Yazın Favori Meyvesi: Karpuz!

thb_karpuz_19082011

Yaz mevsimini bazen sadece karpuz çıksın diye beklediğim oluyor. Taze çim kokusunu bile karpuz kokusu diye algıladığım olur sık sık.

Yalnız, şu yeni çekirdeksiz ya da minicik olan karpuzlara alışamadım ben. Eski usûl, çekirdekli, kütür kütür olanları seviyorum. (Zaten karpuzun çekirdeği çok faydalıymış, yemek de lazımmış…)

Eskiden marketler yokken, dedem toptan alırdı karpuzları! Evin yiyecek alışverişini ağırlıklı olarak dedem yapardı. Annem ve anneannem araba kullanmadığı için, büyük alımları taşımaları da mümkün olamıyordu. İş dedeme düşerdi. O da beğendiği bir karpuzcudan 10-15 tane karpuz alır, hepsini çalışma odasına koyardı. Bizler de karınca sürüsü gibi tüketirdik bu güzel meyveyi.
Üstelik hepsi de bal gibi tatlı çıkardı. Kim seçiyordu, nasıl seçiyordu hatırlamıyorum ama keleğine pek  rastlamıyorduk!

Tatlı karpuz deyince, karpuzu elma ya da kiraz gibi alamıyoruz malum. SEÇMEK gerekiyor. Bu da kolay iş değil. Şu tok sesi duymak lazım. İçini göremiyoruz, sadece o mükemmel sesi duymaya çalışıyoruz. Bu beceri ise zamanla gelişiyor. Genç kızlığımda manava seçimi bırakırken, şimdilerde kendim çabalıyorum doğrusunu bulmaya. Çok da eğleniyorum. Hele de seçtiğim karpuz aile meclisince onaylanırsa pek bir keyifleniyorum.

Kızıcık da benimle ve babasıyla alışveriş yapa yapa öğrendi artık karpuz seçmeyi. Daha dün evin yanındaki marketten alımımızı yaptık, üstelik onun seçtiği karpuzu eve getirdik. Market çalışanları hayretle Maya’ya bakıyorlar, yüzlerinde garip bir gülümseme, yarı şaşkın, yarı beğeni dolu. “Ooo Maya karpuz mu seçiyor?” dedi içlerinden biri. “Evet, onun seçtiğini alacağım.”dedim gülerek ben de.

Kasada ise konuşma devam etti. “Karpuzu Maya seçmiş!!!” Pek eğlendiler market çalışanları :) Eh biz de tabii ki…

Biz karpuzumuzu böyle seçerken, geçenlerde Hürriyet Gazetesi’nde okuduğum bir yazı aklıma geldi: “Beş bin yıllık problem: İyi karpuz nasıl seçilir”. Prof.Dr.Mikdat Kadıoğlu yazmış, “Havadan Sudan” isimli köşesinde.

Karpuzu seçerken üç önemli kurala dikkat edecekmişiz.

Bunlardan ilki karpuza genel bir bakış atmakmış. “İyi karpuz, şekli simetrik olandır.” diyor Kadıoğlu. Bir tarafı yamuk, düz ya da küçük kalmış olmamalıymış. Karpuzun gelişmemiş, daralmış kısımları susuz kalmış demekmiş. Rengi de ne aşırı parlak ne de aşırı donuk olmalıymış.

İkinci kural, karpuzun ağırlığında saklıymış. Elinize alıp tarttığınız karpuzun ağırlığı mutlaka büyüklüğüyle orantılı olmalıymış. Büyük bir karpuz çok hafifse içi geçmiş, küçük bir karpuz çok ağırsa kabak olma ihtimali yüksek demekmiş.

Üçüncü ve son kural ise karpuzu ters çevirip altındaki göbeğe bakmamızı gerektiriyor. Karpuzun toprağa temas ettiği yerin rengi önemliymiş. Ne kadar güneş aldığının göstergesi, yani doğru zamanda hasat edilip edilmediği bu renkte gizli. Aradığınız kremsi ya da soluk sarı renkli bir nokta.

