyorum bulunduğum oda dağınıksa. İçim huzursuz, hatta gergin oluyorum. (Bunun için belki de bir psikoloğa görünmem lazım ama…)

Yataktan kalktığım andan itibaren ilk ihtiyacım kendime çeki düzen vermek ve hemen ardından yatağıma.

İşin ilginç yanı yatak yapmak bence kafanızdaki pek çok ıvır zıvırı toparladığınız bir zaman dilimi. Yani boşuna geçiyor zaman sanmayın sakın. Tam tersine çok ama çok önemli bu beş dakikalık süre.

Şöyle arkanıza yaslanın ve düşünün: sabah kalktığınız yatağınızın çarşafları haliyle buruşmuş, dağılmış.

Önce onları bir güzel havalandırın.

Sonra kollarınızı olabildiğince yukarı kaldırıp bir paraşüt açar gibi açın o çarşafı. Kimi yeri tam oturdu, kimi yakınına bile gelmedi mi?

İşte eğlence şimdi başlıyor.

Elinizi gezdirin o olmamış yerlerde. Yavaşça ve itinayla düzeltin o buruşmuş, yanlış yere sıkışmış bölümleri. Aynı hayatınızdaki pürüzleri düzeltir gibi.

Tek tek ilgilenin o ilk seferde yerine oturmayan köşelerle. Aynen hayatınızdaki sorunlarla ilgilenmeniz gerektiği gibi.

Çünkü eğer düzgün yapmazsanız, yaptığınız işin hakkını vermezseniz, o şık örtünüzü örtseniz bile yatağınız inişli çıkışlı olacak, sizi mutlu etmeyecek.
Hayatın kendisi gibi…

Eğer sizi mutsuz edeni yakalayıp, gerçek sebebi deşerek bulup üzerine gitmezseniz, ne yaparsanız yapın o sizi takip edecek ve her zaman bir pürüz olarak hayatınızın içerisinde yer alacak. Başkalarını kandırsanız bile kendinizi kandıramayacaksınız. Gerçek hep bozuk bir yatak gibi karşınızda olacak…

İşte o nedendir ki ben yatak yapmayı severim.

Hayatımda ters giden bir şey varsa, nedenini bulup üzerine gitmeye çalışmam da işte bu sebeptendir. Her zaman başarabiliyor muyum? Tabii ki hayır. Ama yatağımı da her zaman istediğim kıvamda toparlayamıyorum zaten. Fakat ertesi gün tekrar deniyorum ve tekrar ve tekrar…

“Yatak yapma işi eşimindir” diyen beyler ya da “Evdeki yardımcımız toparlıyor yatağı” diyen hanımlar, lütfen bunu bir deneyin. Beş dakikanızı sadece kendinize ve toplamakta olduğunuz yatağa verin…
Bakalım hayatınızda neler değişecek…

6 Yorum
  1. nihalasli
    10 Aralık 2010 | 03:59

    kucuk bir ayrinti ama dediklerine katiliyorum canim ;) gune duzgun baslama hissi devamini getiriyor.Ama arada bir esim yapsin yakisiyor eline:)Sevgiler

  2. Defne
    10 Aralık 2010 | 10:39

    Bence de eşlerin eline yakışır :) Bir deneseler vazgeçemeyecekler :))

  3. zeynep
    10 Aralık 2010 | 19:54

    HER SABAH YATAĞIMI TOPLARKEN AKLIMA GELECEK VE BU BENİ GÜLÜMSETECEK DEFNE’CİĞİM :) HİÇ BU AÇIDAN BAKMAMIŞTIM,SEVGİLER .

  4. Eskı bir dost
    12 Aralık 2010 | 14:37

    Ne kadar dogru!
    Ve kücücük bir ayrıntıda bazen ne düşünceler, ne gerçekler saklı olduğunu ne de güzel bulup çıkarmışsın şu genç yaşına karşın.
    Bir sorunum olduğunda beni toparlayan dolaplarımı, çekmecelerimi düzenlemek oluyor. Onlar düzgünleşirken düşünüyor ve sorunları kafamda belli yerlere oturtuyorum sankı. Tıpkı Salvador Dali’nin ‘Çekmeceler’ tablosu gibi…
    Tebrıkler…Öpücükler…

  5. Defne
    12 Aralık 2010 | 22:54

    Aynen! Salvador Dali’nin tabloları tamamiyle gerçeği yansıtıyor bence de. Bazen görmek istemediklerimizi… Bazen de farkında olmadıklarımızı… Benden de çok öpücükler :)

  6. Defne
    12 Aralık 2010 | 22:55

    Seni sabah sabah gülümsetebileceksem ne mutlu bana Zeynocuğum :) Çok sevgiler :)

Yorumunuzu Yazın