Yani benim ve kızımın tık tık karpuzları yoklamamız boşuna. Bu üç kurala dikkat etmemiz gerekiyor. Ama alışkanlık işte yine bir tıklıyoruz elimizde olmadan :)  (Ya da böylesi daha eğlenceli olduğu için…)

Senelerdir gittiğim spor kulübünde eskiden çalışan harika bir eğitmen vardı. Amerikalı bu sporcunun her yerinden sağlık fışkırıyordu ve benim için müthiş bir motivasyon kaynağı idi. Onun zamanında bana önerdiği ve benim de okuyunca çok faydalandığım “The Food Doctor” isimli kitapta harika bir içecek tarifi var, KARPUZLU! Bari yerine gelmişken sizlerle paylaşayım:

 Sabah kahvaltısı için önerilen bu içecek bol antioksidan içeriyor. İçindeki yüksek C vitamini sayesinde kanser önleyici özelliği de var. Bir uyarı: bu içecek vücut tarafından çok hızlı emileceğinden, şeker dengenizi bozabiliyor. Bu nedenle içeceği tükettikten sonra proteinli bir gıda yemenizde fayda var. Mesela yoğurt  ya da yumurta gibi.

Karpuzda da çilekte de bol C vitamini var. Karpuzun çekirdeği ise vücut için faydalı yağ asitleri içeriyor.

Malzemeler:

Karpuzun 1.1-1.3 kg.’lık bölümü, soyulmuş ancak çekirdekleri çıkarılmamış şekilde
450 gram çilek, sapları ayıklanmış hâlde

Hazırlanışı:

Malzemeleri iki ayrı seferde (yani ikiye bölerek) blenderdan geçirin. Karpuzun çekirdeklerinin iyice öğütülmüş olması gerekiyor.
Hemen için. Bu içeceğin bekletilmemesi gerekiyor.

İşte bu kadar basit. Afiyet olsun!

3 Yorum
  1. Tugba
    20 Ağustos 2011 | 11:41

    Defnecim ferahlattin icimizi

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Ağustos 2011 | 19:10

    Afiyet olsun Tuğbacığım :) Karpuz seçiminde burada önerilen sistemleri uygulayarak bakalım fark hissedecek misin…

  3. Gebelik
    30 Eylül 2016 | 20:49

    aş erdim sanırım :) hamilelere özel karpuz üretilmeli :)

Yorumunuzu Yazın

Yazın Favori Meyvesi: Karpuz!

thb_karpuz_19082011

Yaz mevsimini bazen sadece karpuz çıksın diye beklediğim oluyor. Taze çim kokusunu bile karpuz kokusu diye algıladığım olur sık sık.

Yalnız, şu yeni çekirdeksiz ya da minicik olan karpuzlara alışamadım ben. Eski usûl, çekirdekli, kütür kütür olanları seviyorum. (Zaten karpuzun çekirdeği çok faydalıymış, yemek de lazımmış…)

Eskiden marketler yokken, dedem toptan alırdı karpuzları! Evin yiyecek alışverişini ağırlıklı olarak dedem yapardı. Annem ve anneannem araba kullanmadığı için, büyük alımları taşımaları da mümkün olamıyordu. İş dedeme düşerdi. O da beğendiği bir karpuzcudan 10-15 tane karpuz alır, hepsini çalışma odasına koyardı. Bizler de karınca sürüsü gibi tüketirdik bu güzel meyveyi.
Üstelik hepsi de bal gibi tatlı çıkardı. Kim seçiyordu, nasıl seçiyordu hatırlamıyorum ama keleğine pek  rastlamıyorduk!

Tatlı karpuz deyince, karpuzu elma ya da kiraz gibi alamıyoruz malum. SEÇMEK gerekiyor. Bu da kolay iş değil. Şu tok sesi duymak lazım. İçini göremiyoruz, sadece o mükemmel sesi duymaya çalışıyoruz. Bu beceri ise zamanla gelişiyor. Genç kızlığımda manava seçimi bırakırken, şimdilerde kendim çabalıyorum doğrusunu bulmaya. Çok da eğleniyorum. Hele de seçtiğim karpuz aile meclisince onaylanırsa pek bir keyifleniyorum.

Kızıcık da benimle ve babasıyla alışveriş yapa yapa öğrendi artık karpuz seçmeyi. Daha dün evin yanındaki marketten alımımızı yaptık, üstelik onun seçtiği karpuzu eve getirdik. Market çalışanları hayretle Maya’ya bakıyorlar, yüzlerinde garip bir gülümseme, yarı şaşkın, yarı beğeni dolu. “Ooo Maya karpuz mu seçiyor?” dedi içlerinden biri. “Evet, onun seçtiğini alacağım.”dedim gülerek ben de.

Kasada ise konuşma devam etti. “Karpuzu Maya seçmiş!!!” Pek eğlendiler market çalışanları :) Eh biz de tabii ki…

Biz karpuzumuzu böyle seçerken, geçenlerde Hürriyet Gazetesi’nde okuduğum bir yazı aklıma geldi: “Beş bin yıllık problem: İyi karpuz nasıl seçilir”. Prof.Dr.Mikdat Kadıoğlu yazmış, “Havadan Sudan” isimli köşesinde.

Karpuzu seçerken üç önemli kurala dikkat edecekmişiz.

Bunlardan ilki karpuza genel bir bakış atmakmış. “İyi karpuz, şekli simetrik olandır.” diyor Kadıoğlu. Bir tarafı yamuk, düz ya da küçük kalmış olmamalıymış. Karpuzun gelişmemiş, daralmış kısımları susuz kalmış demekmiş. Rengi de ne aşırı parlak ne de aşırı donuk olmalıymış.

İkinci kural, karpuzun ağırlığında saklıymış. Elinize alıp tarttığınız karpuzun ağırlığı mutlaka büyüklüğüyle orantılı olmalıymış. Büyük bir karpuz çok hafifse içi geçmiş, küçük bir karpuz çok ağırsa kabak olma ihtimali yüksek demekmiş.

Üçüncü ve son kural ise karpuzu ters çevirip altındaki göbeğe bakmamızı gerektiriyor. Karpuzun toprağa temas ettiği yerin rengi önemliymiş. Ne kadar güneş aldığının göstergesi, yani doğru zamanda hasat edilip edilmediği bu renkte gizli. Aradığınız kremsi ya da soluk sarı renkli bir nokta.

Yani benim ve kızımın tık tık karpuzları yoklamamız boşuna. Bu üç kurala dikkat etmemiz gerekiyor. Ama alışkanlık işte yine bir tıklıyoruz elimizde olmadan :)  (Ya da böylesi daha eğlenceli olduğu için…)

Senelerdir gittiğim spor kulübünde eskiden çalışan harika bir eğitmen vardı. Amerikalı bu sporcunun her yerinden sağlık fışkırıyordu ve benim için müthiş bir motivasyon kaynağı idi. Onun zamanında bana önerdiği ve benim de okuyunca çok faydalandığım “The Food Doctor” isimli kitapta harika bir içecek tarifi var, KARPUZLU! Bari yerine gelmişken sizlerle paylaşayım:

 Sabah kahvaltısı için önerilen bu içecek bol antioksidan içeriyor. İçindeki yüksek C vitamini sayesinde kanser önleyici özelliği de var. Bir uyarı: bu içecek vücut tarafından çok hızlı emileceğinden, şeker dengenizi bozabiliyor. Bu nedenle içeceği tükettikten sonra proteinli bir gıda yemenizde fayda var. Mesela yoğurt  ya da yumurta gibi.

Karpuzda da çilekte de bol C vitamini var. Karpuzun çekirdeği ise vücut için faydalı yağ asitleri içeriyor.

Malzemeler:

Karpuzun 1.1-1.3 kg.’lık bölümü, soyulmuş ancak çekirdekleri çıkarılmamış şekilde
450 gram çilek, sapları ayıklanmış hâlde

Hazırlanışı:

Malzemeleri iki ayrı seferde (yani ikiye bölerek) blenderdan geçirin. Karpuzun çekirdeklerinin iyice öğütülmüş olması gerekiyor.
Hemen için. Bu içeceğin bekletilmemesi gerekiyor.

İşte bu kadar basit. Afiyet olsun!

3 Yorum
  1. Tugba
    20 Ağustos 2011 | 11:41

    Defnecim ferahlattin icimizi

  2. Defne Ongun Müminoğlu
    20 Ağustos 2011 | 19:10

    Afiyet olsun Tuğbacığım :) Karpuz seçiminde burada önerilen sistemleri uygulayarak bakalım fark hissedecek misin…

  3. Gebelik
    30 Eylül 2016 | 20:49

    aş erdim sanırım :) hamilelere özel karpuz üretilmeli :)

Yorumunuzu Yazın